islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4354
EURO
56,2404
ALTIN
6.898,85
BIST
14.012,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Açık
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
27°C

ÇANAKKALE ZAFERİ SADECE MUSTAFA KEMAL’İN Mİ?

ÇANAKKALE ZAFERİ SADECE MUSTAFA KEMAL’İN Mİ?
19/03/2026 14:33
A+
A-

ÇANAKKALE ZAFERİ SADECE MUSTAFA KEMAL’İN Mİ?

Bu sene 111’inci yıl dönümü kutlanan Çanakkale zaferinin asıl kahramanının kim olduğuna dair yıllardır yapılan tartışmalar devam ediyor. Bu konuda iki görüşten birine göre; Çanakkale Savaşı’nı tamamen Mustafa Kemal yönlendirdi ve kazandırdı; zaferde Conkbayırı ve Anafartalar savunmaları çok etkili oldu, o yüzden zaferin asıl kahramanı Mustafa Kemal idi. İkincisi görüş ise bunun aksini savunuyor. Buna göre, Mustafa Kemal savaşta, başlarken Yarbay, sonra Albay seviyesinde bir komutandı; savaşın asıl komutanları başkaydı ve başarı da onlara aitti.

Bu tartışma hiç bitmiyor. Kemalistler tüm zaferi sadece Mustafa Kemal’e mal ediyor; Mustafa Kemal karşıtları da onun rolünü ve başarılarını önemsizleştirmek için elinden geleni yapıyor. Oysa bence, Çanakkale zaferine dair üçüncü bir bakış açısı daha var ve asıl doğru bakış açısı, o. Bu yazıda, bu işin aslı nedir, Çanakkale zaferinin asıl kahramanı kimdir, onu ele alıyorum. Ancak bir ricam var: Bu yazıyı okumaya karar vermişseniz, lütfen önünüzde Çanakkale Boğazının ve Gelibolu Yarımadasının bir haritası olsun. Mümkünse, Osmanlı savunma hatlarını ve cepheleri gösteren tarihi bir harita olsun. Okuduklarınızı, sözü edilen çatışma hatlarını harita üzerinden takip edin. O zaman ne demek istediğim çok daha net ve somut biçimde anlaşılacaktır.

ÇANAKKALE SAVAŞI’NIN TANIMI VE SAVUNMANIN TAHKİMATI

Çanakkale Savaşı, 1915-1916 yılları arasında yapıldı. Birinci Dünya Savaşının bir cephesiydi. Çanakkale Boğazı’nın içinde ve etrafındaki karada yapıldı; ama savaşın esası deniz savaşıydı. Düşman ordusu, karadan değil, denizden geçerek İstanbul’a girmek istiyordu. Düşman ordusunun asıl hedefi, denizden geçerek İstanbul’a saldırmak ve Boğazların denetimini Ruslara vermekti. Düşman için kara savaşı, deniz geçişini mümkün kılmak içindi. İki ana cephesi vardı; hem karada, hem de denizde yürütüldü. Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapıldı. Bir savunma savaşıydı. Gelibolu yarımadasına ilaveten, Anadolu topraklarındaki tahkimat da çok önemliydi.

1914 yılının Ağustos ayı başında Osmanlı Başkomutanlığı Çanakkale’deki kuvvetleri takviye etme kararı aldı. Boğazın tahkimat görevi, Alman Amiral V. Usedom ve Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığına getirilen Tuğgeneral Cevat (Çobanlı) Paşa’ya verildi. Savunma hattı, 1914’ün Eylül ayında bu iki komutan tarafından hazırlanan plana göre yapıldı. Plân şöyle uygulandı:

Tekirdağ’da bulunan 3. Kolordu Gelibolu’ya gönderildi. Müstahkem Mevki Komutanlığının emrine 4 torpido, 2 koruma gemisi ve bir uçak birliği verildi. Boğazın önünde iki gemi 24 saat İmroz-Limni hattında karakol yapmakla görevlendirildi. Osmanlı Devleti, Boğazı 27 Eylül 1914’te seyrüsefere kapattı. Gelibolu Yarımadası’nda Seddilbahir ve Ertuğrul bataryalarına, Anadolu yakasında ise Kumkale ve Orhaniye tabyalarına, ileri savunma topçu mevzii olarak toplar yerleştirildi. Boğazın girişindeki ateş gücü, 6 havan ve 4 top ile güçlendirildi. Kepez-Soğanlıdere hattı ile Nara-Değirmendere arasında, Boğazın iki kıyısında ise asıl mevziler ve tahkimat oluşturuldu. Çanakkale’nin kuzeyinde Nara ve Mecidiye, Güneyinde Çimenlik, Hamidiye tabyaları, Kepez Burnunun güneyinde Dardanos tabyası yer aldı. Gelibolu Yarımadası’nda ise Kilitbahır’ın kuzeyinde Değirmendere, Güneyinde Namazgâh, Hamidiye ve Mecidiye tabyaları vardı. Bu tabyalarda 137 top bulunuyordu. Girişi kapatacak bataryalarla merkez tabyaları arasındaki boşluk, 24 obüs, 10 havan ve 8 top ile kapatıldı. Bunlarla, düşman donanmasının uzaktan merkez tahkimatını ateş altına alması önlenecekti.

Boğazdaki mayın hatları takviye edildi. 13 Mart 1915’e gelindiğinde, mayın sayısı 344’e, mayın hattı sayısı ise 11’e çıkarıldı. Mayınların arası 70-80 metre idi; çünkü eldeki mayın sayısı bu kadardı. O yüzden, aradaki boşlukları kapatacağı düşünülen serbest dolaşan mayınlar döşendi. Mayın hatlarını mayın tarayıcı gemilerden korumak için, harp gemilerinden çıkarılan küçük toplarla, Kepez, Soğanlıdere ve Havuzlar deresi mıntıkasında bulunan set bataryaları teşkil edildi. Batarya mevzilerinin denizden keşfini zorlaştırmak ve donanmanın açacağı ateşi üzerine çekmek için, mevzilerin etrafına kara barut dumanına benzer kutular yerleştirildi. İngiliz mayın tarama gemileri tarafından temizlenen sahalara yeniden mayın döşendi. Eldeki son mayınlardan 26’sı Nusret mayın gemisi ile düşman gemilerinin Rumeli tabyalarını ateş altına almaya çalıştığı Karanlık Liman’a, 18 mayın da Sivrihisar torpidosu ile sahilden 1 kilometre açıktan Tekir Deresi ile Domuzdere arasında denize döşendi.

Yani düşman Çanakkale’ye saldırmadan önce, eldeki tüm imkânlar kullanılarak, gerek Çanakkale Boğazı denizden, gerekse boğazın iki yakası karadan tahkim edildi.

AH ONBEŞLİ, ONBEŞLİ

Osmanlı Devleti sadece Boğazı ve etrafını tahkim etmekle yetinmedi. Savaşacak asker gerekiyordu. Devlet, o tarihe kadar görülmemiş bir karar aldı. “Askerlikten muaf” olmayı kaldırdı. Askerlikten muaf olan medreseliler ve gayrimüslimler de askere alındı. İstanbul’da okullar boşaldı. Anadolu ise, daha önce hiç görmediği bir seferberlik tattı. 1899-1900 doğumlular bile askere alındı. 17 yaşında gençler Çanakkale’ye savaşmaya gönderildi. Öyle ki, bu konuda yazılan bir Tokat türküsü, meşhur oldu:

“Ah on beşli on beşli,

Tokat’ın yolları taşlı,

On beşliler gidiyor,

Kızların gözü yaşlı.”

Sadece bu da değil. Çanakkale savaşına, Osmanlı mülkünde yer alan her coğrafyadan insan katıldı. Doğusuyla-Batısıyla, Kuzeyiyle-Güneyiyle, Ortasıyla etrafıyla Anadolu’nun yer ilinden, her din ve ulustan insan, Çanakkale’deki savunma savaşına katıldı. Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Çerkez’iyle, her kesim savaşa katılıp can verdi. Sadece Anadolu değil, Filistin ve Suriye şehirlerinden, hatta İran’ın Tebriz’inden bile küffara karşı savaşmak için asker geldi. Bunların mezar taşlarını Çanakkale şehitliğinde görebilirsiniz. Yani; cephe sathının ve hattının tahkimatının yanında, cepheye asker sevkiyatı bakımından da topyekûn bir seferberlik hali yaşandı.

SAVAŞIN KOMUTANLARI KİMLER?

Şimdi gelelim Çanakkale Savaşı’nın komutanlarına…

Çanakkale Savaşı’nın en başında, Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa vardı. Çanakkale Savaşı’na fiilen 7 Türk General ile 5 Alman General katıldı. Türk generaller: Esat Paşa, Mehmet Vehip Paşa, İsmail Cevat Paşa, Ali Mustafa Fevzi Paşa, Çolak Faik Paşa, Mehmet Ali Paşa, Mustafa Hilmi Paşa. Alman generaller: Liman Von Sanders Paşa, Von Der Goltz Paşa, Weber Paşa, Metren Paşa, Trommer Paşa idi. Deniz savaşının komutanı: Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa idi.

Kara savaşlarındaki komuta ise şöyleydi: Askeri harekatın başında 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders vardı. 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa Kuzey Grubu komutanıydı; Anafartalar ve Conkbayırı bölgesinde görev yaptı. Esat Paşa, Conk Bayırı’nda Anzaklara karşı yaptığı güçlü taarruzun sonucu olarak 1. Ordu komutanlığına atandı. Seddülbahir bölgesinde konuşlanan Güney grubu komutanı ise önce Weber Paşa, sonra yerine Vehip Paşa idi. Vehip Paşa’ya bağlı olarak; 5. Kolordu Komutanı Fevzi Paşa ve 14. Kolordu Komutanı Trommer Paşa cepheddeydi. Fevzi Paşa, Mustafa Kemal’den önce Anafartalar Grup Komutanı olarak da görev yaptı. Güney grubunda Weber Paşa’ya bağlı olarak Seddülbahir cephesinde 1. Kolordu Komutanı Mehmet Ali Paşa ile 2. Kolordu Komutanı Faik Paşa mücadele etti. Anadolu yakasında, Saroz bölgesinde Von Der Goltz 1. Ordu Komutanı ve ona bağlı 6. Kolordu Komutanı Hilmi Paşa görev yaptı. Çanakkale Cephesi’nde gönüllü olarak katılan Yarbay Mustafa Kemal’in, Çanakkale Muharebeleri sırasında sıralı ilk komutanı 3. Kolordu komutanı Mirliva Esat idi. Mustafa Kemal’in sıralı ikinci amiri 5. Ordu komutanı Mareşal Limon Von Sanders idi. Yani Çanakkale’de kara savaşlarındaki komuta sıralaması şöyleydi:

  • Başkomutan: Padişah V. Mehmet Reşad.
  • Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili: Enver Paşa.
  • Genelkurmay Başkanı: Fritz Bronsart von Schellendorf.
  • 5. Ordu Komutanı: Mareşal Liman von Sanders. Kendisine bağlı 2 kolordu ve 1 Tümen var:

3. Kolordu Komutanı Esat Paşa (3 tümeni var): 5. Tümen Komutanı Yarbay Hasan Basri, 7. Tümen Komutanı Albay Halil, 9. Tümen Komutanı Albay Halil (Sami).

15. Kolordu Komutanı Erich Paul Weber Paşa (2 tümeni var): 3. Tümen Komutanı Albay Nicolai, 11. Tümen Komutanı: Albay Refet Bey.

19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey (doğrudan Liman Von Sanders’e bağlı)

Yani, Çanakkale Boğazı’nın etrafındaki karada yapılan savaşlarda 6 Tümen görev yaptı. Mustafa Kemal, bu tümenlerden sadece birinin ve bir tek cephenin komutanı idi. Savaşın asıl komutanları başkaydı. Düşman, Mustafa Kemal’in Tümenini aşamadı, doğru, ancak diğer 5 tümeni de aşamadı ve Çanakkale’de yenildi. Peki, Mustafa Kemal’i diğerlerinin arasında ön plâna çıkaran neydi, onu biraz sonra söyleyeceğim.

KARA SAVAŞLARI

Şimdi haritayı önünüze alın ve yazının bundan sonrasını harita üzerinden takip edin. Neymiş, Mustafa Kemal Anafartalar’da düşmanı durdurmuş ve Çanakkale zaferi kazanılmış. Acaba gerçek öyle mi? Tarihi hakikat şu: Çanakkale boğazının etrafında, karada 16 ana bölgede çatışma yaşandı. Mustafa Kemal bunlardan sadece birinin komutanıydı. Komuta ettiği bölge ise Çanakkale boğazında değil, Gelibolu yarımadasının kuzeyinde yer alıyordu. Yani düşman; Gelibolu yarımadasının kuzeyindeki Conkbayırı ve Anafartalar’da şansını denemeden önce, yarımadanın her bölgesine çıkarma yaptı, her bölgede saldırdı. Mesela;

Weber Paşa, Albay Nicolai, Albay Refet, Yarbay Nurettin’in komuta ettiği Anadolu yakasındaki Kumkale’den geçemedi. Seddülbahir Cephesi’ndeki Albay Halil Sami, Yarbay Hafız Kadri, Yarbay Mehmet İrfan, Binbaşı Mehmet Halit, Yarbay Sabri’nin komuta ettiği Birinci Kirte Muharebesi’ni kazanamadı. Kirte Köyü ve Alçıtepe’yi ele geçirmek için saldıran düşman, Eduard von Sodenstern, Erich Weber, Halil Sami Bey, Remzi Bey komutasındaki İkinci Kirte Muharebesi’ni kazanamadı. Yine aynı bölgede yapılan ve Erich Weber Paşa, Albay Halil Sami, Yarbay Mehmet Selahattin komutasındaki Üçüncü Kirte Muharebesi’ni de kazanamadı. Yarbay Hasan Askeri ve Yarbay Mehmet Selahattin’in komuta ettiği Birinci Kerevizdere Muharebesi’ni Osmanlı kazandı. Düşman, Erich Weber Paşa, Faik Paşa, Albay Refet, Albay Halil, Albay Hasan Basri, Albay Nicolai, Yarbay Cafer Tayyar, Yarbay Süleyman Şakir, Yarbay Selahattin komutasındaki Zığındere Muharebesi’nde istediği başarıyı elde edemedi. Vehip Paşa, Albay Celal, Albay Halil, Yarbay Süleyman Şakir komutasındaki İkinci Kerevizdere Muharebesi’nde kısmi başarı elde etti, ama ilerleyemedi. Albay Rüştü, Binbaşı Ahmet Tevfik, Binbaşı Zeki, Yarbay Ali Rıza, Binbaşı İbrahim Şükrü komutasındaki Kanlısırt Muharebesi’nde kısmi başarı elde eden düşman, Esat Paşa’nın bölgeyi takviyesi üzerine ilerleyemedi. Düşmanın, “Sarı Bayır” dediği Kılıçbayırı, Düztepe, Conkbayırı ve Kocaçimen Tepe hattını işgal girişiminde, Müşir Liman von Sanders, Mirliva Esat Paşa, Albay Mustafa Kemal, Albay Mehmet Rüştü, Albay Kannengiesser, Albay Ali Rıza, Albay Halil, Yarbay Cemil, Yarbay Hasan Basri, Yarbay Bötrich, Yarbay Wilhelm Willmer komutasındaki Osmanlı ordusunu aşamadı. Kurmay Albay Mustafa Kemal komutasındaki Kocaçimen Tepe Muharebesi’nde düşman, sahilden ileri geçemedi. Albay Mustafa Kemal, Binbaşı Mustafa komutasındaki Kılıçbayır Muharebesi’nde ağır kayıplar veren düşman, saldırıyı durdurdu. Albay Mustafa Kemal, Yarbay Cemil, Albay Ali Rıza, Albay Kannengiesser, Yarbay Bötrich komutasındaki Conk Bayırı Muharebesi’nde düşman tümüyle püskürtüldü. Albay Mustafa Kemal, Albay Halil, Yarbay Mehmet Selahattin, Yarbay Wilhelm Willmer komutasındaki Birinci Anafartalar Muharebesi’ni Osmanlı kuvvetleri kazandı. Seddülbahir’de, Osmanlı ordusunun dikkatini yarımadanın güneyine çekmeyi amaçlayan bir yanıltma taarruzu ile başlayan Kirte Bağları Muharebesi’ni, Mirliva Vehip Paşa, Mirliva Fevzi Paşa, Albay Albert Heuck, Yarbay Kazım, Mirliva Bruno von Trommer Paşa, Yarbay Cafer Tayyar, Yarbay Hüseyin Selahattin komutasındaki Osmanlı birlikleri kazandı. Mustafa Kemal Bey, Binbaşı Münip (Uzsoy) komutasındaki Anafartalar Cephesi’nin kuzey -sol- kesimine yer alan Tekketepe Muharebesi’nde düşman yenildi. Albay Mustafa Kemal, Albay Halil, Albay Mehmet Selahattin komutasındaki İkinci Anafartalar Muharebesi’ni de Osmanlı kuvvetleri kazandı.

Görüldüğü üzere; kara savaşları sadece Mustafa Kemal’in yürüttüğü savaşlar değildi. Düşman, bölgenin her yerine saldırdı, ama hiçbir bölgeden geçemedi. Mustafa Kemal, düşmanın aşamadığı cephelerden sadece birinin komutanıydı; onda da yanında başka komutanlarla birlikte komuta ediyordu. Bulunduğu bölge, Çanakkale savaşının asıl cephesi olan boğaz bölgesi değil, Gelibolu Yarımadasının kuzey sahilleriydi.

ÇANAKKALE SAVAŞININ ESASI: DENİZ SAVAŞI

Çanakkale savaşının esasını deniz savaşı oluşturur. Çünkü düşman, İstanbul’a karadan değil, denizden ulaşmayı hedeflemişti ve o yüzden de deniz filosunu boğaza yığmıştı. Kara savaşı, deniz geçişinin karadan yapılan atışlarla engellenmesini önlemek içindi. Karada başarılı olamayan düşman, denizden harekete geçti. Bu, düşmanın son hamlesiydi. 18 Mart 1915 Perşembe sabahı, İngiliz ve Fransız donanmasına bağlı 16 gemiden oluşan düşman donanması, Amiral de Robeck’in emriyle harekete geçti. Donanma saat 10.30’da iki saf halinde boğaza girdi. Osmanlı savunmasını Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa yönetiyordu. İşte Çanakkale zaferinin asıl kahramanı Cevat Paşa idi.

Saat 11.30’dan itibaren 6 büyük İngiliz savaş gemisi, tabyanın ateş menzilinden uzakta durarak Çanak ve Kepez Burnu’ndaki savunma tesislerini yoğun bombardıman altına aldı. Boğazın her iki kıyısındaki obüs ve havan bataryaları buna karşılık veriyordu. Bir gemi isabet aldı, diğerinin pruva direğinin üç ayağı koptu, köprü üstünde yangın çıktı. Saat 12’den sonra 4 savaş gemisinden oluşan Fransız filosu, Türk tahkimatını yakın mesafeden ateşe tuttu. 6 İngiliz savaş gemisi tabyaları bombalamaya başladı. Türk tabyaları karşılık veriyor, fakat etkili olamıyordu. Saat 13.45’te düşman donanması, Türk tabyalarını önemli ölçüde susturdu.

Türk tarafında durum hiç iç açıcı görünmüyordu. Düşman filosu geçebilse İstanbul düşmüş olacaktı. Türk tabyalarını dağıtıp mayınları avladıklarını sanan Amiral de Robeck, Boğazın en dar yerine doğru bir kanal açmak üzere, mayın tarama gemilere emir verdi. Bekletilen 2. İngiliz filosu, hasar gören Fransız gemilerinin yerine savaşa sokuldu. O anda Türk tabyaları harekete geçti. Yerle bir edildiği zannedilen tabyalardan düşmana yoğun ateş açılıyordu. Herkesin gözü önünde tuz buz olan Dardanos Tabyası yeniden şahlanmıştı. Tabya komutanı Çanakkaleli İsmailoğlu Yüzbaşı Hasan ile ağır obüs taburu birinci bölük üsteğmeni Trablusgarplı Mehmet Mefsuf şehid olmuşlardı, ama Mehmetçik, topları ateşlemeye devam ediyordu.

Erenköy koyundan geri çekilmek üzere olan bir Fransız gemisi mayına çarparak batmaya başladı. Güçlü savunma karşısında donanmayı boğazda tutmanın imkânsız olduğunu gören Amiral de Robeck harekâtı durdurmak zorunda kaldı. Batan gemiye yardım için gönderdiği gemi de mayına çarpıp battı.

18 Mart’ta saat 17.45’te deniz taarruzu sona erdiğinde, Çanakkale zaferi kesin olarak Osmanlı Devleti’nin olmuştu. Düşman, Çanakkale Boğazı’na denizden hücum planını 23 Mart’ta resmen terk etti.

SONUÇ

Sonuç olarak diyebiliriz ki:

1- Mustafa Kemal, iddia edildiği gibi Çanakkale zaferinin tek ve asıl kahramanı değildir.

2- Ancak yine Mustafa Kemal, iddia edildiği gibi savaşta ve zaferde önemsiz bir rolde de değildir. Çanakkale’deki kara savaşlarının en başarılı komutanlarından biridir. Mustafa Kemal’in ön plâna çıkmasının sebebi, Osmanlı sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olmasıdır.

3- Tarihi vakaları, kişilerin düşünce yapılarından, inançlarından, ideolojilerinden ve yaşam biçimlerinden bağımsız olarak ele almak daha doğrudur. Sevmediğimiz birinin başarısını yok saymak olmaz. Sevdiğimiz birine de, kendisine ait olmayan başarıları vermek, tüm başarıyı ona mal etmek olmaz. Tarihte nasıl olmuşsa, öyle kabul edip, öyle takdir etmek gerekir.

4- Tarihi vakaları, doğrularından da, yanlışlarından da ders almak, geleceğin inşâsı için bugüne katkı sağlayacak bir birikim olarak değerlendirmek lazımdır. Ders alacaksak, doğru neyse, eğip bükmeden, çarpıtmadan, saptırmadan, herkesin hakkını vererek, olduğu gibi dikkate almak gerekir. Hiç kimsenin değeri ve başarısı inkâr edilmemeli, hiç kimseye de başarısının üstünde değer atfedilmemelidir.

5- Çanakkale zaferi anılacaksa, gerçek değeri yâd edilerek, zaferi getiren tüm komutanların da anılması gerekir. Mesela deniz savaşını kesin kazanarak düşmanın çekilmesini sağlayan Cevat Paşa’yı anmamak olmaz. Çünkü Çanakkale savaşı asıl olarak deniz savaşıdır ve o savaşın galip komutanı da Cevat Paşa’dır. Mustafa Kemal’in savaştığı bölge, Çanakkale boğazında bile değil, Gelibolu yarımadasının kuzeyindedir. Çanakkale deniz savaşını, denizle hiç alakası olmayan bir bölgedeki kara savaşı komutanlarından birine mal etmek, tarihi hakikatlere uygun değildir.

6- Çanakkale zaferinin asıl kahramanı, hem kara ve deniz savunmasıyla birlikte askerlerini başarılı bir şekilde yöneten komutanlar, hem de İslam coğrafyasının her yerinden gelerek canlarını o topraklara vermiş olan, tüm Ümmettir.

Faruk Köse

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Ahmet Yaşar ÇAKMAK dedi ki:

    Var ol ,Nur ol (darısı yasakçı maddelerin inşallah)

  2. Nuh dedi ki:

    Sevgili dostlar, Çanakkale ve kutul amare zaferleri olmuşur ancak sonuç 17 Mart 1920 de istanbul resmen işgal edilmiştir. Esas bu iki savaştan sonra ne olmuştur ve neler yaşanmıştır? Bunları oturup konuşmak gerek, mesala 1920’den 1936 motrö boğazlar sözleşmesine kadar neler yaşandı? Perdeleri açalım bir gerçekleri görelim.