islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,7621
EURO
55,8463
ALTIN
6.412,34
BIST
11.116,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Çok Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
15°C
Çarşamba Çok Bulutlu
17°C
Perşembe Yağmurlu
17°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C

BİR OMUZ, BİR TEBESSÜM, GÜZEL BİR SÖZ

BİR OMUZ, BİR TEBESSÜM, GÜZEL BİR SÖZ
26/10/2026 10:00
A+
A-

BİR OMUZ, BİR TEBESSÜM, GÜZEL BİR SÖZ

İnsan sadece yiyip içerek, para kazanarak, evini geçindirerek mutlu olamaz. İnsanın karnını doyurması kadar gönlünü doyurması da gerekir. Sevilmek, güvenmek, dostluk kurmak, derdini anlatabilmek ve birilerinin yanında olduğunu hissetmek ister. Çünkü insan tek başına yaşayamaz. Birbirimize ihtiyacımız var. Bazen bir omuz, bazen güzel bir söz, bazen de bizi gerçekten dinleyen bir insan yeter.

Yüce Allah, insanı şerefli bir varlık olarak yarattığını bildiriyor (İsrâ, 17/70). Öyleyse kimseyi hor görmeye, kimseyi küçümsemeye, kimseyi parasıyla, makamıyla veya kılığıyla değerlendirmeye hakkımız yok. Kur’an, bir topluluğun diğerini alaya almasını yasaklar; çünkü alay edilen, alay edenden daha hayırlı olabilir (Hucurât, 49/11). Peygamber Efendimiz (S.A.V.) de şöyle buyurur: “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33). İnsanın değeri cebindeki parayla ölçülmez.

Ama ne yazık ki bugün insanın değerini çoğu zaman malına, parasına ve makamına göre belirliyoruz. Parası olanın etrafında kalabalıklar oluşuyor, işi düşünce herkes kapısını çalıyor. Parasız kalanın, işi bozulanın, dara düşenin ise çoğu zaman yüzüne bakan olmuyor. İnsanlar birbirine “Bu insandan ne elde ederim?” diye bakıyor. Oysa Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) ölçüsü başkadır: “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat).

Peki, insanlık bu mu? Hayat dediğimiz şey sadece para kazanmak, mal biriktirmek ve daha fazlasına sahip olmak mı?

Kur’an, mal ve çokluk yarışıyla oyalananları uyarıyor (Tekâsür, 102/1-2). Mala olan aşırı sevgiyi ve yetime, yoksula karşı duyarsızlığı birlikte kınıyor (Fecr, 89/17-20). Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bu yarışın boşluğunu şöyle özetler: Âdemoğlu “Malım, malım.” der. Oysa senin malın, ancak yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve sadaka verip ahirete gönderdiğindir (Müslim, Zühd, 3). Çünkü insan dünyaya sadece bir şeyler biriktirmek için gelmedi. Allah katında üstünlük de parayla, makamla, soyla sopla değil; takvayla, yani Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle ölçülür (Hucurât, 49/13).

İslâm bize sadece ibadet etmeyi değil, insan olmayı da öğretir. Adaletli olmayı, merhamet etmeyi, paylaşmayı, komşuyu gözetmeyi, garibin elinden tutmayı ve haksızlığa uğrayanın yanında durmayı emreder. Allah, iyilikte ve takvada yardımlaşmamızı, kötülükte ve düşmanlıkta yardımlaşmamamızı istiyor (Mâide, 5/2). Müminlerin kardeş olduğunu bildiriyor (Hucurât, 49/10). Peygamber Efendimiz (S.A.V.), bu kardeşliğin sorumluluğunu da açıkça belirtir: “Müslüman, Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir.” (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58). Yine buyurur: “Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe (gerçek anlamda) iman etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71).

Peygamber Efendimiz (S.A.V.), müminlerin birbirlerine sevgi ve merhamet konusunda bir vücudun organları gibi olduğunu bildiriyor (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66). Bir başka hadisinde de müminleri, birbirini ayakta tutan sağlam bir binaya benzetiyor (Buhârî, Salât, 88; Müslim, Birr, 65). Merhameti ise imanın ayrılmaz bir parçası olarak anlatır: “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” (Buhârî, Edeb, 18; Müslim, Fezâil, 66). “Yeryüzündekilere merhamet edin ki gökteki de size merhamet etsin.” (Tirmizî, Birr, 16; Ebû Dâvûd, Edeb, 58).

Yani bir Müslüman, “Bana ne!” diyerek kenara çekilemez. Komşusu açken tok yatmayı, bir insan dert içindeyken sırtını dönmeyi, bir mazlum ezilirken susmayı normal göremez. Nitekim Resûlullah (S.A.V.), “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” buyurmuştur (Buhârî, el-Edebü’l-müfred, 112). Kur’an’ın ahlâkıyla ahlâklanan bir Müslüman, elinden ne geliyorsa yapmaya çalışır. Çünkü merhamet, sadece dilde söylenen bir söz değil, hayatta gösterilen bir davranıştır.

Bazen bir yoksulun ihtiyacını karşılamak, bazen bir yetimin başını okşamak, bazen de derdi olan bir insanı oturup dinlemek gerekir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.), “Ben ve yetimi koruyup gözeten kimse cennette şöyle (iki parmağını göstererek) yan yanayız.” buyurmuştur (Buhârî, Talâk, 25; Edeb, 24). Bir müminin dünya sıkıntılarından birini gideren kimsenin kıyamet günü sıkıntılarından birini Allah’ın gidereceği müjdelenir (Müslim, Zikr, 38). Her iyilik para istemez. “Kardeşine güler yüzle bakman da sadakadır.” (Tirmizî, Birr, 36). “İyilikten hiçbir şeyi küçümseme; kardeşini güler yüzle karşılaman bile olsa.” (Müslim, Birr, 144). Bir selam, bir tebessüm, bir hâl hatır sormak, içten bir dua bile insanın gönlünü kazanabilir.

Yüce Allah, bir canı kurtarmanın büyük değerini anlatırken bunu bütün insanlığı yaşatmak gibi değerlendirir (Mâide, 5/32). Demek ki insan hayatı çok kıymetlidir. Bir insanın derdini hafifletmek, umudunu yeniden yeşertmek, onu yalnız bırakmamak küçümsenecek işler değildir.

Bunun en güzel örneklerinden birini Medineli Ensâr gösterdi. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile Mekke’den gelen muhacir kardeşlerini kendilerine tercih ettiler (Haşr, 59/9). Bugün bizim de bu anlayışa ihtiyacımız yok mu? Herkesin kendisini düşündüğü bir zamanda başkasını da düşünebilmek, işte gerçek kardeşlik budur. Kur’an, hayırseverlerin bu inceliğini de anlatır: “Biz sizi sırf Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” (İnsân, 76/8-9).

Kur’an, yetimi itip kakanı ve yoksulu doyurmaya teşvik etmeyeni kınıyor (Mâûn, 107/1-3). Bu ayetler bize şunu hatırlatıyor: Namaz kılmak, oruç tutmak elbette çok önemlidir. Fakat ibadet ediyoruz diye insanlara karşı sorumluluklarımız ortadan kalkmaz. Resûlullah (S.A.V.) bir gün sahabeye “Müflis kimdir?” diye sordu. Ardından şöyle buyurdu: Ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir; fakat şuna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, onun kanını dökmüş ve ötekini dövmüş olarak gelir. Bunlara iyilikleri dağıtılır, iyilikleri bitince onların günahları ona yüklenir ve cehenneme atılır (Müslim, Birr, 59). Bir taraftan ibadet edip diğer taraftan yoksula sırtımızı dönüyorsak, yetimin hakkını gözetmiyorsak, insanları hor görüyorsak kendimizi ciddi biçimde sorgulamalıyız. Çünkü Kur’an, gerçek iyiliği yalnızca yüzü doğuya ya da batıya çevirmekte değil; yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara mal vermekte ve ibadeti ahlâkla birlikte yaşamakta görür (Bakara, 2/177).

Asıl mesele şu: İnsanlara sahip oldukları için mi değer vereceğiz, yoksa insan oldukları için mi?

Zenginle karşılaşınca güler yüz gösterip fakire yüzümüzü çeviriyorsak, güçlüye saygı duyup güçsüzü eziyorsak, işimize yarayana yakın durup işimiz bitince insanları unutuyorsak burada ciddi bir insanlık sorunu var demektir. Bu hassasiyet, vahyin daha ilk dönemlerinde Peygamber Efendimiz’e (S.A.V.) bile hatırlatılmıştır. Âmâ (gözleri görmeyen) sahabi Abdullah b. Ümmü Mektûm kendisine geldiğinde, Resûlullah (S.A.V.) Mekke’nin ileri gelenlerini İslâm’a davet etmekle meşguldü ve ona yeterince ilgi gösteremedi. Bunun üzerine Abese sûresi nâzil oldu (Abese, 80/1-10; Tirmizî, Tefsîr, 80). Kur’an, kalabalıkların rağbet ettiği kişiye değil, kalbi Allah’a yönelmiş olana değer vermemizi ister: “Kendini, sabah akşam Rablerine O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle beraber tut; dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan ayırma.” (Kehf, 18/28). Peygamber Efendimiz (S.A.V.) de şöyle buyurur: “Siz ancak zayıflarınız sayesinde yardım görür ve rızıklanırsınız.” (Buhârî, Cihâd, 76).

Unutmayalım ki dünya sadece binalarla, yollarla, parayla ve imkânlarla güzelleşmez. Bir yerde adalet yoksa, merhamet yoksa, insanlar birbirine güvenemiyorsa orada gerçek huzurdan söz edemeyiz.

Öyleyse işe kendimizden başlayalım. Önce ailemize, sonra komşumuza, akrabamıza ve çevremizdeki insanlara karşı daha duyarlı olalım. Birbirimizi dinleyelim, birbirimize destek olalım, ihtiyaç sahibini görmezden gelmeyelim. Her şeyi devletten, toplumdan veya başkasından beklemeden kendi payımıza düşeni yapalım. Resûlullah (S.A.V.)’ın dediği gibi: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.” (Buhârî, Cum’a, 11; Müslim, İmâre, 20).

Çünkü insanlık, sadece kendin için yaşamak değil, başkasının derdini de kendi derdin gibi görebilmektir. İman da tam burada olgunlaşır; insan, kendisi için istediğini kardeşi için de istediğinde…

Daha güzel bir dünya istiyorsak önce birbirimize insan gibi davranmayı öğrenmeliyiz.

Kadir Bekil

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.