
2026 FIFA Dünya Kupası henüz ilk düdüğünü çalmadan, futbolun değil siyasetin konuşulduğu bir atmosfer oluştu. ABD, Kanada ve Meksika‘nın ortak ev sahipliğinde düzenlenen turnuva öncesinde özellikle İran Milli Takımı ve İranlı taraftarların karşılaştığı uygulamalar, sporun siyasetten ne kadar bağımsız kalabildiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
ABD ile İran arasında son aylarda tırmanan gerilim ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla daha da karmaşık hale gelen bölgesel kriz, Dünya Kupası organizasyonuna da yansımış görünüyor. Uluslararası basında yer alan haberlere göre İran Milli Takımı’nın ABD’deki hazırlık planları ciddi şekilde değiştirildi ve takım kampını ABD yerine Meksika’nın Tijuana kentinde kurmak zorunda kaldı.
Turnuva öncesinde bazı milli takımların yoğun güvenlik kontrollerinden geçirildiği bildirildi. Özellikle Özbekistan Milli Takımı oyuncularının antrenman sahasına girişte üst aramalarına tabi tutulması ve ekipmanlarının detaylı şekilde incelenmesi dikkat çekti. Benzer uygulamaların bazı diğer takımlar için de gerçekleştirildiği ifade edildi.
İran cephesinde ise asıl tartışma vize süreçlerinde yaşanıyor. ABD yönetimi İranlı futbolcuların vizelerini onaylamış olsa da federasyon yöneticileri ve teknik ekipte yer alan bazı isimlerin vizelerinin reddedildiği veya bekletildiği bildirildi. İran Futbol Federasyonu, bu durumu “sporun siyasallaştırılması” olarak nitelendirdi.
Krizin bir diğer boyutu ise İranlı taraftarları ilgilendiriyor. İran Futbol Federasyonu, FIFA kuralları çerçevesinde kendilerine ayrılması gereken taraftar biletlerinin dağıtımında ciddi engellerle karşılaştıklarını açıkladı. Federasyon yetkilileri, İranlı taraftarların ABD’ye girişte yaşadığı vize problemleri nedeniyle Dünya Kupası’nın kapsayıcı ruhunun zarar gördüğünü savunuyor.
Uluslararası insan hakları kuruluşları ve spor gözlemcileri de ABD’nin uyguladığı sıkı göç politikalarının Dünya Kupası gibi küresel organizasyonlarda eşit katılım ilkesini zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor. Bazı raporlarda, İranlı taraftarların yanı sıra çeşitli ülkelerden hakemler, gazeteciler ve futbol görevlilerinin de benzer engellerle karşılaştığı belirtiliyor.
FIFA yıllardır “Futbol Dünyayı Birleştirir” sloganını öne çıkarıyor. Ancak 2026 Dünya Kupası öncesinde yaşanan gelişmeler, uluslararası siyasetin futbol sahalarının sınırlarını aşarak tribünlere ve organizasyon yapısına kadar ulaştığını gösteriyor.
Sporun evrensel dili teoride insanları bir araya getirse de, İran örneğinde görüldüğü gibi jeopolitik gerilimler bazen futbolun önüne geçebiliyor. Dünya Kupası’nın ilerleyen günlerinde sahadaki mücadele kadar, saha dışındaki siyasi tartışmaların da gündemi belirlemesi bekleniyor.

Daha önceki “Dünya Kupası” hakkında kaleme aldığımız yazılarımızda, “Sporun siyasetten bağımsız olduğunun sık sık söylenmesine rağmen, tarihi gerçeklerin bunun tam tersini gösterdiğini” dile getirmiştik…
Amerika’da başlayacak olan “Dünya Kupası” öncesi yaşananlar, yazdıklarımızın ne kadar doğru tespitler olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi…
Tabii ki bu görüntüler, “sporun tarafsızlığı” ilkesini yeniden tartışmaya açmış durumda…
Dünya Kupası‘nın gerçek ruhu; pasaportlara, milliyetlere ve siyasi kamplaşmalara değil, sahadaki emeğe ve rekabete değer verilmesini, bunun yanında kardeşliğin ve dünya barışının yüceltilmesini gerektirir.
Bu nedenle spor organizasyonlarının, küresel siyasetin çıkmazlarının değil; adaletin, eşitliğin ve insan onurunun temsil edildiği alanlar olması gerekmektedir…
Hadi futbolun büyüsüne kapılarak bir hayal kuralım:
ABD Milli Takımı ile İran Milli Takımı‘nın finalde karşılaştığını düşünelim. İnsan kardeşliğinin tesis edildiği ve hat safhada yaşandığı bu final karşılaşmasından sonra…
Tamam, tamam!
Zaten hayal olduğunu söylemiştik…
Çünkü bugün gelinen noktada, bazı ülkelere uygulanan siyasi yaptırımların ve ayrımcı uygulamaların spor sahalarına kadar taşınması, böyle bir tabloyu hayalden öteye geçirmeyi zorlaştırıyor.
Oysa spor; duvarlar örmek için değil, köprüler kurmak için vardır.
Futbolun birleştirici gücü, ancak tüm takımlara ve tüm milletlere eşit mesafede durulduğunda anlam kazanır. Aksi halde “evrensel spor” söylemi, güçlülerin çıkarlarına göre şekillenen bir slogandan ibaret kalır.
Dünya Kupası‘nı gerçekten dünya kupası yapan şey; kupayı kimin kaldırdığı değil, insanlığın ortak değerlerinin sahaya ne kadar yansıdığıdır.
Görünen o ki insanlığın ortak değerlerleri pek sahaya yansımayacak…
İnşallah biz yanılırız!
İSLAMİ HABER “MİRAT”