
Haber şöyle:
Türkiye’de altın yatırımlarının büyük bir çoğunluğu yastık altında. QNB ekonomistleri Erkin Işık, Deniz Çiçek ve Şakir Oktay Gür, hazırladıkları analizde Türkiye’de yastık altındaki altın büyüklüğünü hesapladı. Ekonomistlerin hesaplamalarına göre yastık altında 3 bin 100 ton yani yaklaşık 363 milyar dolarlık altın yatırımı bulunuyor.
Başta takılar olmak üzere yastık altında altınlar olduğunu hemen hemen herkes kendi ailesinden veya akrabasından bilir.
Biz bu haberi okuduğumuzda peşin peşin vatandaşımızı uyarma gereğini duyduk.
Sakın ha propagandalara kanıp altınlarınızı Türk parası veya dövize çevirip bankalara faize yatırmayın.
a.) Hem günahkâr olur hem de altınlarınızı koruyamazsınız.
b.) Üstelik bir de zalim bankacılık sistemine ülkenizi soydurursunuz.
Çünkü bankalar sizin yatırdığınız bir birim parayı yirmi katı veya daha fazlasına çıkarır, olmayan paraları rakam üzerinden krediye dönüştürerek faizlerini alırlar. Yani sizin aracılığınızla ve MB’sının sistemsel yardımıyla yasal soygunculuk yaparlar. Bir diğer anlatımla siz de kaybedersiniz ülkemiz de kaybeder.
Peki ne yapacağız derseniz, aşağıdaki teklifimizi okuyup düşünüz deriz.
***
Hükümetimiz farkında mıdır bilemem ama faizle mücadele edilirken bile bu güne kadar olduğu gibi şimdilerde de bankacılık sistemine güç kazandırıyoruz. Milletimiz zarar göre göre ferasetini geliştirmiştir. Öyle Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile altınını ve dövizini artık bozdurmuyor, iyi de ediyor. Çünkü Halkın birikimi Ülkemizin bir tür teminatıdır.
Ne demek istiyoruz?
Geliniz 25 Mart 2021 de sitemizde yayınladığımız makalemizi yeniden okuyalım:
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nde vatandaşlara şöylece çağrıda bulundu:
“Milli servetimiz olan evlerindeki döviz ve altını, çeşitli finans araçlarına yatırarak, ekonomiye ve üretime kazandırmalarını istiyorum.“
Cumhurbaşkanımızın bu çağrısını uyulması gerekli vatandaşlık görevi olarak algılayabiliriz. Algılamalıyız da. İyi de nereye yatıracağız?
Ülkemizin kanını emen faiz sisteminin kurumları olan bankalara yatırarak günahkâr mı olacağız? Üstelik bankacılık sistemine yatırdığımız altın ve dövizlerimizle zalim faizcilere kazandırırken, ödenecek faizi fakir milletimize ödetip sosyal sefalete aracılık mı yapacağız/nefislerimize ve toplumumuza zulüm mü edeceğiz?
Bu güne kadar böyle oldu. Mevduatlara devlet garantisi vererek halkı iğfal ile bankacılığı semirttiğimiz yetmedi mi?
Sayın Cumhurbaşkanım! Bu çağrınıza icabet etmeyi hayra dönüştürerek ülkemiz ekonomisine canlılık kazandırabiliriz.
Size ve halkımıza Faize Alternatif Çözüm Olarak Devlet Denetimli ve Destekli Borsacılık sistemini teklif ediyorum. Bu sistemi 15 Haziran 2017’de duyurmuştum. Güncelleyerek arz ediyorum:
Sistemin Özeti
1.) Devlet, şartları uygun bütün şirketleri özendirerek Borsaya yönlendirmeli ve onları sürekli denetim altında tutmalıdır.
2.) Halkımız da Diyanet, TOOB ve diğer sivil örgütler aracılığıyla borsaya yönlendirilerek devletin denetimi altındaki şirketlerin/fabrikaların hisse senetlerini almaya teşvik edilmeli ve banka mevduatlarına 15 bin lira garanti verildiği gibi hisse sendi alan vatandaşlara da garanti verilmelidir.
3.) Böylece İş adamlarımız da parasal ihtiyaçlarını bankalardan çekecekleri faizli kredi yoluyla değil hisse senetlerini satarak sağlamalıdır.
4.) Devletin güvencesi altında faize alternatif olarak devreye sokulacak bu sisteme katkı vermek faizle ve fakirlikle mücadele olarak da kültürel cihaddır/ibadettir.
Sistemin Kur’ânî Kaynağı
Bu sistem İslâm’a göre meşrudur, alt yapımız da hazırdır. Önemli olan doğrudan yatırımlarla bizzat kullanılamayacak küçük ve büyük miktarlardaki Türk parası, altın ve dövizlerin atıl halde tutulmayıp ekonomiye kazandırılmasının Rabbimizin buyruğu/muradı olduğunun iyice açıklanabilmesidir. Bu yapılabildiği takdirde Müslüman halkımızın Rabbinin buyruğuna itaat ederek küçük de olsa yatırımlarını devlet garantisindeki borsa hisselerine yönlendireceğinden şüphe etmiyoruz.
Şimdi değinilen bu sistemimizin Rabbimizin de muradı olduğuna açıklık getirelim:
Bakara 219
Rabbimiz el-Bakara 219’da zaruri harcamaların dışındaki küçük-büyük birikimlerin İnfak edilmesini emrederek şöyle buyuruyor:
“(Ey Peygamber!) Sana sarhoşluk veren içkilerden ve kumardan soruyorlar. De ki: Onların her ikisinde de hem büyük bir günah/zarar hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak yol açtıkları günahlar/zararlar sağladıkları faydalardan daha büyüktür.
Yine sana neyi İnfak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyacınızdan arta kalanını İnfak edin. İşte, Allah düşünebilmeniz için mesajlarını size böylece açıklıyor.”
Kur’ân dilinde İnfak mutlak anlamda harcamadır. Bu harcama zekât ve hayır yollarıyla olabildiği gibi Allah yolundan engellemek ve gösteriş yapmak için de olabilir. (Bakara 267; Âl-i İmran 92; Enfal 36; Nisa 38)
Her hangi bir şekilde örneğin eşe nafaka için de olabilir. (Nisa 34, Talak 7)
Biz ihtiyacımızdan arta kalanını yani yeterinden fazlasının İnfak edilmesi emrini yatırım olarak anlıyoruz. Böyle anlaşılması da gerekir. Çünkü yeterinden fazlasını İnfak etmeyi bütünüyle zekât ve hayır harcamaları olarak anlayamayız. Böyle bir görevimiz yoktur. Bize böylesi bir görev verilseydi Mevlâ’mızın da açıkladığı üzere cimrilik eder yapamazdık, üstelik de kinlenirdik. (Muhammed 36-38) İnfak emrini israf ve lüks harcamaları olarak da göremeyiz. Çünkü israf ve lüks harcamaları da haramdır. (A’raf 31; İsra 26,27; Kasas 58)
Önümüzdeki tek yol kendimizin/sanayicilerimizin ve daha geniş anlamıyla toplumumuzun yararına harcama olan yatırımdır. Küçük miktarlarda da olsa etkin devlet denetimli ve destekli borsaya yatırım yapmak şirketleşmedir. Şirketleşme ise farz görevimiz olan birlikteliğin ekonomik boyutudur. (Âl-i İmran 103; Enfal 46) Birlik, kültürel, siyasî ve ekonomik olabilir.
Şirketleşme de ekonomik birliktir.
Mevcut imkânlarımızın değerlendirilmesi için ana ihtiyacımız, faiz karşıtı bir ekonomik yapıyı amaçlayacak İslâmî/Doğal zihniyet devrimidir. Bu devrimi yapacak yönetici bilincimiz ve siyasî irademiz var mı? Bunu sizi takip ederek bekleyip göreceğiz.
Ali Rıza DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Ekonomimizi faiz seviciler yönettiği sürece bu mümkün mü?