islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,5250
EURO
56,3246
ALTIN
6.784,88
BIST
14.467,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
29°C
İstanbul
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
25°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
23°C
Salı Çok Bulutlu
23°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C

VAHİY PENCERESİ / Fussilet Suresi 20. Ayet: Mahşerin Sessiz Şahitleri Konuşacak

VAHİY PENCERESİ / Fussilet Suresi 20. Ayet: Mahşerin Sessiz Şahitleri Konuşacak
A+
A-

VAHİY PENCERESİ

Fussilet Suresi 20. Ayet

Mahşerin Sessiz Şahitleri Konuşacak

İnsan, hayatı boyunca birçok şeyi gizleyebileceğini zanneder. Karanlıkta işlediği bir günahın, kimsenin görmediği bir hatanın veya yalnızca kendisinin bildiği bir niyetin ebediyen saklı kalacağını düşünür. Oysa Kur’an-ı Kerim, bu zannı tek bir ayetle yerle bir eder.

“Nihayet oraya vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmakta oldukları şeyler hakkında onların aleyhine şahitlik edecektir.” (Fussilet Suresi, 20. Ayet)

Bu ayet, kıyamet gününün en sarsıcı sahnelerinden birini gözlerimizin önüne serer. O gün ne güçlü bir savunma, ne etkili bir mazeret, ne de inkâr fayda verecektir. Çünkü insanın en yakınında bulunan şahitler konuşacaktır: Kulakları, gözleri ve derisi…

Dünyada nice insanlar yaptıklarını inkâr edebilir, delilleri yok edebilir, şahitleri susturabilir. Fakat Allah’ın huzurunda hiçbir şey gizli kalmaz. Çünkü insanın kendi bedeni, hayatı boyunca işlediği amellerin sessiz tanığıdır.

Kulak, duyduğu her sözü bilir…
Göz, baktığı her manzarayı taşır…
Deri ise dokunduğu her şeyi hatırlar…

Mahşer günü Allah Teâlâ’nın izniyle bu organlar dile gelecek ve hakikati olduğu gibi anlatacaktır. Bu, ilahî adaletin eksiksiz tecellisinin bir göstergesidir. Hiç kimseye haksızlık edilmeyecek; hiç kimse işlemediği bir suçla itham edilmeyecek, işlediği hiçbir kötülük de gizli kalmayacaktır.

Kur’an‘ın verdiği bu haber, mümin için yalnızca bir korku vesilesi değildir. Aynı zamanda büyük bir rahmet çağrısıdır. Çünkü henüz hesap günü gelmeden önce insanın kendisini hesaba çekmesini öğütler. Gözünü haramdan sakınan, kulağını gıybetten koruyan, bedenini Allah’ın razı olmayacağı işlerden uzak tutan kimse için bu ayet bir uyarı olduğu kadar bir müjdedir.

İlâhî Kayıt Sistemi Asla Yanılmaz

Yaşadığımız çağ, “kayıt çağı” olarak nitelendirilebilir. Gittiğimiz yerler, yaptığımız alışverişler, telefon görüşmelerimiz, internet üzerindeki hareketlerimiz ve hatta attığımız adımlar bile çeşitli teknolojik sistemler tarafından kayıt altına alınabiliyor. Güvenlik kameraları, uydu görüntüleri, dijital arşivler ve elektronik veri tabanları sayesinde, yıllar önce yaşanmış birçok olay bugün yeniden ortaya çıkarılabiliyor.

Bununla birlikte bütün bu sistemlerin ortak bir özelliği vardır: Hepsi insan yapımıdır ve sınırlıdır. Kameralar görmediği yeri kaydedemez, cihazlar bozulabilir, veriler silinebilir, kayıtlar değiştirilebilir veya kaybolabilir. En gelişmiş teknolojiler bile hata yapabilir ve hiçbir sistem mutlak değildir.

Kur’an-ı Kerim ise bize, bütün bunların çok ötesinde kusursuz bir ilâhî kayıt düzenini haber vermektedir. Allah Teâlâ’nın ilmi hiçbir zaman eksilmez, unutmaz ve yanılmaz. İnsanların gizli veya açık bütün sözleri, bakışları, davranışları ve niyetleri O’nun ilmindedir. Fussilet Suresi’nin bu ayeti de, kıyamet gününde insanın kendi organlarının Allah’ın izniyle şahitlik edeceğini bildirerek, ilâhî adaletin hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmayacağını ortaya koymaktadır.

Elbette burada teknoloji ile ahiretteki hesap düzeni arasında bir eşitlik kurulamaz. Dijital kayıt sistemleri, yalnızca ayetin mesajını anlamaya yardımcı olabilecek sınırlı bir benzetmedir. Allah’ın ilmi ne cihazlara, ne zamana, ne de herhangi bir araca bağlıdır. O, olmuşu da olacak olanı da bilir; görüneni de gizleneni de eksiksiz kuşatır.

Bu hakikat, mümin için korkudan önce bir muhasebe çağrısıdır. Henüz organlarımız mahşerde konuşmadan önce, onları Allah’ın razı olacağı işlerde kullanmak elimizdedir. Çünkü bugün irademizle yaptığımız her tercih, yarın kendi bedenimizin diliyle karşımıza çıkacaktır.

İnsanın gerçek kurtuluşu, başkalarını kandırmakta değil; Rabbiyle arasını düzeltmektedir. Çünkü mahşer günü en güvenilir şahit, insanın kendi bedeni olacaktır.

Allah Teâlâ bizleri, kulakları, gözleri ve bütün organları kıyamet gününde lehine şahitlik eden kullarından eylesin. Âmin.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.