islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Adil Bir Dünya Mümkündür – 4

Adil Bir Dünya Mümkündür – 4

Adil Bir Dünya Mümkündür – 4

Aziz kardeşlerim,

Bir ülke geleceğini inşa etmek istiyorsa, yatırımlarını planlı ve stratejik yapmak zorundadır.

Ama bugün eğitimde, sağlıkta, bilimde yapılması gereken yatırımlar ya çok geç yapılıyor ya da hiç yapılmıyor.

Bu da en kıymetli kaynağımız olan beşerî sermayeyi zayıflatıyor, kalkınma umudunu tüketiyor.

Biz diyoruz ki:

📌 Beşeri sermayeye yatırım, eğitim ve sağlık yatırımı, bina değil medeniyet yatırımıdır.

📌 Yatırımlar verimli, adil ve toplumun tamamına hizmet edecek şekilde yönlendirilmelidir.

📌 Gerçek yatırımcı ile halk arasında doğrudan bağ kurulmalıdır.

Çünkü geleceği ancak bugünden inşa edenler yaşayabilir.

 

Aziz milletimiz,

Bir ekonomi sadece büyümekle değil, dengeli bir sektörel yapıyla güçlenir.

Ama Türkiye ekonomisi, yıllardır tarımı ihmal etmiş,

sanayiyi dışa bağımlı kılmış,

hizmetleri ise spekülasyona teslim etmiştir.

Biz diyoruz ki:

📌 Tarım, stratejik ve öncü sektör ilan edilmelidir.

📌 Sanayi, montaj değil, yüksek teknoloji ve yerli üretim odaklı kurgulanmalıdır.

📌 Hizmetler, halkın yaşam kalitesini artıran toplumsal bir değer alanı olarak yeniden yapılandırılmalıdır.

Çünkü kalkınma, ancak tarım, sanayi ve hizmet sektörünün uyumuyla mümkündür.

Böyle bir sistemi bütüncül oluşturamayınca, dünyanın en verimli tarım arazileri bir işe yaramıyor!

 

Organik üretim yapabilecek imkânlarımız var. Ama neticede ne oluyor? GDO’lu tohumlar, hormonlu ürünler, kimyasal ilaçlar, raf ömrü uzasın diye zehir katılan paketler…

Ve kaçınılmaz sonuç: Yaygınlaşan hastalıklar, artan kanser oranları, hızla bozulan bağışıklık sistemleri…

Üstüne üstlük suyumuz dahi ticarileştiriliyor. En temel hakkımız, pet şişelere hapsediliyor ve para ile satılıyor.

Bütün bunların neticesinde bir bakıyorsunuz, “ilaç sektörü” büyümüş! Çünkü hasta sürekli hasta kalmalı! Süreklilik arz eden hastalıklar, büyük sermaye gruplarının kâr hanesini kabartıyor. İnsan hayatı, rakamlarla ifade edilen birer meta haline getiriliyor.

Psikolojik sorunlar, sosyal baskılar, gençlerimizin uyuşturucu batağına itilmesi…

Hepsi aynı zincirin baklaları.

 

Peki, bütün bunları anlatabileceğimiz eğitim sistemimiz?

Orada da ne yazık ki ‘diploma güdümlü’ bir eğitim modeliyle hareket ediyoruz. Eğitilen de mutsuz, eğiten de. Halbuki eğitim, beşikten mezara kadar devam eden bir süreçtir. Toplumun refahı, devletin bekası, milletin yücelmesi bu temele dayanır.

İşte, tüm bunlar bize şunu açıkça göstermektedir:

Bu ülke, bu halk, bu gençlik, bu topraklar… Bu konumu hak etmiyor!

İşsizlik varsa, açlık varsa, üretim düşükse, borçlar tavan yapmışsa, o zaman bilmeliyiz ki biz doğru bir yolda değiliz. Bu kadar zenginlik içinde fakirlik yaşıyorsak, burada sistemsel bir yanlış vardır.

 

Değerli kardeşlerim,

Bu ülkenin belkemiği, Anadolu’ya dağılmış küçük ve orta ölçekli işletmelerdir.

Ama bugün sistem, büyük sermayeyi kolluyor, küçük sermayeyi eziyor.

KOBİ’ler yüksek faizle borçlanıyor, ağır vergiler altında eziliyor,

ama büyükler teşvik ve kolaylığa kolayca erişiyor.

Bu anlayış ne adildir ne de sürdürülebilirdir.

 

Biz diyoruz ki:

📌 Küçük sermaye dışlanmamalı, desteklenmelidir.

📌 Vergi ve finansman sistemi adil rekabet sağlayacak şekilde yeniden kurgulanmalıdır.

 

“Çünkü büyük balık küçükleri yutarsa deniz kurur.”

“Ama birlikte yüzerlerse, deniz de bereketlenir, ekonomi de.”

 

Aziz milletim,

Her şey niyetle başlar; ekonomide de öyle.

Eğer ekonomi sadece borçla dönerse, sonunda millet de devlet de borca batırılır.

Bugün Türkiye’de değişmeyen bir finans bürokrasisi vardır.

Bu yapı, millete değil; küresel sermayeye hizmet ediyor.

Ekonomiyi yönetmek yerine, borcu idare etmeyi marifet sayıyor.

Biz diyoruz ki:

📌 Ekonomi, halkın refah ve mutluluğu için vardır.

📌 Borca değil, üretime, emeğe ve yerli kaynaklara dayanmalıdır.

📌 Yeni nesil bürokratlar, kalkınma mimarı olarak yetiştirilmelidir.

📌 Ekonomi eğitimi, sadece borsa ve finans değil, ahlak ve adalet temelli olmalıdır.

Çünkü refah birkaç zengine değil, milletin tamamına ulaşırsa kıymetlidir.

 

Kardeşlerim,

Bizim İktisat Zihniyetimiz, işte bu anlayışla şekillenmiştir. Emeği kutsayan, faiz sultasını reddeden, üretimi merkezine alan bir Taban Ekonomisi kurgusudur.

 

Aziz milletim, değerli kardeşlerim,

Bugün sizlere yalnızca ekonomik bir analiz değil, bir zihniyet devrimi çağrısı yapmak üzere huzurunuzdayım.

Yıllardır üzerimize giydirilmiş bir deli gömleğiyle yaşamaya zorlandık. Emek bizimdi, kaynak bizimdi, alın teri bizimdi… Ama zenginlik başkasının oldu.

Bu düzeni değiştirmeye kararlıyız.

Türkiye yıllardır bir emek cenneti, refah cehennemi olarak yönetiliyor. Ucuz iş gücü üzerinden büyüdük zannedildi. Ancak ne iş bulabildik ne de geçinebildik. İstihdam dediğiniz şey bir günü kurtardı ama ömürleri harcadı.

Oysa çözüm bellidir: Nitelikli insan kaynağı.

Her bir evladımızın bilgiyle, beceriyle, karakterle donatılması; ülkemizin en büyük yatırımıdır. Bu millet, emeğini değersiz görenlere karşı direnecek; üretimin, kalitenin ve insan onurunun yanında saf tutacaktır.

 

Borçsuz yaşamak mümkün değil dediler. Oysa borçsuz yaşamak da kalkınmak da mümkündür.

 

Bugünkü sistem, zenginleri daha zengin, yoksulları ise ebedi borçlu yapmaktadır.

İşte biz bu sömürü düzenine karşı diyoruz ki:

📌 Hiç kimse bir ömür boyu borçlu kalmamalıdır. Lakin günümüzde bırakın bu prensibi, her doğan bebek 6000 dolar borçla doğuyor. Bu asla kabul edilebilir bir durum değildir.

📌 Borç, insanı köleleştiren değil, hayatını kolaylaştıran bir araç olmalıdır.

📌 Belli kriterlerle hesaplanan bir süre sonunda borcunu ödeyemeyen bir kişi, bu çabanın karşılığında özgürlüğünü hak eder! Borçları silinir!

Çünkü zenginliğin de, fakirliğin de bir sınırı olmalıdır.

 

Ekonomi büyüyor diyorlar ama çalışanların geliri küçülüyor!

Kalitesiz, plansız, düşük ücretli büyüme; kalkınma değildir.

Sanayi, kârlılığını işçinin sırtına yükleyemez!

Biz diyoruz ki:

📌 Kalıcı, nitelikli, adil ve insanı merkeze alan bir büyüme istiyoruz!

📌 Türkiye, üretimle yükselirken insan onurunu zedelememelidir.

İşte gerçek kalkınma bu şekilde olur.

 

Bugünkü sistemin adı, adaletsiz bölüşümdür.

Bir avuç zengin, milletin emeğine, servetine hükmediyor.

Biz diyoruz ki:

📌 Bu vatan, hiçbir evladını aç bırakmamalıdır! Bu, bir sistem ile teminat altına alınmalıdır.

📌 Her bireyin asgari bir yaşam hakkı, bir vatandaşlık geliri olmalı ve anayasal güvenceye alınmalıdır.

📌 Para, tepedekiler için değil; emeğe ve insana değer veren bir sistemle üretilmelidir.

 

Bir günlük kazancı ile bir yıl yaşayabilecek insanlarla, bir aylık kazancı ile bir haftasını bile çıkaramayan insanların aynı ortamda kardeş veya vatandaş olması mümkün değildir.

 

Ayrıca şunu açıkça söylüyoruz:

📌 Vergi zulmün değil, adaletin terazisi olmalıdır.

📌 Devlet, halkın değil; rantın sırtından vergi almalıdır.

Gerçek kalkınma, adaletle olur; refah da ancak paylaşılırsa kıymetlidir.

(Devam edecek…)

Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

ETİKETLER: Adil Bir Dünya
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.