islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
13,4976
EURO
15,2845
ALTIN
770,59
BIST
1.810
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
15°C
İstanbul
15°C
Yağışlı
Çarşamba Çok Bulutlu
12°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
14°C
Cuma Sağanak Yağışlı
17°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
14°C

Çırağan Sarayı

1910’da geçirdiği bir yangın sonucu tamamen harap olarak günümüze sadece iskelet halindeki dış duvarları kalan ve Çırağan Sahil Sarayı’nın esas binası olan Hünkâr Dairesi’nin bulunduğu alan son yüzyıllarda önem kazanmış bir mevkidir.

Çırağan Sarayı

Mimar Zeynep Aybüke Tiryaki

1910’da geçirdiği bir yangın sonucu tamamen harap olarak günümüze sadece iskelet halindeki dış duvarları kalan ve Çırağan Sahil Sarayı’nın esas binası olan Hünkâr Dairesi’nin bulunduğu alan son yüzyıllarda önem kazanmış bir mevkidir. Burada 17. yüzyılda Kazancıoğlu bahçesi adıyla tanınan bir bahçe bulunuyordu. Sonradan IV. Murad’ın kızı Kaya Sultan’a hediye ettiği bu bahçede sultan tarafından bir yalı köşkü yaptırılmıştır. Daha sonra bu alana Damad İbrâhim Paşa eşi Fatma Sultan için büyük bir saray yaptırmıştır. Bahçesinde, III. Ahmed ile Damad İbrâhim Paşa başta olmak üzere bütün saray erkânının katıldığı çırağan âlemlerinin yapılmasından dolayı saray; Çırağan Sarayı adıyla anılmaya başlanmıştır.

Mimar Garabet Balyan’ ın ahşap olarak yaptığı ek bölümler saraya bu dönemde daha farklı bir görünüm kazandırmıştır. 1839’da yeni bölümleriyle birlikte açılışı yapılan saray, Sultan Abdülmecid tarafından önceleri yine yazlık saray olarak kullanılmış, ancak Dolmabahçe Sarayı’nın inşasından (1842-1853) sonra yavaş yavaş terkedilerek aynı yere yine kâgir bir saray yaptırmak amacıyla 1860 yılında tamamen yıktırılmıştır.

Abdülmecid’in ölümü sebebiyle ertelenen yeni sarayın yapılışı Abdülaziz’in tahta geçmesinden sonra hemen ele alınmış ve inşaat işiyle, Nikogos Balyan’ın çizdiği mevcut planı uygulamak üzere oğulları Sarkis ve Agop Balyan görevlendirilmiştir. Bu saray; 1910’da çıkan ve bütün çabalara rağmen söndürülemeyen bir yangın sonucunda tamamen yanmış, geriye yalnızca günümüze kadar ulaşan dış beden duvarları kalmıştır. Yangından sonraki dönemde günümüze ulaşan Çırağan Sarayı yapılmıştır.

Çırağan Sarayı, mermerden zengin süslemeli cephesi ve son derece görkemli iç mimarisiyle hiç şüphesiz ait olduğu dönemin en dikkat çekici binalarından biriydi. Sarayın yapımı için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamış, inşaat ve dekorasyon işlerinde kullanılan mermer, somaki, sedef gibi malzemelerin birçoğu yurt dışından getirtilmiştir. Tophane, tersane ve hazîne-i hâssa gelirleriyle Mısır’dan alınan paralar da dahil olmak üzere yapı yaklaşık 5 milyon Osmanlı altınına mal olmuştur.

Çırağan Sahil Sarayı aslında çeşitli birimlerden oluşan kompleks bir yapıydı. Bugüne sadece duvarları ulaşan ana bina (Hünkâr Dairesi) ile Harem Dairesi ve Ağalar Dairesi olmak üzere üç bölümü incelenebilmektedir. Günümüzde sarayın ayakta kalan Harem Dairesi Beşiktaş Kız Lisesi, Ağalar Dairesi de restore edilip yol tarafına yeni bir bina ilâvesiyle Devlet konukevi olarak kullanılmaktadır. Ortaköy Camii tarafındaki bölümleri ise Yüksek Denizcilik Okulu, Galatasaray Lisesi ve Kabataş Lisesi’ne aittir.

Asıl Çırağan Sarayı’nı teşkil eden ana bölüm, genel hatlarıyla neo-klasik üslûpta yapılmış üç katlı bir binadır. Rıhtım boyu 750 m, denize bakan cephesinin uzunluğu 120 m, eni ise 42 metredir. Yüksek bir bodrum katının üzerine binanın esasını oluşturan iki kat yerleştirilmiştir. Bodrum katında küçük ölçüde pencerelerin yer aldığı saray, iki kat boyunca âbidevî ve zengin süslemeli bir cephe mimarisine sahiptir. Cephenin orta kısmına çift kollu bir merdiven yerleştirilmiş ve bu merdivenle ulaşılan giriş bölümü, her iki katta da dörder adet ince yivli çift sütunla dışa taşkın bir profil halinde belirtilmiştir.

Sarayın dört adet kapısı bulunmaktadır. Gösterişli süslemelere sahip olan bu kapılardan cadde tarafında yer alan ikisi Saltanat Kapısı ve Vâlide Sultan Kapısı adlarıyla, deniz tarafında kalan diğer ikisi ise Koltuk Kapısı olarak tek bir isimle anılmaktadır.

Sarayın mimari açıdan dışı kadar içi de gösterişlidir. Bütün duvarların değişik renk mermerlerle kaplandığı iç mekânlarda çok sayıda mermer ve somaki sütun taşıyıcı olarak kullanılmış, arabesk üslûptaki at nalı kapı kemerlerinde ise kırmızı-beyaz mermerlerle iki renkli bir taş işçiliğine gidilmiştir.

Saray, günümüzde bahçesine yaptırılan büyük ve modern otelin bir bölümü olarak restore edilip düzenlenmiştir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.