islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,3322
EURO
55,0758
ALTIN
6.610,63
BIST
12.150,67
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
20°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
15°C

HİCAZ DEMİR YOLU’NDAN MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI’NA 

HİCAZ DEMİR YOLU’NDAN MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI’NA 
12/10/2026 11:10
A+
A-

HİCAZ DEMİR YOLU’NDAN MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI’NA 

Bâtıl hemîşe bâtıl ü bîhûdedir velî
Müşkil budur ki sûret-i hakdan zuhûr ede

Bâkî

Mirat Haber’de en son yazımı yaklaşık altı ay evvel yazmışım. Nedendir bilmiyorum ama bu altı ay zarfında kaleme sarılmak içimden gelmedi. İnsan bazen yazıp söylediklerini büyük fırtınaların uğultusunda kaybolan ıslıklara benzetiyor. Nefesi tükeniyor belki de insanın. O yüzden biraz dinlenmek ve nefesini toplamak gereği doğuyor. İnsan, her ne kadar dünyanın içine sürüklendiği anafordan zaman zaman ümitsizliğe kapılsa ve nafile nefes tükettiğini düşünse de biliyoruz ki iyilik/maruf için her daim imkân vardır. Yeter ki biz usanmadan maruf olanı yazıp söyleyelim. Şu âlemde samimiyetle yapılan hiçbir iş/amel karşılıksız kalmayacaktır. O halde yazmaya devam.

Yukarıdaki beyitte merhum şairimiz Bâkî, “Batıl her daim batıl ve beyhudedir amma/ Zorluk budur ki hak suretinde zuhur eder” diyor. Divan şairimiz Bâkî’nin bir beyite sığdırdığı bu muhteşem tespit, modern zamanların en geçerli manipülasyon/aldatma vasıtasıdır. Hele de İslam dünyasında çok da alıcısı vardır. Çoğu zaman, bâtılı Hak suretinde pazarlayanlar bakımından, başarılı neticeler doğurmaktadır. İnanan insanlar nezdinde, bâtılın Hak suretinde zuhur etmesinin doğuracağı yıkımlara işaret olması bakımından olmalı ki Kur’an’ı Kerim, kendisine inananları “Hakkı batılla bulamayıp da bile bile hakkı gizlemeyin!” [i]şeklinde ihtar ediyor. 

Şimdi gelelim “Hicaz Demir Yolu”na. Eminim ki çoğu insanın zihninde “Hicaz Demir Yolu” denilince Hacı adaylarının rahat bir şekilde hacca gidebilmeleri için inşa edilmiş bir demiryolu canlanmaktadır. Zira hem yapımı esnasında hem de aradan geçen yüz yıllık süreçte, hattın bu yönü öne çıkarılmış ve hep bu cepheden ele alınmıştır. Eğer özel bir gayret göstermemişseniz meselenin farklı bir cephesinin olduğundan haberdar olmanız imkânsız gibidir.

Mesela, 1977 yılında hazırlıklarına başlanarak Ankara-İstanbul arasına yapılan ve hepimizin kısaca “TEM” dediği otoyol projesinin açılımı “Transit Avrupa Otoyolu” dur. Ancak bu yolun dilimizde bilinen ismi ise “Anadolu Otoyolu”dur. Bu yol esasında Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu’nun (BM/AEK- UN/ECE) teknik ve idari desteğiyle 1977 yılında kurulmuş bir alt bölgesel iş birliği projesi olan Trans-Avrupa Kuzey-Güney Otoyolu (TEM) Projesi’nin bir etabı olup diğer etapları zamanla yapılmıştır/yapılmaktadır.

Bilindiği üzere “Hicaz Demir Yolu”, Sultan II. Abdülhamid tarafından 1900-1908 yılları arasında, Şam ve Medine arasına yaptırılan demir yolunun adıdır.  Bu yazıyı yazmadan evvel Hicaz Demir Yolu ile ilgili bilgilerimi tazelemeye ve teyide ihtiyaç duydum. Bulabildiğim çeşitli kaynaklardan okumalar yaptım. Bunlardan bir tanesi TDV İslam Ansiklopedisinin “Hicaz Demir Yolu” maddesiydi. [ii] Maddeyi okuduğunuzda, bu yol düşüncesinin temelinde hacıların selametle Hicaz’a gitmelerini temin etmek,  İslam Birliğini güçlendirmek ve Osmanlı topraklarında güvenliği teminden farklı bir gayenin/niyetin yatabileceği aklınızın ucundan bile geçmez.

Dikkatimi çeken bir diğer makale ise “Demiryolu Ekseninde Alman İmparatorluğu’nun Yakın Doğu’daki Nüfuz Mücadelesi 1878-1914” başlıklı makaledir.[iii] Meselenin iki ayrı yönünü ele alması bakımından bu iki makaleyi sizlerin de dikkatlerinize sunmak istedim. İkinci makale ağırlıklı olarak Alman Kaynaklarından faydalanılarak hazırlanmış.

Yeniden okumalarımın/araştırmalarımın hülasası şudur: Osmanlı döneminde yapılan demir yollarının tamamında, Batılıların Doğuya nüfuz mücadelelerini görmek mümkündür. Bunlardan kimisi İngilizlere verilen imtiyazlarla kimileri de Almanlara verilen imtiyazlarla yaptırılıyordu. Tasarı, teknik destek ve finans desteği onlarca temin ediliyor, işçi temini ve güvenlik ağırlıkta bizim üzerimize düşüyordu. Yapılan demir yollarının gelirleri kredi ödemesini karşılamadığı zaman ise devletimiz tamamlamak zorunda kalıyordu. Tamamlanamadığında neler olduğunu ise söylemeye bile gerek yok sanırım.

Almanlar, İngilizlerin denetiminde olan stratejik bölgeleri bypass etmek için, demir yolu hatları tasarlayıp Osmanlıya teklif getiriyorlar, İngilizler ise Osmanlı’nın kendilerine az bir demir yolu imtiyazı vermesine mukabil, Almanlara kolaylıkla imtiyaz verildiğinden ötürü sitem ediyorlardı. Onlar da kendilerine hem hammadde temini hem de nüfuz sahalarını genişletmek bakımından imtiyaz talep ediyorlardı. II. Abdülhamid sonrası dengenin İngilizler lehine bozulduğu söylenebilir. Yer yer bu ikisinden başkaları da yok değildi; Fransızlar gibi… Bize ise bunları kendi selametimize yarar ümidi ile onların kredi temini, teknik destek ve askeri gözetimi altında yapmak kalıyordu.

Ancak “Hicaz Demir Yolu” yapımında devletimizin seferber olduğunu, yardım sandıkları kurulduğunu, ülkenin dört bir köşesinde vaizler dolaştırılarak yardımlar toplandığını teslim etmeliyiz. Halkın da “Hicaz Demir Yolu” projesini sahiplendiği, inkârı mümkün olmayan bir gerçek olarak, kaynaklardan anlaşılıyor. Fakat “Hicaz Demir Yolu” Projesini ilk teklif edenin bir Alman mühendis olduğunu, Süveyş Kanalı’nın İngilizlerin işgalinde olmasından dolayı, Almanların Yakın Doğuya erişimde sıkıntı yaşadıklarından kanalı baypas etmek istediklerini ve yolun yapımında finans destekleri olmamakla beraber teknik ve askeri destekleriyle Almanların projenin içerisinde olduklarını da kaynaklarda görebiliyoruz. Almanların para koymamaları, muhtemelen, projenin başarısız olma ihtimalini hesap ettiklerini düşündürüyor.

Ne yazık ki, o zaman ülkemizde yapılan demir yolları, Avrupa’daki fabrikalara topraklarımızdan ucuz hammadde temin ediyordu. Onların ülkemiz toprakları üzerinde ve Yakın Doğu’daki nüfuz rekabetine vasıta oluyor, rekabet askeri desteğe ihtiyaç duyduğunda ise kolay askeri intikale yarıyordu.

Bizim “Hicaz Demir Yolu” da aslında diğerlerinden farklı değildi.  Almanlarla İngilizlerin mücadelesinde, Almanlar lehine bir yatırım bize “Hicaz Demir Yolu” olarak sunulmuştu.

Bilmem anlatabildim mi?

Şimdi gelelim “Mekke Savunma Anlaşması”na. İsminden başlayarak büyük bir algı yapıldığından hiçbir kuşkum yok.

Sözü fazla uzatmayacağım. İlkini anlatabildiysem ikincisi de anlaşılmıştır. Dünü bilmek bugünü anlamaya yaramazsa neye yarayacaktır.

Eğer bu kadarı da yeterli olmuyorsa, sonradan CENTO’ya dönüşen Bağdat Paktı da dünden bir misaldir.

ABD’nin milyar dolarları bir turda toplayıp götürdüğü ama kendilerini koruyamadığı/korumadığı, Suudi Arabistan başta olmak üzere, Körfez ülkelerinin sıkıştığı bir vasatta gündeme gelen Mekke Savunma Anlaşması, Mekke’yi savunma anlaşması değildir. Türkiye ve Pakistan’ı savunma Anlaşması hiç değildir.

Tıpkı “Hicaz Demir Yolu”nun Hicaz Demir Yolu olmadığı gibi.

Vesselam!         

Dipnotlar

[i] Bakara Suresi 42. Ayet.

[ii] Ufuk Gülsoy – William Ochsenwald, “Hicaz Demiryolu”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Erişim 12 Ekim 2026).

[iii] Yunus Balı – SerapToprak, “Demiryolu Ekseninde Alman İmparatorluğu’nun Yakın Doğu’daki Nüfuz Mücadelesi 1878-1914”, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 22/1 (01 Mart 2024), 120-135.

Şaban Çetin

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Cenk Cemil dedi ki:

    Yunus Emre Hazzretleri “Göz oldur ki, Hakkı göre; Yol oldur ki, Hak’a vara” demiştir …
    Şaban Bey, Hakk’ı gören gözleriniz, müslümanlrın cümlesine örnek ve ders olsun diyorum.

  2. Deniz dedi ki:

    Bu ülkede, vatanına devletine şüpheyle yaklaşan bu tarz yazarlar oldumu sırtımız yere gelmez. Konu İran’ın ali menfaatleri olursa hiç geri durmazlar. Yazıya gelecek olursak: Çarpıtma, algı ne derseniz var. İki tane doğrunun yanında bir çok yanlışın bir arada olduğu çöp bir Yazı.. Anlamakta zolandığım, MİRAT HABER bu gibi yazarlara yazdırarak MİRAT HABERİN kalitesini düşürüyorsunuz.