
Gazze’de ateşkes ilan edildi…
Peki gerçekten ateşkes var mı?
İsrail’in ateşkes anlaşmasını defalarca ihlal ettiği yönündeki açıklamalar ve sahadan gelen haberler ortadayken, Gazze’de yaşananların üzeri “ateşkes” kelimesiyle mi örtülüyor? Hamas, daha önce İsrail’in ateşkes anlaşmasını her gün ihlal ettiğini açıklamıştı.
Peki ya garantör ülkeler?
Onlar nerede?
Gazze’de ateşkesin uygulanmasını ve ihlallerin önlenmesini sağlayacağı söylenen uluslararası mekanizmalar nerede?

Ve daha da önemlisi:
Gazze’ye bakarken Batı Şeria’da ne oluyor?
Bugün gelen haber, bu soruyu daha da önemli hale getiriyor.
İsrail makamlarının Cenin ile Ramallah ve El-Bire bölgelerinde yaklaşık 339 dönümlük Filistin arazisini hedef alan üç yeni askeri emir çıkardığı bildirildi. Emirlerin, “güvenlik önlemleri” gerekçesiyle bitki örtüsünün kaldırılmasını, zeytin ve diğer ağaçların sökülmesini öngördüğü aktarılıyor.
Gazze’de ateşkes konuşulurken silahların sesi kısılıyor; fakat Batı Şeria’da bu kez toprağın kendisi hedef haline geliyor.
Üstelik mesele yalnızca birkaç yüz dönümlük arazi değil.
Son günlerde Batı Şeria’nın farklı bölgelerinde baskınlar, gözaltılar ve askeri operasyonlar devam ediyor. Anadolu Ajansı, İsrail ordusunun yalnızca Kudüs’ün kuzeybatısındaki Bidu beldesinde son 24 saatte yaklaşık 100 noktaya baskın düzenlediğini bildirdi. Cenin yakınlarında da iki Filistinlinin gözaltına alındığı açıklandı.
Öyleyse sormak gerekiyor:
Gazze’de ateşkes konuşulurken Batı Şeria neden kuşatılıyor?
Eğer ateşkes yalnızca Gazze sınırları içerisinde değerlendirilecekse, Filistin meselesinin bütünü nasıl korunacak?
Çünkü Filistin yalnızca Gazze değildir.
Gazze vardır.
Batı Şeria vardır.
Kudüs vardır.
Ve bu üçü birbirinden koparılamaz.
Bugün Cenin’de bir evin kapısı kırılıyorsa, Ramallah’ta bir yol kapatılıyorsa, Filistinlinin zeytin ağacı sökülüyorsa ve yüzlerce dönüm arazi “askeri emir” ile hedef haline getiriliyorsa, dünya kamuoyunun sadece Gazze’deki gelişmelere bakması yeterli değildir.
Daha önce de Batı Şeria’da araziye el koyma kararları alınmıştı. Örneğin ağustos ayında Ramallah yakınlarındaki Beytunya’da 37,5 dönümlük arazi için benzer bir askeri emir gündeme gelmişti.
İşte asıl tehlike burada:
Gazze unutulursa, Batı Şeria sessizce değiştirilebilir mi?
Ve soruyu biraz daha büyütelim:
Garantör ülkeler nerede?
Gazze’deki ateşkesin korunmasından söz eden ülkeler, Batı Şeria’daki gelişmeler karşısında ne yapıyor?
Uluslararası toplumun görevi yalnızca açıklama yapmak mı?
Yoksa anlaşmaların uygulanmasını sağlamak mı?
Bugün Filistin topraklarında yaşananları yalnızca günlük haber başlıklarıyla takip etmek yeterli değildir.
Çünkü bazen savaş bombayla değil, toprağın elinden alınmasıyla yürütülür.
Bazen bir şehir bombalanmaz; ama yolları kapatılır.
Bazen bir ev vurulmaz; ama sahibi o eve ulaşamaz.
Bazen bir insan öldürülmez; fakat toprağından, zeytin ağacından ve geleceğinden koparılır.
Gazze’ye bakarken Batı Şeria’yı görmeyenler, Filistin meselesinin yalnızca bir parçasını görüyor.
Gazze için ateşkes istiyoruz.
Peki Batı Şeria için ne istiyoruz?
Ve nihayet:
Garantör ülkeler nerede?
Uluslararası toplum nerede?
Batı Şeria’da olanları kim durduracak?
Gazze’nin sesi kısılırken Batı Şeria sessizce elden çıkarılıyorsa, mesele artık yalnızca bir ateşkes meselesi değildir.
Mesele Filistin’in geleceğidir.
Tabii Filistin ve Gazze diye bir yer kaldıysa…
İSLAMİ HABER “MİRAT”