islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,9693
EURO
55,9987
ALTIN
6.351,34
BIST
10.961,67
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Çok Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
19°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
16°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
13°C
Cuma Çok Bulutlu
12°C

CHP’NİN VE “CEMAATLERİN” BUGÜN YAŞADIKLARI; GEÇMİŞTE DERDİ HAKKIN HAKİMİYETİ OLAN ERBAKAN’IN MÜCADELESİNE TAKOZ OLMALARI MI?

CHP’NİN VE “CEMAATLERİN” BUGÜN YAŞADIKLARI; GEÇMİŞTE DERDİ HAKKIN HAKİMİYETİ OLAN ERBAKAN’IN MÜCADELESİNE TAKOZ OLMALARI MI?
18/09/2026 10:00
A+
A-

CHP’NİN VE “CEMAATLERİN” BUGÜN YAŞADIKLARI; GEÇMİŞTE DERDİ HAKKIN HAKİMİYETİ OLAN ERBAKAN’IN MÜCADELESİNE TAKOZ OLMALARI MI?

Tarih, sadece akıp giden günlerin kaydı değil; fikirlerin, niyetlerin ve duruşların amansız bir süzgecidir. Zaman zaman geriye dönüp bakmak, şahit olunan süreçlerin vicdani muhasebesini yapmak, hakikate borcu olan her insanın kaçınılmaz sorumluluğudur. Aynı çağın havasını solumuş, aynı sancıları bizzat yaşamış bir şahit olarak bugün zihnimi kurcalayan ve engellemekte zorlandığım çetin sorular var. Bu soruların odağında ise; nebevi bir ahlakla siyaset yapan, davasını kişisel ikbalinin üstünde tutan merhum Necmettin Erbakan Hoca’mızın basireti ile onun bu adanmışlığına köstek olmayı tercih edenlerin sergilediği acı vefasızlık yer alıyor.

Sorularımın merkezindeki Erbakan Hoca; Davası hakikatin hâkimiyeti olan, sadece Türkiye’yi değil, küresel ölçekte dünyayı yönetecek vizyona, birikime ve ahlaka sahip büyük bir liderdi. O, ne zaman kendi camiası veya meşrebi dışındaki gruplar hakkında bir soruya muhatap olsa, İslam kardeşliği hukukunu ve hassasiyetini her şeyin üstünde tutardı. Çatışmacı bir dili kararlılıkla reddeder; soru soranların muhtemel niyetlerini dahi basiretiyle süzerek, ‘vahşet medeniyetinin’ mensuplarını sevindirecek hiçbir söyleme prim vermezdi. Bu, derin bir incelik ve nebevi bir duruşun tecellisiydi.

Peki, bu inceliğin ve yüksek basiretin karşısında geçmişte nasıl bir tutum sergilendi?

Dün FETÖ olarak karşımıza çıkan yapı da, bugün Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin aziz mirası üzerine oturan Kurişî anlayış da ne yazık ki bu büyük mücadeleye destek olmak bir yana, adeta takoz olmayı seçtiler. Bırakın o büyük hakikat mücadelesine omuz vermeyi, acımasızca ve hiçbir kardeşlik hassasiyeti gözetmeksizin sürece köstek oldular.

Geçmişte rahmetli Erbakan Hocamızın siyasi mücadelesi sırasında; aynı vakit namazını gittiği farklı köylere defalarca kıldığı yönündeki asılsız iddiaların yayılmasına ve kendisine “yeşil komünist” yaftası vurularak Süleyman Demirel’in Adalet Partisi karşısında başarılı olmasının engellenmeye çalışılmasına canlı şahitlik ettik. Yine İmam Hatip okullarına “hatap” (odun) denilerek yıllarca milletin gözünde itibarsızlaştırma çalışmalarının yürütüldüğüne bizzat muhatap olduk.

Daha sonraki süreçte, Sayın Erdoğan’ın yanında siyasete girdiği gerekçesiyle, başta rahmetli A. Arif Denizolgun’un şüpheli ölümü olmak üzere ailesinin cemaatten dışlandığı günler henüz hafızalarımızdaki tazeliğini korumaktadır.

Diğer taraftan FETÖ elebaşının, Erbakan Hocamızın başbakan iken verdiği iftar davetine katılmayarak onu açıkça protesto etmesi ve siyasi gücünü kırmak adına aleyhinde propaganda yürütmesi; cemaat olarak sürdürdüklerini iddia ettikleri hizmetlerin İslam ümmetinden ziyade kendi dar çevrelerinin menfaatlerini korumaktan başka bir gayeye hizmet etmediğini net bir şekilde ortaya koymuştur.

Tüm bu vefasızlıklara ve sistemli engellemelere rağmen Erbakan Hoca, meselesinin şahsi iktidar değil, millete hizmet ve Hakk’ın hâkimiyeti olduğunu her fırsatta ispat etmiştir. Nitekim sağ-sol kavgalarının kan davasına dönüştüğü, toplumsal kutuplaşmanın zirve yaptığı en zorlu dönemlerde; ideolojik ezberleri bozarak Ecevit’in CHP’si ile koalisyon hükümeti kurmaktan çekinmemiştir. Siyasi linç riskine ve marjinalleşme tehlikesine rağmen, “önce ahlak ve maneviyat” diyerek milli ağır sanayi hamlesini başlatmış, Kıbrıs Barış Harekâtı gibi tarihi bir zafere imza atmıştır.

Sonuç olarak tarih, kimin milletin istikbali ve Hakk’ın hâkimiyeti için bedel ödediğini, kimin ise dar grup menfaatleri uğruna hakikat yürüyüşüne takoz koyduğunu net bir şekilde kaydetmiştir. CHP ile koalisyon kurarak millete hizmet kapısını aralayan basirete karşın; aynı kıbleye yöneldiği iddiasındaki yapıların sırf ikbal uğruna takoz olmayı seçmeleri, meselenin parti logosu değil, niyet ve dava meselesi olduğunu acı bir şekilde ortaya koymaktadır. O gün ve bugün sergilenen bu vefasızlıklar, sadece geçmişin bir yarası değil, yarınlara bırakılan en ibretli ders olarak hafızalarımızda kalmaya devam edecektir.

Fehmi Yağlı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. ibrahim hilmi eser dedi ki:

    Hoca yazacak bişey bulamadın galiba.sizin dininiz siyaset olmuş.uretim yapmayan toptancı gibi bağırıp çagiriyorsun.sende 100 senedir üretim yapsaydinda elinde bir şeyler olurdu.1993 mahalli idareler (kısmi) seçimlerinde ben erbakani yakinen tanıdım.sittin sene daha siyaset yapsanız sürüye kurt getirirsiniz.bu ümmete zarar vermekten başka bir şey yapamazsınız.hala iftar yemeğini mevzu edecek kadar akıl zorlamasina gidiyorsunuz .bizmi aklımızı kaybettik bilmem.işte siz vesizin gibiler siyaseti bu hale getirdiler.sen hiç seni öldürmeyi hedefleyen birisinin çalistigi işyerine gidermisin.işte sizdeki akıl.

    1. Fehmi Yağlı dedi ki:

      Erbakan’ı 93 kısmî mahalli seçimlerde yakinen tanimamişsın demekki her ne sebeble ise yanında bulunmuşsun sadece. Erbakan’ı tanımak için hayatınıda okumamişsın belli. Cemaat taasubu gözlerini bürümüş aklını efsunlamış birisin anlaşılan benim bu yazımdan çok rahatsız olduğuna göre. Elbette kişinin yaşantısını, hayat felsefesini inandığı dini şekillendir. Tarihimizin son iki yüz yılı Senin gibi siyasetini dininden ayrı düşünenlerin yüzünden yeryüzünde güç ve iktidar İslam medeniyetinin uhdesinden çıkmış vahşet medeniyetinin emrine girmiş ve halen de devam etmektedir. Erbakan’ın başlattığı siyasi mücadele neticesinde bugün geldiğimiz noktada yeni bir çağın eşiğinde değişmekte olan dünya nizamının tekrar merhamet medeniyetinin izlerini taşıması için mücadele edecek güce ulaştık elhamdülillah. Ümmette zarar değil uyanmalarına ve güç birliği yapmalarına vesile olduk. Benim yazıma verdiğiniz cevabınızın fikirsel bir derinliği yokki Sitenin editörüne sitem ediyorsunuz. Mevzunun sadece iftar yemeğine katılmama olmadığını anlamayacak kadar akıl noksanlığına diyecek bir lafım yok. Benim bu yazımda ne iftira nede hakaret var. Şahit olduğum yaşadıklarım var. Aslında sizin yazıma yaptığınız bu yorumu yayınladığı için editöre benim sitem etmem lazım.

  2. ibrahim hilmi eser dedi ki:

    Ben yorum niye görüntülemiyorsunuz.siz işinize gelenimi yazacaksınız.hakaret et iftira at.oh ne güzel müslumanlik.hz.Allah,in ayetleri öyle demiyor ama . öbür tarafa münafik olarak gitmekte var.ahir zamanda imanı korumak bu kadar zor işte.şu ortamı görüpte hala konuşabiliyorsaniz.diyecek birşey yok.siz yolunuza devam edin.rasülüllah s.a.v nin hayatını iyi okuyun.ha birde emeviler dönemini çok iyi okuyun.ayna da kendinizi çok iyi görürsünüz.

    1. Fehmi Yağlı dedi ki:

      Benim bu yazımın neresinde hakaret ve iftira var. Sadece ben değil binlerce insanın bizzat şahit olduğu yaşanılan gerçekler bunlar. Daha bizzat kendimizin yaşadıkları geçmişte kalan gerçek hatıralar var yazı uzamasın diye eklemediğim. Yazımın “münafıklıkla” “imanı korumakla” itham edilecek bir yönünü nasıl ilişkilendirdiniz yaşanmış gerçekler ortada iken. El insaf demekten kendimi alamadım doğrusu.