Aynı Sistemin İçinde Siyaset Yapılırken, Kardeşliği Feda Etmenin Kime Faydası Var?
Siyasi tartışmalar, demokratik toplumların tabii bir parçasıdır. Farklı görüşlerin konuşulması, eleştirilmesi ve değerlendirilmesi elbette meşrudur. Ancak son yıllarda Türkiye’de siyaset, fikirlerin yarışından çok insanların birbirini düşmanlaştırdığı bir zemine dönüşmüş durumda.
Aynı mahallede yaşayan insanlar, aynı camide omuz omuza namaz kılan Müslümanlar, hatta aynı aile fertleri bile siyasi tercihleri sebebiyle birbirlerinden uzaklaşabiliyor. Sosyal medya ise bu ayrışmayı daha da derinleştiriyor.
Asıl sorulması gereken soru ise şudur:
Bütün bu tartışmalar gerçekten neyi değiştiriyor?
Partiler Değişiyor, Sistem Aynı Kalıyor
Türkiye’de iktidarlar değişebilir, belediyeler el değiştirebilir, meclisteki sandalye dağılımı farklılaşabilir. Ancak devletin temel işleyişini belirleyen anayasal ve kurumsal yapı değişmediği sürece, iktidara gelen her siyasi parti büyük ölçüde mevcut sistemin sınırları içerisinde hareket etmek zorunda kalıyor.
Bu durum sadece Türkiye’ye mahsus değildir. Dünyanın birçok ülkesinde hükümetler değişse de devletin temel kurumları, hukuk düzeni ve ekonomik mekanizmaları uzun yıllar boyunca büyük ölçüde aynı kalmaktadır.
Dolayısıyla vatandaşların, bütün umutlarını yalnızca seçim sonuçlarına bağlamaları çoğu zaman gerçekçi beklentiler oluşturmamaktadır.
Ekonomik Sistem Değişmeden Sonuç Değişir mi?
Toplumun en fazla şikâyet ettiği alanlardan biri ekonomidir.
Hayat pahalılığı…
Borç yükü…
Faiz baskısı…
Gelir adaletsizliği…
Peki şu soru üzerinde düşünmek gerekmez mi?
Eğer hangi parti iktidara gelirse gelsin aynı finansal düzen içinde hareket etmek zorunda kalıyorsa, ekonomik problemlerin kökten çözülmesi ne kadar mümkündür?
Faize dayalı küresel finans sistemi devam ettiği sürece yalnızca yönetici isimlerinin değişmesi, birçok vatandaş açısından beklenen rahatlamayı sağlamayabilir.
Bu noktada farklı ekonomik modeller tartışılabilir; ancak asıl mesele, kişileri değil sistemleri konuşabilmektir.
Kardeşliği Siyasete Kurban Etmek
En üzücü tablo ise siyasi tercihlerin iman kardeşliğinin önüne geçirilmesidir.
Bugün insanlar;
-Aynı kıbleye yöneldiği,
-Aynı Kur’an’a inandığı,
-Aynı Peygamber’i sevdiği,
kardeşleriyle yalnızca farklı partiye oy verdiği için tartışabiliyor.
Oysa Kur’an-ı Kerim’de müminlerin kardeş olduğu bildirilirken, bu kardeşliğin siyasi tercihlere göre şekillenmesi gerektiğine dair hiçbir ölçü bulunmamaktadır.
Partiler gelip geçicidir.
Liderler değişir.
İktidarlar değişir.
Ancak iman kardeşliği kalıcıdır.
Parti Aidiyeti mi, Hakikate Bağlılık mı?
Sağlıklı bir toplumda insanlar herhangi bir siyasi partiyi destekleyebilir.
Ancak hiçbir parti mutlak hakikatin temsilcisi değildir.
Bir Müslüman için ölçü; adalet, doğruluk, kul hakkı, israftan kaçınma, ehliyet ve emanet ilkeleri olmalıdır.
Partiler bu ilkelere yaklaştıkları ölçüde desteklenebilir, uzaklaştıkları ölçüde ise eleştirilebilir.
Partiyi dinleştirmek de, liderleri sorgulanamaz hâle getirmek de toplumun sağlıklı düşünmesini engeller.
***
Müslümanların bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey, birbirlerini siyasi kimlikleriyle değil iman kardeşliğiyle değerlendirebilmeleridir.
Elbette herkes siyasi tercih yapacaktır. Elbette farklı görüşler olacaktır. Ancak hiçbir seçim, hiçbir parti ve hiçbir lider; Müslümanlar arasındaki kardeşlik hukukundan daha değerli değildir.
Siyasi tartışmaların, öfkenin ve kutuplaşmanın sonunda kazanan çoğu zaman toplum olmuyor. Kaybeden ise güven, birlik ve kardeşlik oluyor.
Belki de yeniden şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Eğer tartıştığımız konular bizi daha adil, daha ahlaklı ve daha merhametli bir topluma ulaştırmıyorsa; birbirimizi kırmanın, ötekileştirmenin ve kardeşliğimizi zedelemenin kime ne faydası vardır?
Bugün ARDEV’e gelirken, Necmettin Erbakan Hocam düşüverdi benliğime. Belki yaklaşmakta olan seçim düşürmüştü onu aklıma. Belki de hocama olan sevgim, saygım ve özlemim… Seçim atmosferine girdiğimiz, ittifakların kurulduğu ve oy hesaplarının yapıldığı şu günlerde, “Erbakan hoca yaşasaydı” türünden polemikler yapılıyor ve kurulan ittifaklar Hoca yaşasaydı bizi desteklerdi türünden akıl yürütme...
Milli Teknoloji Hamlesi idealinin ve milli SİHA'ların öncü ismi, Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar ve Baykar Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar'ın babaları, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Bayraktar vefat etti.
Japonya’dan nükleer silahı olan tüm ülkelere’2şeffa olalım”çağrısı Japonya, nükleer silahlara sahip ülkelerin bu sahadaki “şeffaflıklarını artırması” çağrısı yaparak, “nükleer silahlardan arınmış bir dünya” için iş birliği hedeflediğini bildirdi. Japonya Başbakanı Kişida Fumio, hükümet yetkililerini ve uzmanları buluşturan ve Japonya Dışişleri Bakanlığınca düzenlenen “nükleer silahsızlanma” konulu çevrim içi toplantıda konuştu. ABD’nin...
Mirat Haber Ajansı Perşembe günü gerçekleşen saldırıda Afgan güvenlik güçlerinin en az 14 üyesi terör saldırısında öldürüldü. Yetkililer Taliban’ı suçluyorlar. Bu, üç günlük Bayram ateşkesinin Salı gece yarısı sona ermesinden bu yana ilk ölümcül saldırı. Savaşçılar başkent Kabil’in kuzeyindeki Pervan eyaletindeki bir kontrol noktasına saldırdı. Yetkililer, Taliban’ın da kayıplar verdiğini...
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kasım ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının 9 kata kadar ulaştığını açıkladı. Şemsi Bayraktar, “Markette en fazla fiyat artışı patlıcanda, en fazla fiyat düşüşü ise limonda görüldü” ifadelerini kullandı. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yapmış olduğu açıklamada, kasım ayında üretici...
ÖZEL HAYATIM Annem-Babam Babam, Rauf-Fatma’dan olma, 1908 doğumlu Faik Efendidir. Annem ise Mustafa -Sakine kızı, 1910 doğumlu Hamdiye Hanımdır. Ayrıca her ikisi de Rizelidir. Kardeşlerim Rahmetli babacığımın iki eşi vardı. Annem Hamdiye Hanımla, Tenzile Hanım. Babamın, annemden altı ve bununla beraber Tenzile Hanımdan dört olmak üzere 10 çocuğu vardı. Bir...