islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,7875
EURO
55,5817
ALTIN
6.420,64
BIST
11.191,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
14°C
İstanbul
14°C
Yağmurlu
Çarşamba Çok Bulutlu
17°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
17°C
Cuma Hafif Yağmurlu
17°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
15°C

YAHUDİLİĞİN GERÇEK TARİHİ

YAHUDİLİĞİN GERÇEK TARİHİ
A+
A-

YAHUDİLİĞİN GERÇEK TARİHİ

Kuran-ı Kerim İsra Suresi 4. ayet bildirmektedir:

وَقَضَيْنَٓا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْاَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَب۪يرًا

“Kitapta İsrâiloğulları’na vahyettik: kesinlikle yeryüzünde iki kez fesad çıkaracaksınız, kesinlikle çok kibirli bir böbürlenmeyle azacaksınız.”

Musevilik dini ve Yahudi kavmi tarihi çok sağlammış, kesinmiş gibi sunulmakta, sunulan da pek az kişi dışında tarihçilerce bir lokmada kabul edilmektedir. Oysa Yahudi kavminin tarihi de bugünkü Filistin işgalindeki propaganda gibi tutarsızlıklar üzerine kuruludur.

Kabullenilmiş, adeta iman edilmiş mevcut tarih yerine, verilerle, olaylarla ve Kuran’la uyumlu tarihin ana hatları şöyledir:

1. Hz. İbrahim ve ailesi, Sümer’den hicret ettikten sonra İslam fikrini, Millet-i İbrahim’i yaydılar. Onların ve Hz. Musa’nın geçmişleri ve Tevrat’ın (ilk beş kitabın) inzali haktır.

2. İbranice diye ayrı bir dil olmadı. İsrailoğulları Kenan/Filistin’e gelince hemen hemen aynı dil olan ve Arapçanın lehçesi sayılabilecek ortak dil Kenan/Filistin/Fenike dili konuştular. 

3. İsrailoğulları, bütün Akdeniz’e ve ötesine yayılmış büyük bir deniz imparatorluğu olan Fenike’nin dilini, kültürünü, ticaret geleneklerini aldılar, zamanla İslam’ı bıraktılar. Bu devirde arkeologlar bunların evlerinde küçük putlar bulurlar.

4. Irak hakimiyeti, Suriye/Filistin’deki Fenike hakimiyetine son verdi. Nebukadnezar, direnen İsrailoğullarının bir bölümünü Babil’e sürdü. Kısmen yazılı olan Tevrat’a bağlı ve bugün hala devam eden Samiriler grubuna dokunmadı.

5. Iraklıların akabinde gelen İranlıların bütün Yakın Doğu, Orta Doğu, Orta Asya, Güney Asya hakimiyetiyle İsrailoğulları serbest kaldı, onların himayesinde palazlandılar. İran, kendi konuştuğu eski Farsçayı değil Aramiceyi ortak dil seçti.

6. Üzeyir, Arami dilde Tevrat’ı ve bazı ilave kitapları yeniden, bu kez ortak imparatorluk dili Aramcayla yazdı. Buna rağmen Samiriler hariç Filistin’de İslam, Tevrat şeriatı uygulanmadı. O dönemde Demirci (Demiurge) olarak da bilinen demircilik ilahı Yahve tapınması, bol bol put vardı. Krallar bile sikkelere putları bastı. Sebt gününe, Hz. Musa şeriatına riayet edilmiyordu.

7. İslam’ın bozulmuş bir hali ama hala muvahhid olan Zerdüştlüğe bağlı İran hakimiyetindeki Yunanistan’da Sokrat, Eflatun ve Aristo’yla tevhid zemini görülen bir düşünce devrimi başladı, bu akımda putlar, eski gelenekler reddedildi; akım, bölgeye en son göçen fatih ruhlu atlı savaşçı Makedonlarca kabul gördü. Kral Filip çökmekte olan İran’ın yerine geçmeyi planladı, büyük bir askeri güç kurdu. Ölümüyle yerine sikkelerde iki boynuzlu (Zülkarneyn) olarak resmedilen oğlu İskender geçti. O da Aristo’yu başdanışmanı yaptı.

8. ‘Dünyayı’ ele geçiren İskender ve Aristo Zerdüştlük ve Farsça/Aramca yerine ortak bir dil ve ortak bir muvahhid din aradı. Bunun için Yunanca’nın yeni oluşacak dinle uyumlu sadeleşmiş bir sürümü hali ile İskender’in rüyalarındaki ilahi ilhamla geldiğini bildirdiği Kudüs’te, yerel halkın değilse de az sayıda ruhbanın izlediği o dini esas aldılar. MÖ 4. yy’da Filistin’de yazılı ne bir belge, ne vahiy kitapları ya da herhangi bir kitabın, ne de ibadetine bağlı Yahudilerin olmadığı bugün İsrailli araştırmacılarca ortaya çıkarılıyor.

9. İskender ve Aristo, aklın egemen olduğu yeni dil, yeni din, yeni toplumlu, Allah ile uyumlu bir barış dünyası kurmaya giriştiler. Bu amaçla o zamanki dünyanın mali ve kültürel merkezi Mısır’da bu iş için İskender şehrini, bunun kalbi olacak, bilmin (= dinin) merkezi bir dünya üniversitesini, İskenderiye Kütüphanesini başlattılar. İskenderiye’de başta Filistin Sami kavimlerin ellerindeki vahiy parçalarından, yazıtlardan, sözlü geleneklerden yola çıkarak en doğru haliyle Tevrat’ı yeniden toplamaya giriştiler. Sonradan Septuagint (Yetmişlik) adıyla anılan eldeki bu ilk Tevrat yeni geliştirilen ortak suni dilde, Koine (Ortak) Yunancasıyla yazıldı. Sonradan Rumcanın da temeli olan bu Koine Yunancası ilk Yetmişlikte ve Sami dillerin açık etkisiyle geliştirildi.

10. Yüzyıllarca ‘Yetmişlik’ Tevrat ve yine aynı dilde yazılı ek kitaplar yegane kutsal kitap kaldı. İbranice diye bir dil yoktu. Arami dilinde de bir kutsal kitap yoktu, muhtemelen Makedon devletleri de bunu teşvik etmedi. Eldeki yegane kitabın Koine Yunancası Tevrat olmasını çok sonradan Roma devri tarihçisi Yahudi Hahamı Yosefus, “hahamlarımız öyle güzel, öyle hakiki bir tercüme yaptılar ki, herkesin yaptığı bağımsız tercüme aynıydı, kendileri de buna hayran kaldı, ellerindeki İbranice orijinal Tevrat’a gerek olmadığına kanaat getirdiler, kaldırdılar” diyerek durumu izah için zorlama bir açıklama yazmıştır. İskender geldiğinde ne ciddi bir hahamlık müessesi, ne çok sayıda tercüme yapacak kadar Yunanca bilen alim vardı. Ayrıca tercümeler aynı olmaz, hiçbir dinin ruhbanları da hakimiyet kurdukları dildeki metinleri yakmaz.

11. Yetmişlik Tevrat’ın tamamlanması İskender vefat ettiğinden Mısır’ı da bu projeyi de devralan Batlamyus’a kaldı. Gerek Koine ortak dili, gerek Tevrat, dünyayı standart inançlı, standart dilli bir barış beldesi yapmak içindi. O dönemki Filistinlilerin bu Yahudi standardını ve Koine dilini zaten benimseyecekleri varsayıldı. Ancak asıl amaç bunu dünyaya yaymak olduğundan Filistinli olmayan diğer kavimlerde, imparatorluk hakimiyetindeki Yunanlılarda, Anadolulularda, Mısırlılarda, İranlılarda, Hintlilerde, Orta Asyalılarda da yayılması için çalışıldı.

12. Yahudilik, onun dili Koine Yunancası, onun kutsal kitabı Yetmişlik Tevrat, Helenistik dönem de denen Makedon imparatorluklarında elit kesimlere, bürokrasiye, özellikle imparatorlukların temel olan maliye ve ticaret bürokrasisine benimsetildi. Yahudi denen kişiler, Aramca, Yunanca değil Koine Yunancasında yetkindi. İlyada, Odisey destanları değil Tevratı hayatında esas alıyorlardı. Tarım, askerlik değil uluslararası ticaret, finans alanında uzmanlaşmış kilit kesimlerdi. Bunlar Sami kökenli olabileceği gibi tamamen sonradan Yahudi olan, ırk bağı olmayanları da içeriyordu. Bunun zamanla kendi ilahları putlarına bağlı cahil halklara yayılacağı, onları dönüştüreceği varsayıldı.

13. İmparatorluk dini ve dili belirlendiyse de devlet, ölümünden sonra İskender’in dört ordu komutanı arasında dört bölgeye bölündü. Bunlar uzun süre aralarında savaşmadı, İskender’in mirasına saygı duydu, birbirleriyle ortak ticaret ve maliye yapıları kurdu, İskenderiye ve Kütüphanesini kültürel merkez kabul etti. Filistin’in güneyi Batlâmilerde, geri kalanı Selûsilerde kaldıysa da yeni ideoloji Yeni Yahudilik her dört bölgede, hatta bunların ticaret partnerleri olan Hind, Çin, Kuzey Avrasya, Batı Akdeniz’e kadar yayıldı. 

14. Zülkarneyn İskender, bütün Sami halklarca peygamber ya da velî mertebesinde kabul edildi. Süryani geleneğinde ona önemli konum atfedildi, Yahudilik onun önemini zamanla azaltarak yansıtsa da Yahudi hahamlarıyla yakın çalışma yaptığını, Kudüs’e ilhamla geldiğini aktardı. Kuran-ı Kerim, inzal olduğu dönemde Arapların iyi bilmesine dayanarak tanıtmadan Zülkarneyn’den bahsetmektedir.

15. Tek din, tek dil, tek toplum projesi Yahudilik, Makedon imparatorluklarda sadece finans elitlerinin çevresinde kaldı, toplumlarda tam yayılmadı. Yeni Yahudiler, ayrıcalıklı zengin kesim, elde ettikleri bu konumu paylaşmada da acele etmediler. Dünyada zaten aralarında ticari bağlar bulunan Yeni Yahudiler, kurdukları iletişim, dayanışma bağını güçlendirdiler, “biz ve onlar” yaklaşımını geliştirdiler.

16. Yeni Yahudilerin bu biz ve onlar yaklaşımının, yeni dinin yayılmayacak olmasının en büyük göstergesi de riba (faiz) oldu. Zerdüştilik, Yahudilik, sonradan İsevilik olsun, İslam’ın her bozulmuş halinde, hatta diğer dinlerde de sömürü aracı olarak yasaklanmış faizin Yahudi olmayanlara uygulanması, yeni kurulan Yahudilik sınıfının zamanla en büyük silahı oldu.

17. Makedon devletleri bir bir çöküp Roma ve İran’ın eline geçti. Yunanlılar dâhil başkalarının ikinci dil olarak konuştuğu Koine Yunancasını anadilleri olarak konuşan, o döneme kadar Yetmişlik Tevrat ve ek kitapların şeriatını benimsemiş finans profesyonelleri, Yeni Yahudiler zaten dünyanın ticaret merkezlerinde kilit konumdaydılar. Yeni imparatorlukların da ticari, mali, kültürel, ilmi ihtiyaçlarına cevap verdiler. Bir yandan da yükselen yöneticilere faizli krediler vererek konumlarını güçlendirdiler.

18. Yetmişlik Tevrat şeriatını iki yüz yıl içinde benimseyen Filistin’deki Sami kökenli eski Yahudiler, sonradan bu dini benimseyen imparatorluk mali bürokrasisi Yeni Yahudilerle bazı sürtüşmelere rağmen bütünleştiler. Filistinli Yahudiler, kozmopolit Yahudilerin aksine Roma hakimiyetine başkaldırma girişimlerinde bulundular, milliyetçiliğe sarıldılar. Bu arada Filistin Yahudileri arasında daha milli bir dil oluşturma çabası başladı. Anadilleri Koine Yunancasına rağmen, Aramca, Arapça karışımı yerel bir ruhban lehçesini esas aldılar, Yetmişlik Tevrat’tan üç asır sonra İbranice dedikleri bu dile ilk tercümeler yapıldı. Bulunan Ölü Deniz dürüm parşömenleri Yetmişlik Tevrat ve ek kitapların yerel dile MÖ 1. yüzyıldaki tercümelerini içerir. Ancak Ölü Deniz grubu, ana akımdan ayrı, gizli çalıştı.

19. Tevrat ve Ahdi Atik’in Koine Yunancası dışındaki yerel dile tercümesi Hz. İsa’ya muhalefet ile daha da hızlandı. Hz. İsa’nın ve havarilerinin ana dili Koine Yunancası, kutsal kitapları da Koine Yunancası Yetmişlik Ahd-i Atik’ti. İseviliği benimsemeyen Yahudi haham sınıf, araya kesin bir ayrım çekmek için Masoretik (tutucu) Ahd-i Atik’i yaydı. Tutarlı tek bir dilde olmayan, Yetmişlikten pek çok farkları bulunan sonradan yazılmış bu sözde orijinal metin, özellikle Hz. İsa’yı Eski Ahid’de haber veren, hatta onun nesebini yazan bölümleri çıkardı. Hristiyanlarsa Yetmişlik kutsal kitapları, Koine Yunancasını devam ettirdi ve İncil bu dilde, bu kitabı esas alarak yazıldı.

20. Hz. İsa’nın hayattayken Yahudileri ayağa kaldıran eylemi Kudüs mabedi önünde tezgahlar kurmuş faizli kredi ofislerine saldırmasıydı. Kendisi de Yahudi olan Hz. İsa, faizciliğin en büyük günah olduğunu vurguluyordu ancak bu gerek yerel Yahudiliğin önde gelenleri gerekse dünyaya yayılmış Yahudilik tarafından çok tehlikeli bulundu. Kozmopolit Yahudiler, tanımları gereği para ticareti yapan kesimdi. Yahudilik ve faizli kredi o kadar bütünleşmişti ki bu işlemler Tapınakta yapılmaktaydı.

21. İsevilerle aralarına mesafe koyan Yahudiler Roma döneminde ve ardından Avrupa Orta Çağında finans hizmeti veren tek kesim olmaya devam ettiler. O kadar ki ilk anayasa denen Magna Carta, 10. ve 11. maddelerinde kredi faizi borçlarını tanzim ederken bankalar, tefeciler demez, sadece Yahudiler der, Yahudiliği bir meslek olarak alır. Her ne kadar başka meslekler de yapsalar Yahudilik dünyada 19. yüzyılda yerel toplumlara girmelerine kadar şehirlerde kendi mahallelerinden çıkmayan, finans ile özdeşleşmiş bir kesimdi. Yahudilik ne tam din, ne tam ulus, ne de tam meslekti. Tarih boyu bunların karışımıydı. Bugün de böyle. 

22. İbranice dili de suni olarak üç zıplamayla ortaya çıktı. Birincisi MÖ 1. yüzyılda yerel Kuzey Arabistan Sami dilleri karmasıyla yazılmaya başlanan, iki asırda son halini alan Masorti Ahd-i Cedid İbranicesi’dir. İkincisi 15. yüzyılda Musa bin Meymun’un (Maymonides) Arapçadan devşirdiği sözcüklerle bir Rabbani İbranicesini geliştirmesidir. Üçüncüsüyse 19. yüzyıl sonunda Yunan isyanından ilham alan Siyonistlerin Yidiş Almancası ve diğer diller ile hayali bir Öz-İbraniceden ortaya çıkardıkları Siyonist günlük dilidir.

Kısaca,

– Yahudilik, İskender ve Batlamyus devrinde yeniden ortaya çıkmış, 

– İskenderiye merkezli olarak Sami olmayan farklı ırktan halklarla yayılmış,

– bir finans bürokrasisidir;

– ibadet dili de konuşma dili de başta Koine Yunancasıdır, 

– 20. yüzyılda İbraniceye son şekli verilmiştir;

– Yahudiler, faizi temel silah olarak kullanmıştır. 

– Tevrat, İskenderiye kütüphanesinde Aristo’nun ögrencileri Zülkarneyn ve Batlamyus tarafından olabildiğince hassas şekilde yeni icad edilen Koine Yunancasıyla toplanmıştır,

– İseviliğe karşı olan hahamlarca Masortik metinlerde önemli tahrifata uğramış, orijinal Septuagint Tevrat da kalkmıştır. 

Bunlara ek olarak Kabala, Talmud, Hazarlar, Siyonizm, Küresel Siyonizm, İsrail devletinin kuruluşu, nükleer silahlara dayalı Siyonizm konularından da ilerideki bir yazıda bahsedeceğiz.

Prof. Dr. Kutluk Özgüven

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.