
Lozan sonrasında Kemalist devrimler başladı ama kanla sürdürüldü ve millet olarak büyük darbeler yedik / bedeller ödedik. Aslında Osmanlı’da Batıcı Kemalist devrimleri hazırlayan yaklaşık bir asırlık çökme dönemi yaşandı. Biz de millet yaptıklarımız veya rıza gösterdiklerimiz için manen cezalandırıldık:
“Biz onlara zulmetmedik, ne var ki onlar kendilerine zulmettiler…”(Hûd 101,Ankebut 40))
Türkiye’de Laik Sistem İslamî yasalar dizisine gereğince inanmayan ilahiyatçısını, dindarını ve hatta tarikatçısını bile yetiştirdi gibi. Bu sebeple düzen/sistem değişikliğini talep eden Müslüman bir kitle de yok gibi. Ama olmalı.
İdari düzen olarak “Cumhuriyet”e evet ama yüzleşilecek problemlerimiz ve yaşamamız gereken erdemlerimiz çok.
Buna hayatımızı konumlandırıp ebedi hayatımızı Cennet ile taçlandırabilmemiz için muhtacız.
Buna adil ve merhametli bir dünya için İslam ve Türk dünyasına öncü ve önder büyük Türkiye’yi oluşturabilmemiz için ihtiyaçlıyız.
Bu sebeple İslam’a ve tarihî değerlere dönüş bir BEKA sorunu olarak önümüzde.
İslami bilgi ve tarih bilincine sahip olan devrimci kadrolarımız olmadığı için ancak yüzeysel adımlar atılabilirdi. Atıldı da.
Şahsen yapılanları yeter bulmazdık. Halen de bulmuyoruz. Daha fazlası yapılabilirdi ama mevcut kadroları görünce yapılanları da hatırlamak ve unutmamak gereğini anladık. Vefa duymak gereğini de.
a.) Namaz kılan, oruç tutan, alkol almayan ve eşleri tesettürlü insanımız kaymakam bile olamıyor, yönetim kadrolarında yer alamıyorlardı. Şimdilerde Cumhurbaşkanlığı ve büyükelçilikler dahil liyakatli mümin insanlarımız devletimizin ve ordumuzun üst kadrolarında yer alabilmektedir. Pek çok devlet adamı yetişti.
b.) Daha dün denilecek yakın bir zamana kadar kız çocuklarımız üniversiteye gidemiyorlardı. Ama şimdi tesettürlü kadınlarımız bakan, vali, millet vekili, rektör ve genel müdür olabiliyorlar. Bunlar büyük devrimlerdir.
c.) Ülkemiz şartlarında dindar olarak görebileceklerimiz arasında fakirlik yaygındı. Şimdilerde ise zekât verebilir zengin iş adamlarımız da çoğaldı. Müsiad ve Askon benzeri kurumlarımız da var.
d.) TRT, kurum olarak bu gün bile İslam’a gerektiği şekilde yakın değil. Orada da Güzel KURAN Okuma yarışmaları düzenlenebilmesi ve bazı diziler hazırlanabilmesi ve aleyhte yayın yapılmaması ümit verici.
e.) İslam’a sıcak bir medya yoktu. Devrim yalakası, putçu , çıplaklık-zina- eşcinsellik yanlısı, dinimize ve dindarımıza hor bakan bir medya vardı, şimdi saygılı sayılabilecek bir medya da var gibi.
f.) Diyanet hutbe ve vaazları ile hayattan kopuktu. Uyarılarımızla hayata dokunma ve İslam’a yönelme ve yöneltme başladı gibi. İnşaallah devam eder.
g.) Hatalı ihmallerimiz sebebiyle materyalist eğitim sistemimizde pek bir değişim yok gibi ise de Boğaziçi ve Koç gibileri hariç Üniversite yönetimlerimiz İslam karşıtlığı merkezleri olmaktan çıkarıldı.
h.) İslam Ülkeleri ölçeğinde düşünülürse alt yapılarımız ve savunma sanayiindeki gelişmelerimiz de İslam’ın lehine görülebilir.
i.) Ordumuz İslam’a uzak olup putçu, dışlayıcı ve baskıcı laikti. Üstelik ant-i demokratik ve darbeciydi. Şimdi ise sınırları içinde, destek değilse de köstek de değil.
Örnekleri çoğaltabiliriz. Bu değindiğimiz gelişmeleri, yıllardır bzim de yaptığımız gibi yüzeysel atılımlar olarak görebilir, devrimsel ve İslam ile doğrudan alakalı bulmayabiliriz. Bulmamalıyız da ama önemsemeliyiz.
Hulâsa AK Partinin yaptıklarını yeter bulmayalım eleştirelim ve de yerelim ama yaptıklarını da takdir edelim. Vefa İslam ahlâkındandır.
24. YILINDA AK PARTİYE HAK ÇİZGİDE BAŞARILAR DİLERİZ.
ARD
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-