islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,7621
EURO
55,8463
ALTIN
6.412,34
BIST
11.116,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Çok Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
15°C
Çarşamba Çok Bulutlu
17°C
Perşembe Yağmurlu
17°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C

Tarihi Kim Yazıyor, Hafızamızı Kim Şekillendiriyor?

Tarihi Kim Yazıyor, Hafızamızı Kim Şekillendiriyor?
26/10/2026 08:00
A+
A-

Tarihi Kim Yazıyor, Hafızamızı Kim Şekillendiriyor?

Eğitim sisteminde tarih: Geçmişi anlamak mı, belirli bir hafızayı yeniden üretmek mi?

Bir millete geçmişini nasıl öğrettiğiniz, onun geleceğini nasıl şekillendireceğinizi de belirler. Çünkü tarih yalnızca geçmişte yaşanan olayların kaydı değil, toplumların kendilerini ve dünyayı anlama biçimidir. Peki Türkiye’de öğrencilere tarih öğretilirken gerçekten geçmişin bütün yönleri gösteriliyor mu, yoksa belirli bir tarih anlatısı mı aktarılıyor?

Bugünkü tarih öğretiminin en önemli sorunlarından biri, siyasi kırılmaları, toplumsal çatışmaları ve tarihî şahsiyetleri bütün boyutlarıyla tartışmak yerine, çoğu zaman önceden belirlenmiş bir çerçevede sunmasıdır. Öğrenci olayların nedenlerini, farklı aktörlerin amaçlarını ve kararların sonuçlarını sorgulamak yerine, kendisine sunulan anlatıyı öğrenmeye yöneltiliyor.

 

Mustafa Kemal dönemi bunun en çok tartışılması gereken örneklerinden biridir. Cumhuriyet’in kuruluşu, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş, hilafetin kaldırılması, laiklik politikaları ve eğitim reformları anlatılırken yapılan değişikliklerin gerekçeleri kadar toplumsal sonuçları da ele alınmalıdır. Mustafa Kemal’in liderliği ve Millî Mücadele’nin askerî-siyasi boyutu anlatılırken dönemin farklı fikirleri, muhalif sesleri ve uygulamaların doğurduğu tartışmalar da görmezden gelinmemelidir. Tarihî şahsiyetleri dokunulmazlaştırmak da bütünüyle karalamak da tarihçilik değildir.

Aynı sorgulama Osmanlı’nın son dönemi için de geçerlidir. İmparatorluğun çözülüşünü yalnızca iç sorunlarla açıklayıp İngiltere başta olmak üzere emperyalist devletlerin müdahalelerini geri plana itmek, eksik bir tarih bilinci oluşturur. Sykes-Picot Anlaşması, Balfour Deklarasyonu ve Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi, bölgenin bugünkü sorunlarını anlamak isteyen bir öğrencinin bilmesi gereken tarihî gelişmelerdir.

İslami perspektiften bakıldığında mesele, geçmişi bir ideolojinin kalıplarına hapsetmemektir. Kur’an’ın adalet çağrısı, kendi aleyhimize bile olsa hakikati gözetmeyi gerektirir.

Tarih, iktidarların kendilerini aklama aracı değil, hakikati arama çabası olmalıdır. Eğitim sistemi öğrenciye yalnızca ne düşüneceğini değil, nasıl sorgulayacağını da öğretmelidir. Belgeleri karşılaştıran, farklı kaynakları inceleyen ve iddiaları kanıtlarla değerlendiren bir nesil yetiştirmeden tarih bilinci oluşturamayız.

Çünkü geçmişi eksik öğrenen bir toplum, bugününü de eksik yorumlar. Tarihini sorgulamaktan korkan değil, tarihi belgelerle sorgulayabilen bir nesil, geleceğini daha sağlam temeller üzerine kurabilir.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar
  1. Nazmi Uçkan dedi ki:

    Tarihi yapan yazıyor,seyredenlerde okuyor.akletmeden,tevhid penceresinden bakmadan nasıl sorgulanabilinirki?erken cumhuriyet döneminde camileri,depo ve ahır olarak kullananları eleştirenler,şimdi camilerde,küfre muhalefet etmeyen iman anlayışını yerleştirenlere tek laf ediyorlarmı,edemezler.çünkü olaylara camileri ahır yapanların gözünden bakıyorlar.