
Kur’ân ve Sünnet ışığında bizim için yaratıldıklarına ve bazı özelliklerine değindiğimiz hayvanlara karşı vazifelerimiz de vardır.
Öldürme hakkı yalnızca Allah’ındır. Hayvan da olsa hiçbir canlıyı öldürme yetkimiz yoktur. Rahmeti çok Rabbimiz hayvanları bizler için yaratmış, bazı türlerini keserek veya avlayarak yararlanabileceğimizi bildirmiştir.
Biz ancak O’nun verdiği izinle ve Elçisi Hz. Muhammed’in açıkladığı şekilde işlem yapabiliriz; Besmele çekip Tekbîr getirir, böylece kulluk bilincimizi pekiştirerek usulüne uygun bir şekilde kesim yaparız ve av hayvanımızı salarız.
Allah’ın yaratıcılığına inanmayan veya hayvanın O’nun verdiği izinle öldürülebileceğini kabul etmeyen kişinin eylemi, manen cinayettir. Bunun için Rabbimiz şöyle buyurur:
“Allah’ın emirleri ve yasaklarını içeren ayetlerine gerçekten inanıyorsanız, yalnızca O’nun adı anılarak kesilen hayvanların etlerinden yiyin.” (En’am 118)
Kesim ve avlanma ruhsatı verilenlerin dışındaki hayvanların öldürülmesi yasaktır. Mesela Peygamberimiz yırtıcı hayvanların avlanılmasını, etlerinin yenilmesini ve derilerinin kullanılmasını yasaklamıştır.
Sevgili Peygamberimiz hayvanların bir yerde kapalı tutularak veya aç bırakılarak öldürülmelerini de yasaklamıştır.
Peygamberimiz tıbbî bir amaçla kurbağa öldürüp öldürmeyeceğini soran kişiye, “Onların vakvakları Allah’ı tesbîhtir.” gerekçesiyle onay vermemiştir.
Öldürülmeleri onaylanabilecek hayvanlar fıtratları bozularak ölümcül saldırıda bulunabilecek olanlardır. Hayvanları gereksiz olarak öldürmenin sorumluluğu, azaba uğratacak şekilde büyüktür. Peygamberimiz hapsederek ölümüne sebep olduğu kedisinden ötürü bir kadının kabir azabına uğratıldığını bildirmiştir. O, sebepsiz öldürülen serçenin Allah’ın huzurunda, katili aleyhine dava açacağını duyurmuştur. O, kendisini ısıran karınca sebebiyle karınca yuvasını yaktıran bir Peygamberin, Rabbimiz tarafından şöylece yerildiğini de dile getirmiştir: “Seni ısıran bir karınca sebebiyle beni tesbîh edip yücelten bir topluluğun canına mı kıydın?”
Verilen örnekler ışığında doğal çevreyi kirleterek, ekolojik dengeyi bozarak ve zevk için çıkar hırsıyla avlanarak ölümlerine sebep olduğumuz hayvanlardan sorumlu olacağımızı söyleyebiliriz.
Yapılan açıklamalar, hayvanların hayatlarına saygı duyulması gerektiğini, öldürme hakkının yalnızca Allah’a özgü olduğunu göstermektedir.
Hayvanlara karşı temel görevlerimizden biri de merhametli olmaktır. Çünkü Peygamberimiz, “Can taşıyan her bir varlığa acımaktan ötürü sevaplandırılırsınız.” buyurarak ahlâkî atılımlarımızı hayvanlara da yönlendirmiştir.
Allah şanını artırsın, Peygamberimiz, Mekke’nin fethi günü yavruları memelerine yapışmış bir köpeği ve Veda Haccı yolculuğu sırasında vücûduna ok saplanmış yaralı bir ceylanı gördüklerinde, rahatsız edilmemeleri için başlarına birer görevli koydurmuştur. (Nesâî, Menâsik 78; A. Köksal, İslâm Tarihi, 8/212)
O, önceki ümmetlerden olup bir köpeğin susuzluğunu gideren bir fahişenin günahlarının bağışlandığını bildirmiş ve bunun bizim için de geçerli olduğunu müjdelemiştir. (Buharî, Enbiya 54)
Peygamberimiz, bir soru üzerine kedi artığının pis olmadığını açıklamış ve bu hükmünü kedinin ev halkından olduğu yargısıyla gerekçelendirmiştir. (Ebû Dâvud, Tahâre 38)
Onun merhamet çizgisinde yetiştirdiği sahâbîlerinden Hz. Enes söyle anlatıyor: “Yolculuk sırasında bir mola verdiğimizde hayvanlarımızın bakımı ve rahatlarını sağlamadan ibâdetimizi bile yapmazdık.” (Buhari, Edeb 77)
Onun yetiştirdiği bir diğer arkadaşı olan Adî b. Hatem de karıncalara ufalayarak ekmek serper ve şöyle derdi:
“Onlar bizim komşularımızdır, üzerimizde hakları vardır.” (Üsdül-Ğabe, 4/10)
Konakladığı bir sonraki yerde, üzerinde gördüğü karıncayı, arkadaşlarından koparıldığı için üzülmüştür gerekçesiyle ilk konaklama yerine dönerek bırakan mâna eri de bizim medeniyetimizin insanıdır.
Şanlı Peygamberimiz, sahâbî Usâme b. Zeyd’e ve onun şahsında biz müminlere de şöylece öğüt vermiştir:
“Aç canlıyı dikkatle izle. Zira Kıyamet günü, şikâyet edilirsin.” (Nesâî, Dahâya 42)
İslâm ümmeti böyle bir terbiyenin varisi olduğu için Medeniyetimizde hayvan ve kuş vakıfları ve de hastaneleri kurulmuş, cami duvarlarına kuş evleri yapılmıştır.
Bölümümüzü, koyunumu keserken ona acıyorum diyen bir sahabiye Peygamberimizin sözleriyle noktalayalım:
“Ona merhamet edersen Allah da sana merhamet eder.” (M. Zevâid, 32)
⇒ Devam edecek…