CHP diktatoryasının canlı şahidiyim…

Cumhuriyet’in kuruluşundan 17 yıl sonra (1940’da) dünyaya gözlerimi açtım. Türkiye, İsmet Paşa’nın diktatörlüğü altında idi. Ülkem harap, milletim çok yorgun idi. Cephelere giden kahramanlardan çoğu şehid olmuştu.

Köylerde, kentlerde yük, çilekeş Anadolu kadınlarının sırtlarına yüklenmişti. Yol yoktu. Elektrik yoktu. Gaz lâmbası veya “Lüküs” ışığında aydınlanıyorduk.

Tarım ülkesi idik. Ekmek karne ile veriliyordu. Çiftçi, harman zamanı topladığı, buğdayı, arpayı, tüm mahsülleri devlete haber vermek zorunda idi. “Âşâr memuru” gelir, mahsülün onda birini alır, kalana itiraz edilmezdi. Traktör, çok uzun yıllar sonra geldi Türkiye’ye. Çilekeş köylüm, tarlasını “karasaban”la sürerdi. Atı, eşeği, öküzü olmayanlar, saban’a, döven’e kendisini bağlardı.

Yazının devamı için »»

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir