islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,1634
EURO
53,9889
ALTIN
6.093,10
BIST
13.981,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
31°C
İstanbul
31°C
Açık
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C

BÜYÜK ŞEYTANIN GÖLGESİNDE MANEVİ ARINMA MÜMKÜN MÜ?

BÜYÜK ŞEYTANIN GÖLGESİNDE MANEVİ ARINMA MÜMKÜN MÜ?
24/06/2026 11:00
A+
A-

BÜYÜK ŞEYTANIN GÖLGESİNDE MANEVİ ARINMA MÜMKÜN MÜ?

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan modern dünya düzeni, insanlığa barış, istikrar ve küresel refah vaat ederken aslında tarihin gördüğü en organize ve yapısal zorbalığın temelini atıyordu. Bu düzenin mutlak hakimi, küresel sömürü çarkının başaktörü olan Amerika Birleşik Devletleri, hegemonik gücünü pekiştirmek adına gittiği her coğrafyaya demokrasi, özgürlük ve insan hakları ambalajıyla girdi. Ancak bu sahte vaatlerin pratik karşılığı, sömürülen topraklar, çalınan gelecekler, harabeye dönen şehirler, kan ve gözyaşından başka bir şey olmadı.

Emperyalizm, işgal ettiği topraklarda tek başına hareket edemeyecek bir asalak olduğu için, işlediği tüm zulümleri, soykırım ve katliamları o coğrafyalarda bulduğu yerli işbirlikçilerin ve kukla rejimlerin yardımıyla icra etti. Küresel gücün azgınlığı, dünya devletlerine sözünü dinletmesiyle doğru orantılı olarak arttı ve sömürdüğü her yerde pervasızca, hukuksuzca davranmasına yol açtı.

Bu boyunduruğun en acı ve sarsıcı hissedildiği yer ise hiç şüphesiz halkı Müslüman olan ülkelerin içine düştüğü zillet durumudur. Bu ülkelerin iktidarları, küresel emperyalizmin ve büyük şeytanın karşısında adeta sesleri solukları kesilmiş, iradeleri ipotek altına alınmış birer muti bende gibi koltuklarında oturmaktadır. İşin en tezat ve dehşet verici tarafı ise, bu liderlerin her birinin Müslüman olduğunu gür sesle beyan etmesi, kameralar karşısında dini vecibelerini yerine getirmesidir.

İslam dünyasının bu sözde liderleri, yeryüzünü kana bulayan küresel emperyalistlerin hepsiyle el sıkışmakta, zalimlere samimiyetle sarılmakta ve karşılaştıklarında yüzlerinde sevinç ve tebessüm hiç eksik olmamaktadır. Özellikle Amerika’nın ve onun Siyonist ortaklarının temsilcileriyle bir araya geldiklerinde bu memnuniyetleri daha da belirginleşmekte, diplomatik nezaketin ötesinde bir sadakat emaresi olarak defalarca tokalaşıp birbirlerine sarılmaktadırlar.

Ancak bu sahnelerin hemen ardından ibadet vakti geldiğinde, hiçbir şey olmamış gibi seccadelerinin başına geçip ibadetlerini eda etmektedirler. İşte tam bu noktada, insanlığın ve İslam’ın özüne dair en can alıcı soru ve teolojik çelişki ortaya çıkmaktadır: Katillerle, sömürgeci emperyalistlerle, soykırımcı canilerle tokalaşırken kirlenen bu eller, hangi temizlikle arınabilir? Çocukların, kadınların ve masum insanların kanına batmış zalimlere sarıldıklarında manevi olarak necasete gark olan bu bedenleri dünyadaki hangi su temizleyebilir? George Bush’la, Barack Obama’yla, Bill Clinton’la, Donald Trump’la, Joe Biden’la, Ariel Şaron’la, Benjamin Netanyahu’yla ve bilumum insanlık katilleriyle el sıkışanlar, ellerini neyle yıkmalıdır ki temizlenebilsinler?

Küresel zalimlerle tokalaşanların ellerine bulaşan bu kir, sadece sabunla çıkacak maddi bir leke değildir. Ellerden kalbe giden görünmez damarlarla, bu kir doğrudan kalbe ulaşmakta ve insanı manevi bir çürümeye sürüklemektedir. Genelde dünyayı, özelde ise İslam coğrafyasını kan gölüne çevirenlere “Dostum”, “Stratejik ortağım”, “Geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz” diyenler, kirlenen dillerini ve zihinlerini nasıl temizleyeceklerdir? Elleri, bedenleri ve bu zalimleri öven dilleri manevi pisliğe batanların kirini bu dünyada hangi çağlayan, hangi nehir temizleyebilir?

Afganistan’ı, Irak’ı, Suriye’yi demokrasi getirme yalanıyla yakıp yıkan, Irak işgalinde iki milyon Müslümanı ve beş yüz bin masum çocuğu katleden kanlı ellerle tokalaşanlar, bu masumların kanını üzerlerinden nasıl atabilirler? Tarihsel süreçte mukaddes kabul edilen, imanın ve safiyetin sembolü olan zemzem suyu, katillerle el sıkışırken kirlenen elleri, zalimi dost edinirken mühürlenen kalpleri ve körelen duyguları temizlemeye yeter mi?

Sonuç olarak, büyük şeytan Amerika ve onun küresel ortaklarıyla saf tutan devlet erkânı, ellerini neyle ve nasıl yıkarlarsa yıkasınlar, bu manevi necasetten asla temizlenemezler. Siyasi ikballeri ve koltukları uğruna zalimin zulmüne sessiz kalan, katilin elini sıkan her yönetici, o katilin işlediği cinayetlerin ve akıttığı masum kanlarının gizli ortağı olmuştur. Ortak olunan bir soykırımın, onay verilen bir zulmün günahı ise hiçbir şekli ritüelle temizlenemez. Bu kir, tarihin, insanlık vicdanının ve ilahi adaletin huzurunda o liderlerin yakasını sonsuza dek bırakmayacak ebedi bir utanç vesikasıdır.

Yakup Döğer

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Ümit Ortaç dedi ki:

    2004 yılı. Şaron.
    Orda görmemişiz gözümüz körmüş. Etki tepki sünnet var. Ulaşmayacak kadar insansa gore ganiyy. Sen kim aldatan deccal kim? 2004 yılı açıkmış. şimdi adamın oy isteyiceleri, oy isteyicelerin yanında renk katıcı yazarlar var. Sistemin içinde. Her nefis ölümü tadacaktır. Dönüşümüz Allah’a dır. Şahid olarak Allah yeter. Batılı ve Hakk’ı ayıran Allah Celle Celal’dir. Allah Aziz ve Hakim’dir.