islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,9821
EURO
55,7624
ALTIN
6.570,31
BIST
12.899,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
21°C
İstanbul
21°C
Hafif Yağmurlu
Salı Yağmurlu
19°C
Çarşamba Çok Bulutlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
20°C
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C

Abdurrahman Dilipak: Fon Krizi Ne Anlatıyor?

Abdurrahman Dilipak: Fon Krizi Ne Anlatıyor?
28/09/2026 10:39
A+
A-

Abdurrahman Dilipak: Fon Krizi Ne Anlatıyor? “Tehlike Büyürken Neden Kimse Görmedi?”

Şaban Doğan: Türkiye son günlerde ciddi bir fon kriziyle karşı karşıya. Sizce meselenin özü nedir?

Abdurrahman Dilipak:
Ortada sadece bazı fonların tasfiye edilmesi meselesi yok. Asıl sorgulanması gereken, bu noktaya nasıl gelindiğidir. Yüz binlerce yatırımcının parasının söz konusu olduğu bir sistemde, tehlike büyürken neden zamanında müdahale edilmediğini sormamız gerekiyor.

Şaban Doğan: Rakamlar oldukça büyük. 515 bin yatırımcı ve 830 milyar liralık bir büyüklükten söz ediliyor. Bu tablo ne ifade ediyor?

Abdurrahman Dilipak:
Bu rakamlar meselenin birkaç şirketin problemi olmadığını gösteriyor. 515 bin insanın tasarrufundan ve 830 milyar liralık bir kaynağın tasfiye kapsamına alınmasından söz ediyoruz. Dolayısıyla burada vatandaşın finans sistemine olan güveni de tartışma konusu oluyor.

Şaban Doğan: SPK’nın yedi portföy şirketine ait 131 fonu tasfiyeye alması ne anlama geliyor?

Abdurrahman Dilipak:
Devlet burada sorunlu gördüğü alanı karantinaya almaya çalışıyor. Fakat esas soru şu: Bu sorunlar neden daha önce fark edilmedi veya fark edildiği halde gerekli adımlar neden zamanında atılmadı? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de fon piyasasının büyük bölümünün sağlıklı olduğunu söylüyor. Ancak geçmişte bazı fonlarda manipülasyonların bilindiğine ilişkin açıklamalar da yapılmıştı. O zaman insan sormadan edemiyor: Madem biliniyordu, neden daha erken müdahale edilmedi?

Şaban Doğan: Sizce burada denetim mekanizması mı sorgulanmalı?

Abdurrahman Dilipak:
Kesinlikle. Denetim varsa, denetimin sonucunun ne olduğu da bilinmeli. Yazımda değindiğim bir iddia var: Bir uzman tarafından kapsamlı bir denetim yapıldığı, rapor hazırlandığı ve sisteme yüklendiği, daha sonra ise bu raporun sistemden kaldırıldığı ileri sürülüyor. Eğer böyle bir durum varsa bunun mutlaka açıklığa kavuşturulması gerekir.

Şaban Doğan: Pusula Finans Holding ve Tera Grubu etrafındaki gelişmeler de oldukça dikkat çekici. Siz bu tabloyu nasıl okuyorsunuz?

Abdurrahman Dilipak:
Burada birbirini takip eden çok sayıda gelişme var. Şirketlerin ortaklık ve yönetim değişiklikleri, fonlardaki temerrütler, soruşturmalar ve gözaltılar aynı döneme denk geliyor. Bunların tamamının hukuki süreçler içinde değerlendirilmesi gerekiyor. Fakat kamuoyunun sorduğu temel soru şu: Bütün bunlar ortaya çıkmadan önce sistem içerisinde kim neyi biliyordu?

Şaban Doğan: Yurt dışına yapılan para transferleri konusunda da ciddi iddialar var. Burada ne görüyorsunuz?

Abdurrahman Dilipak:
MASAK raporlarına yansıdığı belirtilen bazı para transferleri gerçekten dikkat çekici. İsviçre’deki hesaplara milyonlarca euro ve dolar gönderildiği ifade ediliyor. Üstelik bu transferlerin fonların temerrüde düştüğü tarihlerden önce gerçekleştiği aktarılıyor. Dolayısıyla soruşturmanın yalnızca Türkiye içerisindeki para hareketleriyle sınırlı kalmaması, paranın nereye gittiğinin de araştırılması gerekiyor.

Şaban Doğan: Burada uluslararası bağlantılar olduğu kanaatinde misiniz?

Abdurrahman Dilipak:
Benim dikkat çektiğim nokta şu: Eğer büyük miktarlardaki para yurt dışına aktarılmışsa, bunun uluslararası finans sistemi içerisindeki izinin sürülmesi gerekir. İsviçre’deki hesaplar, para transferleri ve bunların zamanlaması araştırılmalı. Ancak burada kesin hüküm vermek yerine bütün bağlantıların soruşturma sonucunda ortaya çıkarılmasını beklemek gerekir.

Şaban Doğan: Bir de soruşturma bilgilerinin önceden sızdırıldığı iddiası var. Bu neden önemli?

Abdurrahman Dilipak:
Çünkü böyle bir sızıntı gerçekleşmişse soruşturmanın kendisi kadar ciddi bir meseleyle karşı karşıyayız demektir. Yazımda, savcılığın SPK’ya gönderdiği gizli yazının içeriğinin soruşturma başlamadan önce şirket yönetimine ulaştığı iddiasına dikkat çekiyorum. Eğer bu doğruysa bunun nasıl gerçekleştiği mutlaka araştırılmalı.

Şaban Doğan: Fon krizinin Diyanet ve Türkiye Diyanet Vakfı boyutunu da yazınızda ele alıyorsunuz. Neden?

Abdurrahman Dilipak:
Çünkü burada yalnızca finansal değil, aynı zamanda dinî ve ahlaki bir hassasiyet söz konusu. Türkiye Diyanet Vakfı’nın bir katılım fonunda yüzde 59,65 oranında pay sahibi olduğu ve bu payın yaklaşık 2,18 milyar lira değerinde bulunduğu ortaya çıktı. Buradaki temel soru, bu paranın hangi gelirlerden oluştuğudur. Zekât mı, fitre mi, bağış mı, kira ve işletme geliri mi? Bunun açıkça bilinmesi gerekir.

Şaban Doğan: Peki, sizce Diyanet Vakfı’nın fon kullanması başlı başına yanlış mı?

Abdurrahman Dilipak:
Benim itirazım meselenin şeffaflık ve emanet boyutuna. Diyanet’in Din İşleri Yüksek Kurulu daha önce zekât mallarının hak sahiplerine ulaştırılmadan önce nemalandırılamayacağı yönünde görüş bildirmişti. Dolayısıyla bu paranın kaynağı ve nasıl değerlendirildiği konusunda kamuoyunun tatmin edici bir açıklama alması gerekir.

Şaban Doğan: Çözüm olarak neden bir katılım bankası öneriyorsunuz?

Abdurrahman Dilipak:
Çünkü dinî vakıfların, zekât kuruluşlarının ve benzeri yapıların finansal işlemlerinin daha şeffaf ve kendi ilkeleriyle uyumlu bir yapı içerisinde yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Diyanet ve Vakıflar’ın gözetiminde, Türkiye’deki dinî vakıfların ve hatta İslam ülkelerindeki ilgili kuruluşların katılabileceği uluslararası bir katılım bankası kurulabilir.

Şaban Doğan: Bu süreçte devlet kurumlarının yeterince bilgi paylaşmadığını mı düşünüyorsunuz?

Abdurrahman Dilipak:
Toplum daha fazla açıklama bekliyor. Maliye Bakanlığı, MASAK, SPK, BDDK, Takasbank, Merkez Bankası ve diğer ilgili kurumların ellerindeki bilgiler konusunda daha açık olması gerekiyor. Çünkü belirsizlik arttıkça vatandaşın endişesi de artıyor.

Şaban Doğan: Sizce fon krizinin ekonomik etkisi ne olacak?

Abdurrahman Dilipak:
Bunun sadece fonlarla sınırlı kalmadığını görüyoruz. Borsada ciddi bir düşüş yaşandı ve yatırımcıların önemli miktarda parayı para piyasası fonlarından çekerek banka mevduatlarına yönlendirdiği belirtildi. Bu da güven meselesinin finansal sistem açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Şaban Doğan: Son dönemde fon krizinin yanında usulsüz vatandaşlık, kişisel verilerin kullanılması ve forex operasyonları da gündeme geldi. Bunlar arasında bir ortak nokta görüyor musunuz?

Abdurrahman Dilipak:
Benim dikkat çektiğim ortak nokta denetim meselesidir. Bir haftaya sığan farklı olaylarda çok büyük paralar, çok sayıda mağdur ve ciddi iddialar ortaya çıktı. Tehlike büyürken gerekli tedbirler alınmadığında, mesele patladıktan sonra müdahale etmek zorunda kalıyorsunuz.

Şaban Doğan: Peki, bütün bu yaşananlardan sonra vatandaş neye güvenecek?

Abdurrahman Dilipak:
Vatandaşın güvenebilmesi için öncelikle şeffaflık gerekiyor. Kim neyi biliyordu, hangi denetim yapıldı, hangi rapor hazırlandı, hangi uyarılar dikkate alınmadı, paralar nereye gitti? Bunların tamamı ortaya konulmalı. Adalet gecikebilir ama mutlaka tecelli etmeli. Çünkü güvenin yeniden tesis edilmesinin başka yolu yok.

Şaban Doğan: Son olarak, “N’olacak bu memleketin hâli?” diye soruyorsunuz. Sizin cevabınız nedir?

Abdurrahman Dilipak:
Memleketin hâlini düzeltmenin yolu, sorunları halının altına süpürmek değil, üzerine gitmektir. Fon krizinde de, diğer ekonomik ve hukuki dosyalarda da aynı şeyi söylüyorum: Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, eğer ortada bir yanlış varsa ortaya çıkarılmalı. Toplumun devlete, hukuka ve finans sistemine güvenmesi için gerçeğin bütün yönleriyle ortaya konulması gerekiyor. Biz de bu dosyaların takipçisi olacağız.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.