islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,5443
EURO
16,2364
ALTIN
911,76
BIST
2.390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
22°C
İstanbul
22°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
23°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
19°C

Aşk ve Cinsiyet’e, Kendi Kavramlar Dünyamızdan Bakış

Aşk ve Cinsiyet’e,  Kendi Kavramlar Dünyamızdan Bakış
15.08.2019
A+
A-

Aşk ve cinsiyet, insan toplumları için  iki farklı ve önemli kavramlar. Bu iki özellik, insan cinsinin sahip olduğu ve yaratılıştan gelen özelliklerden ikisi. Hayvanlarda da cinsi ve duygusal özellikler varsa da, onların akıl, ahlak ve maneviyat gibi değerlere sahip olmamaları, hem  bu özellikleri derinliğine yaşamaktan uzaklaştırıyor, hem de  bu gibi niteliklerden sorumlu olma durumlarını ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla, insan manevi ve ahlaki değerler ile sosyal ve psikolojik dünyasını düzenlemek durumunda olan muhteşem bir varlık.. Bu durumda; hem bir iradeden, hem de bu irade ile, değerler dünyasını harekete geçirebilen ahlaki bir varlıktan, insandan bahsediyoruz.

Bu sorumluluk, İslam ahlak ve inancını  kabul eden bir anlayışı gündeme taşırken, aslında farklı bir dünya görüşünün tercihini de ortaya koymaktadır. Türkiye ve diğer İslam, Hristiyan, Musevi veya başka din ve inançlara bağlı ülkelerin, Batı’nın bilgi  sisteminin yerleşmesi ve propoganda çalışmalarıyla, farklı bir cinsiyet ve ahlak anlayışının etkisi altında kalındığını biliyoruz. Bu durum, adı geçen ülkelerde; toplumsal ve dini değerlere bağlı olmayan çeşitli anlayışların insanları yozlaştırarak, insani özelliklerinin kaybolmasına yol açmaktadır.

Amerikan ve Avrupa film, magazin ve internet kanalıyla batı kültür ve anlayışının inanç ve kültür bakımından batılı olmayan ülkelerde yoğun bilgi ve propogandalar ile bir “idrak kayması”na sebep olduğunu belirtmemiz ve bu konunun, aklı başındaki insanlar tarafından iyice ele alınması gerektiğine işaret etmemiz lazım. Aksi halde, insanlık giderek ilkelleşmekte ve “hayvani güdüler” ile hareket etmeye başlamaktadır.

Konuyu iyice açıklamak için, şu örnekler üzerinde meseleyi açıklamak gerekmektedir:

Batı’nın empoze ettiği anlayışa göre, ahlak; koruyucu ve denetleyici bir özellik taşımamalıdır. Bu anlayış, ahlakın toplumsal bir değer olması yerine, kişisel bir tercih, keyfi bir tutum veya tavır olarak var olmalıdır. Yani, bir kişi; istediğin gibi davranacak, cinsi arzularını  kendine göre tatmin edecek ve başkaları onun bu tutumuna karışmayacak!. Bunun adı da, “serbest ve hür bir  yaşama” olacak..

Böyle bir durumda, Müslüman toplumlarda ve özelde Türkiye’de, toplumsal kurallar dediğimiz din, ahlak ve gelenekler artık ölçü olmayacak ve insanlar, ister doğru-ister yanlış, nasıl yaşamak, hareket etmek ve sosyal ve cinsel ilişki kurmak istiyorsa öyle yapacak… Bu durumda İslam ahlakı, toplum geleneği ve manevi değerlerin toplumdaki varlığı tehlikeye girecektir.

Aslında batı sosyolojisi, ahlakın toplum merkezli olduğunu söylemesine rağmen, modernist uygulama ile; ahlakın toplum merkezli olmaktan çıkarak, “kişi merkezli” hale geldiğini ve bunun da ilmi literatürdeki bilgilere karşı bir tutumun meydana getirdiğini söylemek zorundayız. 

Günümüzde, batı ve batı dışı dünyada, kız-erkek ilişkileri; din, ahlak ve geleneklerin dışında batı’nın yerleştirdiği toplum değerleri ile şekillenmekte ve bu durum giderek yaygınlaşmaktadır. Bu tavrın gereği, yaşı ne olursa olsun; kız ve erkek birbiriyle “arkadaş” olacak ve bu ilişkinin hiçbir sınırı olmayacak, her türlü duygusal ve cinsel ilişki noktasına geldiğinde bile, buna engel koyulmayacaktır.

Müslüman toplumlarda kız ve erkek ilişkileri, diğer toplumlardan farklı ve belli kurallar içerisinde cereyan etmesi, aile ve toplum hayatının dengeli, sorumluluk içinde olması gerekmektedir. Bunun yolu da, ahlak ve kültürün kuralları içinde bu tür ilişkilerin gerçekleşmesidir.. Genç kız ve erkeklerin iki ayrı karakter yapısı ve cinsiyet özelliği taşımaları sebebiyle bu duygu ve arzuların kontrol altına alınması ve meşru bir zeminde gerçekleşmesi, kişi ve toplumun huzuru ve rahatlığı bakımından önem taşımaktadır.

Halbuki, medya ve yaygın kanaat ile şimdiki eğilim, bu iki cinsin birbiriyle ilişkisine herhangi bir engel koyulmaması gerektiğini empoze etmektedir. Böylece, iki farklı cinsin duygu ve cinsi dünyası,  ölçüsüz ilişki ve tutumlarla yıpratılmakta ve hatta yok edilmektedir. 

Peki bu durumda ne olmaktadır? İki genç, birbirine karşı his ve arzuları sebebiyle; davranışlarında hiçbir kurala uymamakta ve istediklerini yapmaktadır.  Sonuçta, ruhen ve cinsel açıdan bir kaos yaşanmaktadır. Ülkemizde ve diğer Müslüman toplumlarda toplum, bütünüyle bu tür ilişkilere açık olmadığından, Batı ve diğer ahlaki değerlerin çürüdüğü toplumlardaki gibi, herkes tarafından kabul görmemektedir. Ayrıca bu tür geçici ve hevese dayalı beraberlikler, çoğu zaman sürekli olmamakta ve gençler, kötü bir ilişki deneyimi sonucunda karşı cinse “güvenilmez” ve hatta “düşman” bir gözle bakmaktadırlar. 

Türkiye ve bazı Müslüman ülkelerin yıllardır takip ettiği eğitim, sosyal hayat ve kurumlarda geçerli kurallar, “batıyı taklit ve model alma” doğrultusunda olduğundan, İslami ve yerel herhangi bir kural ve geleneğin kendini koruması, çok zor olmaktadır. Bir anlamda “din ve ahlak korunmasız” durumda bulunmaktadır. Bu hal de, giderek ahlak ve cinsiyet, duygularını; normal ve kurallı bir şekilde karşılamaya çalışan “evlilik kurumu” nun  cazip görülmekten uzaklaşmasına, engelleyici  bir faktör olarak algılanmasına yol açmaktadır.

Günümüzde, özellikle “toplumsal cinsiyet”, “kadın eşitliği” başlığı altında dile getirilen yaşama tarzı, aile olmadan, dini ve ahlaki hiçbir değer’e uymadan, “kuralsız yaşama anlayışı” nı getirmekten başka bir amaç taşımamaktadır. Halbuki, kuralları olmayan bir sistem; sistem değildir.

Prof. Dr. Sami ŞENER

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

  1. Mehmet Ali Tekin dedi ki:

    Teşekkürler Muhterem Hocam
    Duygularımıza tercüman olmuşsunuz.

  2. Şaban Doğan dedi ki:

    Sayın hocam! Ne yazık ki, bütün frekanslarını batının batık kültürüne endeksleyerek medeni ve modern olduğunu zanneden bir toplumda yaşıyoruz. Ahlaki çöküntü ün hızlanması, aile yapmızın daha da yıpranması için “İstanbul sözleşmesi” ne imza atıyoruz. Sonrası malum… Rabbim sonumuzu hayr eylesin. Tesbitleriniz için teşekkürler