
Gecenin karanlığı çöktüğünde pek çok canlı için hayat yavaşlar. Ancak bazıları için gece, asıl mesainin başladığı zamandır. İşte baykuş, karanlığın içinde sessizce süzülen, keskin gözleri ve olağanüstü işitme kabiliyetiyle gecenin en dikkat çekici canlılarından biridir.
İnsanların zihninde çoğu zaman gizem, yalnızlık ve hatta uğursuzlukla ilişkilendirilen baykuşun gerçek dünyası ise bundan çok farklıdır. O, tabiatın dengesi içerisinde önemli bir görevi bulunan, yaratılış özellikleriyle hayranlık uyandıran bir gece avcısıdır.
Baykuşların en dikkat çekici özelliklerinden biri gözleridir. Büyük gözleri, düşük ışıkta görmeye son derece elverişlidir. Ancak baykuşun başarısı yalnızca gözlerinden kaynaklanmaz. İşitme duyusu da avlanmasında hayati öneme sahiptir.
Özellikle bazı baykuş türlerinde kulak açıklıklarının başın iki yanında farklı yüksekliklerde bulunması, sesin geldiği yönü daha hassas biçimde belirlemelerine yardımcı olur. Böylece karanlıkta göremediği bir avın yerini yalnızca çıkardığı sesten tespit edebilir.
Üstelik baykuşların uçuşu da oldukça sessizdir. Kanatlarındaki özel tüy yapısı, havayla oluşan sesi azaltır. Bu nedenle avına yaklaşırken adeta görünmez bir gölge gibi hareket eder.
Baykuşlar genellikle kendi yuvalarını sıfırdan inşa etmek yerine ağaç kovuklarını, kaya oyuklarını, terk edilmiş yuvaları veya uygun başka doğal alanları kullanabilir. Bazı türler ise insan yapılarının çatılarında, kulelerinde ya da tarım alanlarındaki yapılarda da yuvalanabilir.
Dişi baykuş, türüne ve besin durumuna göre değişmekle birlikte birkaç yumurta bırakabilir. Yumurtaların kuluçkasında çoğunlukla dişi görev alırken erkek, yiyecek getirerek aileyi beslemeye katkıda bulunur.
Yavrular yumurtadan çıktığında tamamen bağımsız değildir. Bir süre ebeveynlerinin bakımına ve getirdiği besinlere muhtaçtır. Bu dönem, baykuş ailesindeki dayanışmanın en dikkat çekici safhalarından biridir.
Baykuşların yaşam alanları oldukça geniştir. Ormanlarda, bozkırlarda, çöllerde, tarım arazilerinde, sulak alanların çevresinde ve hatta şehirlerin yakınlarında bile farklı baykuş türlerine rastlamak mümkündür.
Dünyanın farklı bölgelerinde çok sayıda baykuş türünün bulunması, onların farklı çevre şartlarına uyum sağlama kabiliyetlerini de gösterir.
Baykuşların tabiat açısından en önemli görevlerinden biri, küçük memelilerin ve özellikle kemirgenlerin popülasyonlarını kontrol altında tutmalarıdır.
Bir baykuşun beslenme düzeninde fareler, tarla fareleri, sıçanlar ve çeşitli küçük canlılar önemli yer tutabilir. Böylece baykuşlar, tarım alanlarında ürünlere zarar verebilecek kemirgenlerin sayısının dengelenmesine katkı sağlar.
Yani geceleri sessizce avlanan bir baykuş, aslında farkında olmadığımız büyük bir ekolojik düzenin parçasıdır.
Baykuşa baktığımızda yalnızca büyük gözleri, keskin pençeleri veya sessiz uçuşu görmeyelim.
Karanlıkta görebilmesi, en küçük sesi fark edebilmesi, sessiz uçabilmesi ve bulunduğu ekosistemde önemli bir görevi yerine getirmesi; tabiatta her canlının kendisine uygun özelliklerle donatıldığını gösteren dikkat çekici örneklerdir.
Kur’an-ı Kerim, insanı yaratılış üzerinde düşünmeye davet eder:
“Onlar göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.”
(Âl-i İmrân, 3/191)
Belki de baykuşun gecenin karanlığında sessizce uçuşunu seyrederken sorulması gereken soru şudur:
Karanlıkta yolunu bulmasını sağlayan bu kusursuz sistem nasıl ortaya çıktı?
Baykuş, gecenin sessizliğinde avını ararken aslında bize çok daha büyük bir gerçeği hatırlatıyor:
Tabiat sessiz olabilir; fakat yaratılışın kendisi, dikkatle bakana çok şey anlatır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”