
Süslenmek ve kokulanmak
Yüce Allah, A’raf Sûresi’nin yirmi altıncı âyetinde bizlere örtünmemiz ve güzelleşmemiz için giyinme duygusunu verdiğini, bu amaçla giysi yapılacak maddeler ihsan ettiğini açıklıyor.
Bu açıklama, Rabbimizin iradesini de içerdiğinden, her mü’min örtünmek ve güzelleşmek için giyinmekle mükellefdir.
Kur’ân çizgisinde Peygamberimiz de şöyle buyuruyor:
“Elbisenizi yıkayınız. Saçlarınızı düzeltiniz. Dişlerinizi misvaklayınız. Tertemiz olmaya ve güzelleşmeye çalışınız. Zira tarihi dönemlerde İsrailoğullarının bazıları böyle yapmadığı için kadınlarından bir kısmı zinâya düştüler.”[1]
Giyim güzelliğinin insanlar üzerinde olumlu bir tesir vücûda getirdiği bir gerçektir. Giyimin cinsellikle yakından ilgisi olduğu bir hakîkatdır. Asırlardır süregelen cinselliği içerici giysi modaları, bu olguyu doğrulamaktadır.
Giysi ile cinsellik arasındaki bağlantıyı İslâm da kabul etmektedir. Bu kabulden ötürüdür ki mü’min kadınların ‐örtülü olsa da‐ şeffaf ve dar giysilerle yabancı erkekler arasına çıkmaları Kur’ân ve Sünnet diliyle haram kılınmıştır.
Eşler arasında örtünme amaç olamayacağına göre, güzelliğin ve cinselliğin amaç alınmasında zarûret vardır. Burada eşlerin her ikisi görevli ise de, asıl görevli kadındır. Bunun sebebi yaradılışlarıdır. Diğer bir sebebi de kadınların diledikleri gibi süslenme ile ruhsatlanmış olmalarıdır. Çünkü İslâm Dîni giysi ve takı güzelliğinin iki ana unsuru olan tabîi ipek ve altını erkeklere haram, kadınlara ise helâl kılmıştır. Ayrıca İslâm bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre kadınların süs takıları temel ihtiyaçlardan biri olarak değerlendirilmiş, zekâta tabi görülmemiştir.
Giyim ve giysi konusu ileride “Örtünme” bölümünde işlenecektir.
Müslüman kadınlar; baba, kardeş ve dayı gibi mahrem olmayan erkeklere karşı tabîi ve sun’î/yapay güzeliklerini teşhir edemeyeceklerine göre, ipek giysileri ve altın takıları elbette birinci derecede kocalarına karşı giyinip takınacaklardır. Kaldı ki kocaları için giyinip takınarak süslenmeleri vâcib görevleridir.
İslâm bilginleri, İslâm’ın cinselliğe ilişkin kuralları ışığında kadının evlilik akdînin gerektirdiği kadınsı görevlerini şöylece belirlemektedir:
“Kocasının yokluğunda bir başkası için süslenmemek ve zinâ türü ilişkiye girmemek, kocasının yanında iken hoş kokulu olmak, ağzı tertemiz ve hoş kokulu tutmak, onun için süslenmek, arzulandığı zaman ilişkiye girmek kadının vâcib görevleridir.”[2]
Koca için süslenilmesi öylesine bir görevdir ki, kocanın uyarısına rağmen kocası için süslenmemekte ısrar kadın, kocası tarafından yerilebilir, ruhsal yönden kısmen baskı altına alınabilir.[3]
Aslında kadını süslenmesi için yönlendirmeye gerek yoktur. Nerede, ne zaman ve kime karşı süslenmesi gerektiğini öğretmeye ihtiyaç vardır. Çünkü hiçbir kadın yaratılışındaki süslenme arzusunu baskı altına alamaz. Ne var ki bu ihtiyacını mahremleri yanında ve kocasına karşı süslenerek gideremeyen kadın, kocasının dışındaki erkekler için süslenerek gidermek gereğini duyar.
Bunun içindir ki, mesleğinin kadınları kocaları için süslemek olduğunu söyleyen ve mesleğine devam edip edemeyeceğini soran kadına Sevgili Peygamberimiz, “Onları kocaları için süsle.” cevabını vermiştir.
‐ Salât ve selâm üzerine olsun‐ Allah’ın Resûlü, kadının süslenmesini değil, kocası dışındakiler için süslenmesini çirkin bulur ve şöyle buyururdu:
“Kocasının dışındakiler için süslenen kadın, Kıyâmet Günü’nde nûru olmayan bir karanlık gibi olacaktır.”[4]
Kadının kocası için giysi ve takı ile süslenmesine hiçbir sınır olmadığı gibi, makyaj yaparak süslenmesine de bir sınır yoktur.
Sürüldüğü yerde belirginleşen renkli kokuların kadınlar için helâl kılınması, makyajın yapılabilirliğinin dînî delilidir.[5]
Güzelleşmek ve cinsel câzibeyi artırmak yolunda kadın için getirilmiş bulunan yasaklar, yalnızca yaratılış düzenini değiştirme vasfında olan yasaklardır.
Bu yasaklar; düzeltme amacını aşar şekilde kaş almak, diş inceltmek, dövme yaptırmak, peruk takmak, tırnak uzatmak, gerektirici bir sebep olmaksızın burun, göğüs ve kalça gibi organlara estetik ameliyatlar yaptırmak, tıbbî bir zarûret olmaksızın saçları dipten bütünüyle kestirmektir.
Aşağıda sunacağımız lâneti; Allah’ın rahmetinden yoksun kalınması dileğini ihtiva eden hadîsler, bu işlemlerin haram olduğunu açıklamaktadır:
[“Allah’ın yarattığını değiştirerek dövme yapanlara ve yaptıranlara, kaş alanlara ve aldıranlara, güzelleşmek için dişlerini birbirinden ayıran ve inceltenlere Allah lânet etsin.”
“Saçı saça ilâve edene ve ettirene, dövme yapana ve yaptırana da Allah lâ’net etsin; rahmetinden uzaklaştırsın.”][6]
Koca için yapılabilirliğini açıklamaya çalıştığımız süslenme, bağımsız bir evde oturan ve kız veya dul iken evlenebileği nâ mahrem erkeklerle irtibatı bulunmayan kadının, her zaman yapabileceği süslenmedir.
Cinsel hayatı tatmin amacına erdirmek için yapılacak süslenme ise, daha bir etkileyici olmalıdır. Allah’ın Resûlü’nün eşlerinin O’nunla iç giysilerinden kısmen arınmış olarak yatmaları, kadını kocası için daha cazibeli kılacak estetikle yoğrulu her türlü süslenme ve dekolte giyimin helâl olduğunu göstermektedir. Peygamberimiz’in, vahiy meleği Cibrîl’in soyunuk olduğu için Hz. Âişe (r. anha) validemizin yanına girmediğini açıklaması, eşlerinin O’nunla değinilen yatış şekline işaret etmektedir.[7]
Şüslenme hoş kokuları içine alıyorsa da öneminden ötürü ayrı bir başlık altında incelemeyi gerekli görüyoruz.
Cinsel tatmine ortam hazırlayan güzelliklerin başında şüphesiz güzel koku gelmektedir. Bütün tabîi güzellikler gibi güzel kokunun da insan üzerinde etkili olduğu, ilgi uyandırıp, sevgi ürettiği bir gerçektir.
Yüce Allah tarafından güzel yaratılmış, güzele âşık kılınmış ve güzel amel yarışına çıkarılmış insanın güzel kokuyu da, güzel koku kullananları da seveceği açıktır.
Güzel koku, Güzellikler Peygamberi Hz. Muhammed’in dilinde şöylece kıymetlendirilmiştir:
“Dünyanızdan bana kadınlar ve güzel kokular sevdirildi. Mutluluğun doruğuna da namazda erdirildim.”[8]
Allah’ın Resûlü’nün vücûdu ve teri pek güzel kokardı. Böyle iken
O, güzel kokular kullanır, kullanılmasını da teşvik buyururdu.
Güzel kokunun genel câzibesi yanında cinsel câzibesi de büyüktür. Çünkü güzel koku ilişkiye yöneltir ve yardımcı olur.[9]
Konumuzu genel ve cinsel câzibe yönünden açıklığa kavuşturabilmek için, iki başlık altında incelemekte fayda görüyoruz.
Allah’ın Resûlü güzel koku kullandığı gibi, mü’min erkekleri de kullanmaya teşvik buyururdu.
Cuma ve bayram namazlarına gelindiğinde ve böylesine topluluklara iştirak edildiğinde mü’min erkeklerin güzel kokular sürünmesi Sünnet görevleridir.
Erkekler güzel kokular sürünerek erkekler arasına girebilecekleri gibi, kadınların bulunduğu topluluklara da iştirak edebilirler.
Güzel koku kullanımında erkekler için bir tek yasaklayıcı ölçü konulmuştur.
İslâm, erkeklerin şahsiyet erozyonuna uğramamaları için, onlara kadınsı bütün davranışları ve uygulamaları yasakladığından, kadınlara özgü olan, rengi belirgin kokuyu da yasaklamıştır.
Aşağıda sunacağımız hadîs, bu yasağı belgelemektedir.
Yâla b. Mürre (r.a) anlatıyor.
Allah’ın Resûlü Yâla’nın yüzünde rengi belirgin bir koku görünce ona sordu:
‐ Eşin var mı? (Bu koku sana karından mı bulaştı?)
‐ Hayır yok, Ya Resûlallah!
‐ Git, hemen bu kokuyu yıka. Hemen git, git onu yıka, sakın ha bir daha da böyle rengi belirgin bir koku sürünme.[10]
Allah’ın Resûlü, erkeklere, sürüldükleri yerde görülür bir renk oluşturan kokuların ve kokulu maddelerin kullanımını yasaklamıştır. Yasakladığı için de, ‐uyarıya rağmen‐ rengi belirgin bir koku sürünen sahâbînin selâmını almamış, üzerinde böylesine bir koku bulunan kişinin, Allah katında namazının kabul olunmayacağını ve cenâzesinde meleklerin hazır bulunmayacağını duyurmuş ve olması gerekeni de şöylece bildirmiştir:
“Erkeklerin kullanabilecekleri koku; rengi belirsiz olup, kokusu belirgin olandır.”[11]
Sonuç olarak diyebiliriz ki, alkol ihtiva etmeyen ve belirgin bir renk oluşturmayan akıcı veya katı bütün kokular ve kokulu maddeler erkekler için helâldir. Onlar genel câzibe için her zaman ve her yerde güzel kokular sürünmeli, eşleri için de cinsel câzibeyi amaçlamalıdırlar.
Allah’ın Resûlü’nün yalnız sahâbîleri arasına çıkarken veya elçi kabul ederken değil, eşleri arasında bulunurken de güzel kokular sürünmesi, eşlere yönelik kokulanmanın meşrûiyetinin delilidir.
Peygamberimiz’in saygı değer eşi Hz. Âişe (r. anha) şöyle anlatıyor:
‐ Ben ‐Veda Haclarında ihrama girmeden önce‐ Allah’ın Resûlü’ne koku sürdüm. O da eşleri ile ilişkide bulundu…[12]
İlişki Öncesinde Kokulanma Sünnettir
İslâm bilginleri, bu hadîsi açıklarken Allah’ın Resûlü’nün eşleri için kokulandığını belirtiyorlar, bu ve benzeri hadîslerden yararlanarak da şu yargıya varıyorlar:
Kadının ve kocanın cinsel ilişkiden önce koku sürünmeleri Hz.
Peygamberin sözlü ve fiili öğüdüdür.
Zevcesinin/eşinin kendisi için güzel kokular sürünmesini arzulayan erkeğin, zevcesi için güzel kokular sürünmesinden daha tabîi ne olabilir?
Hem Bakara Sûresi’nin “erkekleri de kadınlar için koruyucu örtü” olarak niteleyen 187. âyeti yanısıra, aşağıda anlamı sunulacak 228. âyetinden kocanın karısı için kokulanmasını, kadının koca üzerindeki haklarından biri olarak değerlendirmemiz de mümkündür.[13]
“… Örfe göre kadınların vazîfeleri kadar (vazîfeleri cinsinden) hakları da vardır…”
Allah’ın Resûlü’nün güzel koku kullanmayı teşvik buyuran hadîsleri, erkekleri olduğu gibi kadınları da muhâtap tutmaktadır. Ne var ki erkekler için câzibeli olarak yaratılmış bulunan kadınlar, güzel koku ile daha bir câzibeli olacakları için, onlara bazı kısıtlamalar getirilmiştir.
a‐ Güzel koku kadınlar için bütünüyle câzibe unsuru olduğun‐
dan, mü’min kadının güzel koku sürünerek evinin dışına, yabancı erkeklerin arasına çıkması yasaklanmış; haram kılınmıştır.
İslâm Dîni, kadını eşine karşı olabildiğince dişi olmaya çağırırken, mahremi olmayan erkeklerden de korunmaya çağırmaktadır. Bu sebeble kadına dişi olarak ilgi çekmeyi yasaklamış; dişiliğini belirginleştirici güzel kokuyu da haram kılmıştır. Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:
“Her hangi bir kadın kokulanır, sonra da kokusunu alarak kendisine alâka duymaları için bir topluluğun yanına çıkarsa, o kadın (mânen) zinâcıdır. Şüphesiz (harama bakan) her göz de zinâcıdır.”[14]
Bu hadîsden açıkça anlaşılacağı üzere güzel kokular sürünerek mahrem olmayan erkeklerin yanına çıkan kadın, günah işlemiş olur.
Bu sebeble kadın, ibâdet etmek için camiye giderken bile kokulanamaz. Kokulanma onu hem günahkâr kılar, hem de ibâdetinin kabûlüne mâni olur. Aşağıda sunacağımız hadîs bu gerçeği açıklamaktadır:
“Hz. Ebû Hureyre karşılaştığı etekleri tozlu bir kadından parfüm kokusu alınca onu şöylece serzenişte bulundu:
‐ Ey Cabbar olan Allah ın kulu! Yoksa camiden mi geliyorsun?
‐ Evet.
‐ Camiye gitmek için koku mu süründün?
‐ Evet.
‐ Ben sevgili dostum Allah’ın Resûlü’nü şöyle buyururken dinledim:
Camiye gelirken kokulanan kadın, evine dönüp de cünüblükten ötürü ğusül abdesti alır gibi yıkanıp kokusundan arınmadıkça, Allah katında onun namazı kabul olunmaz.”[15]
b‐ Kadın için konulmuş bulunan bu koku yasağı, anlaşıldığı üze‐
re yabancı erkeklere karşıdır.
Ergin kız veya kadın; genel kural olarak babası, kardeşleri, amcaları ve dayıları gibi mahremleri yanında dilediği kokuyu kullanabilir. (Helâl‐haram tanımaz şehvet düşkünü zinâcı mahremler yanında da ihtiyatlı olunmalıdır. Dînimizin ağır bir dille yasakladığı Ensest ilişkilerin sebebi, başta örtüsüzlük ve erotik kokulardan kaçınma olmak üzere koruyucu tedbirlerin alınmayışıdır.)
Kadının güzel kokular sürünmesinin asıl amacı, kocası üzerindeki cinsel etkinliğini artırarak, cinsel tatmine ortam hazırlamak olmalıdır.
Bu, hem bir hak, hem de bir kadınlık görevidir.
İslâm bilginleri kadının kadınsı görevleri arasında güzel kokular sürünmesini zikretmektedirler.
Bazı İslâm bilginlerine göre kadının kocasına karşı geçimsiz olmasının bir anlamı da onun için kokulanmamasıdır.[16]
Bu sebeble kadın kokulanmalıdır. Kokuların seçiminde ise kocasının zevklerine saygı duymalı, onun etkilendiği kokuları tercih etmelidir.[17]
Aşağıda sunacağımız örnek nitelikli belge, kocanın zevkleriyle zevklenmenin gereğine işaret olarak alınabilir.
Bir kadın Allah’ın Resûlü’nün eşlerinden Hz. Âişe’ye geldi ve kınalanmayı sordu.
Hz. Âişe (r. anha) şöyle buyurdu:
‐ Kınalanmakta bir sakınca yoktur. Fakat ben kınayı pek sevmem. Çünkü sevgili eşim Allah’ın Resûlü, kınanın kokusunu sevmezdi.[18]
Sözün özü, kadın, eşi ile olan cinsel hayatına renk katmak ve süreklilik kazandırmak için kokulanmalıdır. Ana amaç budur.
Bunun içindir ki Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuştur:
“Kocası yolculuğa çıkmış olup yanıbaşında bulunmayan kadının kokulanmak hakkı yoktur.”[19]
Kadın, kocasına karşı cinsel câzibesini korumak ve artırmak için kokulanacağından, cinsel câzibesinin zayıfladığı âdet döneminde özellikle kokulanmalıdır.
Âdet halinde cinsel ilişki haramsa da, sevişmek helâldir. Kaldı ki bu dönemde vücûda yayılan ve de hoş olmayan koku, olumsuz bir tesir de bırakabileceğinden, mutlaka giderilmelidir.
Âdet döneminin sonunda kokulanmanın gereği ve özel bir şekli olduğuna da değinmekte yarar vardır.
Âdetin bitiminde yıkanılması Rabbimizin Kur’ânî buyruğudur. Bakar sûresinin 222. âyetindeki bu buyruğa göre asıl olan ve tercih edilmesi gereken yıkanılmasından sonra ilişkiye girilmesidir. Ancak
Hanefî mezhebi müctehidlerine göre kadın, on günü doldurur veya on günü doldurmadan âdetini bitirir de bitimi üzerinden meselâ akşamla yatsı arası gibi bir namaz vakti geçerse, yıkanmaksızın cinsel ilişki helâl olur. Yıkanıldıktan sonra veya açıklanan ölçüler içinde yıkanılmadan önce ilişki kurulmak istenmesi halinde özellikle üreme organı hoş kokulu bir madde ile temizlenmelidir. Çünkü aşağıda sunulacak hadîsten anlaşılacağı üzere Allah’ın Resûlü bu özel işlemi yıkanan kadınlara tavsiye buyurmuştur.
Bir kadın Allah’ın Resûlü’ne şöyle sordu:
‐ Âdetimden temizlendiğim zaman nasıl yıkanayım?
‐ Üzerine misk sürülmüş bir bez parçası al da onunla temizlen.
Kadın, Allah Resûlü’nün ifade buyurmak istediğini anlamamış fakat Hz. Âişe ona kokulandırılmış bezle cinsel organını temizlemesi gerektiğini öğretmiştir.[20]
Yıkanan kadınlar, kokulandırma tavsiyesine muhâtab olduklarına göre, yıkanmaksızın koca arzusuna icâbet edecek kadınlar, öncelikle muhâtab olmuş olurlar.
(Devam Edecek)
DİP NOTLAR
[1] el‐Camiüs‐Sağîr 1/48
[2] Zehebî Kitabül‐Kebair sh. 190.
[3] Koca, temizlik döneminde karısına cinsel ilişki içir ısrar gösterebildiği gibi, süslenmesi için de gösterebilir. Bak. M. Zihnî Nimet‐i İslâm Münâkehat ve Müfârekat Hukûkuz‐Zevceyn
[4] Tirmizî. Redâ 13 (Hn. 1167)
[5] Makyajda kullanılan maddelerin bileşiminde domuz yağı bulunmamalı ve bu maddeler ğusül abdesti alınırken, suyun deriye temasına engel teşkil etmemelidir.
[6] Buhârî Libas 83, et‐Tac 3/175.
[8] el‐Camiüs‐Sağîr 1/146; Müsned 3/128, Nesâî 7/62.
[9] Kadî İyaz Kitabüş‐Şifa 1/194; Aynî 3/114.
[10] M. Mesâbîh Hn. 4440.
11] et‐Tac 3/188, Min Mirkatil‐Mefâtîh 4/463, Avnül‐Mabûd 11/232.
[12] Buhârî Ğusl Bab‐u Men Tetayyebe… (Aynî 3/114, 220)
[13] Bilgin sahâbî İbn‐i Abbas şöyle der: ‐ Karım benim için süslendiği gibi, ben de onun için süslenirim.
[14] M. K. Ummal 6/422, Ebû Davûd, Libas, Fî İstihbabıt‐Tîb.
[15] İ. Mace Fiten 19, Hn. 4001, Avnül‐Mabûd 11/234
[16] Zehebi Kitâbül‐Kebâir 47. Kebîre
[17] İslâm bilginlerinin bir kısmı şu görüşü ileri sürüyorlar: “Erkek karısını, kokusundan rahatsız olduğu şeyleri yiyip içmekten ve sigara gibi maddeleri kullanmaktan men edebilir.” Bakara Sûresi’nin 228. âyetinin işaretine göre kadın da kocasından bu tür taleblerde bulunabilir. (Bak. H. İ. ve İ. F. Kamûsu 2/167, Nimet‐i İslâm M. ve Müfârekat HukûkuzZevceyn.)
[18] Ebû Davûd Tereccûl 4 (Hn. 4164)
[19] M. K. Ummal 6/424
[20] Müslim Hayz 13 (Hn. 332)