

Hayvanlar âleminde öyle canlılar var ki özellikleriyle insanı hayrete düşürüyor. Bunlardan biri de Meksika kökenli, semendere benzeyen küçük bir su canlısı: Aksolotl.
Dış görünüşüyle sevimli bir balığı andırsa da aslında amfibiler sınıfına ait bir semender türü olan aksolotl, en dikkat çekici özelliğini kendini yenileme yeteneğiyle ortaya koyuyor.
Kaybettiği uzuvlarını yeniden oluşturabiliyor!

Aksolotl; kopan bacaklarını, kuyruğunu ve zarar gören bazı dokularını yeniden oluşturabiliyor. Üstelik bu yeteneği yalnızca deriyle sınırlı değil. Kalp dokusu, omurilik ve sinir sistemi gibi yapıların onarımında da olağanüstü bir kapasiteye sahip.
Bilim insanları uzun yıllardır bu canlıyı inceliyor. Çünkü aksolotlun kendini yenileme mekanizmasının anlaşılması, gelecekte insanlarda doku onarımı ve rejeneratif tıp alanında yeni tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
Ancak aksolotlun bütün bu özellikleri, insan vücudunun da aynı şekilde kendini yenileyebileceği anlamına gelmiyor. İnsanlarda bu kapasite oldukça sınırlı.
Yaratılıştaki hikmet
Aksolotl yalnızca bilim insanlarının ilgisini çeken ilginç bir canlı değil, aynı zamanda yaratılış üzerine düşünmek için de güzel bir örnek.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer topluluk olmasınlar.” (En’âm, 38)
Her canlının kendine özgü bir yaratılışı, yaşam biçimi ve fıtratı vardır. Kimi canlılar çevrelerine uyum sağlama, kimileri yön bulma, kimileri de aksolotl örneğinde olduğu gibi kendini yenileme yetenekleriyle dikkat çeker.
Aksolotl bize bir kez daha gösteriyor ki tabiat, henüz bütün sırlarını çözebildiğimiz bir alan değil. İnsan araştırdıkça yeni şeyler öğreniyor; öğrendikçe de yaratılışın incelikleri karşısında hayranlığını gizleyemiyor.
Küçücük bir canlının bedeninde saklı bu büyük özellik, Allah’ın yaratma sanatını düşünmek isteyenler için ibretlik bir örnek değil midir?
İSLAMİ HABER “MİRAT”