
Güney Kore’den yayılan K-Pop, sadece sahnelerdeki kusursuz performanslarla değil, gençlerin psikolojik sağlığı üzerinde yarattığı baskıyla gündemde. İnce beden, kusursuz cilt ve sürekli mükemmeliyet beklentisi, gençlerde özgüven kaybına ve sosyal kaygılara yol açıyor.
Fikriyat ekranlarında yayınlanan Aile Akademisi programında sosyolog/yazar Asiye Aykut ile K-pop ve Kore kültürünün gençler üzerindeki etkilerini konuştuk. Aykut, kendi deneyimleri ve akademik çalışmaları ışığında, bu akımın gençlerin zihinsel dönüşümünde ve kimlik gelişiminde önemli riskler barındırdığı uyarısında bulundu. Aykut’a göre K-pop, gençlerin oluşturduğu bir alt kültür değil; “burjuva tarafından ekonomik kazanç amacıyla üretilmiş” güçlü bir kültürel endüstri… Güney Kore’nin “Hallyu” (Kore Dalgası) stratejisi, medya, pazarlama ve hikayeleştirme teknikleriyle küresel çapta yeniden yapılandırılan ve sürekli güncellenen bir kültür.
Albümler, konser biletleri ve fan ürünleri gençleri ekonomik olarak zorlarken, sosyal medyada sürekli paylaşılan içerikler ve fan gruplarındaki rekabet gençleri adeta bir tüketim çarkına hapsediyor. Eğlencenin bedeli, gençler için sadece maddi değil, ruhsal olarak da ağır.

“Kore çılgınlığı”, gençleri kendi kültürel köklerinden uzaklaştırıyor. Batı ve Asya pop kültürlerinin karıştığı yüzeysel moda anlayışı, gençler arasında kimlik karmaşasına ve kültürel yabancılaşmaya yol açıyor.
K-Pop’un gençler üzerindeki en tehlikeli etkisi, ruh sağlığına verdiği zarar ve artan intihar vakalarıdır. Gençler, estetik baskı, sosyal medya etkisi ve tüketim yükü altında psikolojik çöküş yaşıyor. Birçok genç, bu baskılarla baş edemeyerek hayata veda ediyor. K-Pop’un parıltılı dünyası, giderek karanlık bir tabloya dönüşüyor.

K-Pop, gençler için cazip bir eğlence kaynağı olabilir; ancak estetik baskılar, kültürel yozlaşma ve psikolojik çöküşler, bu eğlencenin bedelini ölümcül bir boyuta taşıyor. Aileler, eğitimciler ve gençler, bu çılgınlığın etkilerinden korunmak için acil önlemler almak zorunda.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Abd nin son örnek sömürgesi olarak dünyaya pazarlanıyor. Almanya, Japonya, Kore diye reklam yüzü olarak devam ediyor. Biz üvey sömürge olunca tukaka oluyoruz burnumuz krizlerden çıkmıyor. Ama oralarda üretilen her türlü ürün ve akım hemen en etkin bir şekilde bizlere pazarlanıyor. Promosyon bile veriliyor. kampanya ve indirim cabası.