
Son günlerde sosyal medyada hızla yayılan “Bom Bom Tel Aviv” isimli şarkı milyonlarca kişi tarafından paylaşılıyor. Kimileri bunu bir mizah ürünü olarak görüyor, kimileri ise savaşın dijital cephedeki yeni araçlarından biri olarak değerlendiriyor.
Ancak meselenin özü ne müzikte ne de ritimde saklıdır.
Asıl soru şudur:
Neden milyonlarca insan böyle bir içeriğe ilgi gösteriyor?
Bu sorunun cevabını bulabilmek için son birkaç güne değil, son birkaç yıla bakmak gerekiyor.
Gazze’de aylardır devam eden saldırılar boyunca dünya, insanlık tarihine utanç olarak geçecek görüntülere şahit oldu.
Yıkılan hastaneler…
Enkaz altında kalan çocuklar…
Bombalanan mülteci kampları…
Açlıkla mücadele eden aileler…
Ve bütün bunlar yaşanırken uluslararası sistemin büyük ölçüde sessiz kalması…
Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın zihninde biriken öfkenin temel sebebi işte budur.
Bugün sosyal medyada yayılan bazı içerikleri anlamak için önce bu sessizliğin meydana getirdiği vicdani yarayı görmek gerekir.
Modern çağda savaşlar yalnızca cephede gerçekleşmiyor.
Bir tarafta füzeler ve savaş uçakları bulunurken diğer tarafta kameralar, ekranlar ve sosyal medya platformları bulunuyor.
Eskiden devletler propaganda afişleri hazırlardı.
Bugün ise birkaç saniyelik videolar milyonlarca insana ulaşabiliyor.
Bir zamanlar televizyonların belirlediği gündemi artık sıradan insanların telefonları belirliyor.
Bu nedenle “Bom Bom Tel Aviv” gibi içerikler, yalnızca bir eğlence ürünü değil; küresel vicdanın dijital dünyadaki yansımalarından biri olarak okunmalıdır.
Burada önemli bir hassasiyeti de korumak gerekir.
İslam, zulme karşı durmayı emreder.
Fakat aynı zamanda öfkenin insanı adaletten uzaklaştırmasına da izin vermez.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun. Bu, takvaya daha yakındır.”
Müslümanın tavrı, zulmü alkışlamak kadar zulmü taklit etmek de olamaz.
Bizim mücadelemiz insanların kimliğiyle değil, zulümledir.
Bizim itirazımız Yahudi olduğu için bir insana değil, işgalci olduğu için zalime yöneliktir.
Çünkü İslam’ın ölçüsü kavim değil, adalettir.
Belki birkaç ay sonra bu şarkı unutulacak.
Fakat Gazze’de toprağa verilen çocukların görüntüleri unutulmayacak.
Belki bugün sosyal medyada başka sloganlar konuşulacak.
Fakat insanların kalbinde biriken adalet arayışı yaşamaya devam edecek.
Bu nedenle “Bom Bom Tel Aviv” olgusuna yalnızca bir internet trendi olarak bakmak eksik kalır.
Aslında viral olan şey bir şarkı değil; yıllardır bastırılan vicdani tepkidir.
Bugün savaşın bir cephesi Gazze’de, Lübnan’da ve Tel Aviv’de yaşanıyor.
Diğer cephesi ise insanların kalplerinde ve ekranlarında sürüyor.
Müslümanların görevi öfkeyi büyütmek değil, adaleti savunmaktır.
Mazlumun yanında durmak, zalime karşı söz söylemek ve hakikati unutturmamaktır.
Çünkü bir gün şarkılar susar.
Gündemler değişir.
Fakat Allah katında mazlumun ahı ve zalimin hesabı baki kalır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”