
Mirat haber sitemiz, vakfımız ARDEV’in malıdır ve vakfımız genel merkezinde faaliyet göstermektedir.
Mirat haberimiz kısmen büyüdü, ziyaretçileri de artmaya başladı.
Şu yakın tarihte vakfımızı bir iktisatçımızla birlikte Ülkemiz çapında tanınıp İslamî kimliği ile bilinen bir yazar sosyoloğumuz ziyaret etti.
Sohbetçimiz sırasında iktisatçımız, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın edindiği gayrı meşru servetin 500 milyar dolar olduğunu yani Ülkemizin özel ve kamu sektörünün dış borcu kadar olduğunu söyledi.
Sayın Cumhurbaşkanımızı yakından tanıyan ünlü sosyoloğumuz da Cumhurbaşkanımızın Genel Kurmay’la anlaşarak niçin İsrail’e savaş açmadığından müşteki oldu ve yermelerde bulundu.
Cumhurbaşkanımızın uyguladığı bazı politikaları eleştirdiğimiz için söylenenleri onaylayacağımızı düşünmüş olacaklar ki rahat konuştular.
İktisatçımız tanıdığımız bildiğimiz bir arkadaş. Önemli bir kuruluşumuzda muhasebe müdürlüğü de yaptı.
Metodik bir şüpheyle nefsim dahil hiç kimseyi zemzemle yıkanmış görmem ama yapılan iftira karşısında tüylerim ürperdi. Bir Müslüman diğer bir insana hele Cumhurbaşkanına böyle bir iftirayı nasıl yapar? Elde belgeler mi var, yoksa yargı kararları mı mevcut ? Böylesi bir iftira yalnız güvenirliği gidermez; âhiret azabına da götürebilir?
Cumhurbaşkanını genel kurmayla birlikte kafa kafaya verip savaş kararı alabilir mi?
Savaş ilanına Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından karar verilir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani bir silahlı saldırıya uğraması ve bu sebeple silahlı kuvvet kullanılmasına derhal karar verilmesinin kaçınılmaz olması halinde Cumhurbaşkanı da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verebilir.
Hamas bile İsrail’in hakkından gelebilir bunu kanıtladı da ama onunla savaş Amerika ile birlikte Batı ile savaştır. Amerika ve Batının güdümünde olan Nato bile fiilen aleyhimize kıyam edebilir. Geçmişte bir tatbikatta bizi Düşman güç olarak konumlandır da.
Siyonizmin tahriki ile eninde sonunda İsrail bize saldırtılacaktır, ama o zaman şartlar değişik olacaktır. Ölüm kalım meselesi olacağı için topyekün ayağa kalkabilir, Amerika ile de savaşabiliriz.
Peki biz İsrail’le ne adına savaş açacağız. İslam adına ve İslam ülkesi olarak mı?
İyi de nerede o İslam ve İslam Ülkesi?
Osmanlının son yüzyılında İslam ile aramız açıldı. Onaylayacağımız tek devrim olarak Cumhuriyet bir tarafa, Cumhuriyet döneminde bin yıllık tarihimizde görülmedik yıkımlara uğratıldık.
İslam’a, tarihimize ve kültürümüze savaş açıldı. Harf inkılabı ile hayat damarlarımız kesildi. Eğitimimiz, hukuk, sosyal ve ekonomik hayatımız baskı ile Batılı yasalarla yapılandırıldı. Devlet eliyle bir asırdır kendisine ve tarihine yabancı Batı tipi maddeci insan yetiştiriyoruz. Aramıza, devlet eliyle de desteklediğimiz onbinlerce cana ve iki trilyon dolar zarara uğratan ayrılık/ırkçılık tohumları ekildi.
Böylesi yıkımlar ancak İngilizler, materyalist ve kapitalist Yahudiler eliyle yapılabilirdi. Yapıldı da. Bizim de Atatürk Düşünce Derneğine ihbar ettiğimiz ! ünlü bir Yahudi yazar, “Biz Türkiye’yi bir Yahudi devleti olarak kurduk” diyor.
Ülkemizde asgari bir yüzyıldır toplumsal ve yasal hayatın dışına itilmiş bir İslam var. Müslümanların bilgi ve bilinç düzeyi ortada. Sol ve Kamâlistler ise yaşanan yıkımın farkında olmak şöyle dursun savunucusu ve övücüsü.
Milletimizin Filistin’in yanında olduğunda şüphe yok ama ya savaş? Bir referandum yapılsa İsrail’e savaş kararı çıkar mı? Çıkacağından emin olamayız. Değindiğimiz üzere saldırıya uğramak ayrı bir konudur.
Kaldı ki savaşa gelinceye milletimiz ve devletimizin yapabileceği kültürel, ticari ve diplomatik dünya kadar iş var. Henüz daha İstrail’e gidip Müslüman kanı akıtan Türk vatandaşı Yahudileri bile sorgulayamadık. Onlar unutulmadıklarını da bilsinler.
Öyle İsrail derken bir Devletçiği de hatırlamayalım. Var olma amacıyla yapılan ve asırların çalışmasına dayanan ve halen dünyayı sömüren para gücü var. İlim gücü var, siyasi güç var. Sosyal medya ağları var.
Bu güç devletleri borçlandıran ve bankacılık sistemiyle bizi de borçlandırıp sömüren güçtür. Bizim dışımızda bunu dile getiren var mı?
Allah’ın kanunudur yeryüzünde çalışan kazanır.
Allah’ın yardımı, şartlarını oluşturmayanlara gelmez. Kur’ân açısından bakarsak Müslümanların Allah’ın yardımını alacak ve duaları müstecab olacak konumda olmadığı da görülür.
Bütün bu yazıp çizdiklerimizin anlamı kendimize güvensizlik değildir, sessiz kalmak hiç değildir.
Amerika ve AB kapısında Batıya uşaklığa elbette binlerce kez hayır.
Hele yeniden İslam’a dönüşle namazlarımızı cemaatle kılıp sömürmeden kazanacağımız malların zekatını vererek ve de yakın tarihimizi sorgulayarak savunma sanayimizin gölgesinde yapacağımız atılımlarla rüşdümüzü kanıtlayalım. Gerisi gelir.
Ön hazırlıklarını yapmadan Savaş isteyenlerin ahvalini Rabbimiz Kur’ân’da açıklıyor, okuyalım.
NİSA 77:
“ Şu kimselerin hâline ibret nazarıyla bir baksana: Bunlar Allah yolunda savaşma konusunda pek hevesli görünüyor, “Canımıza malımıza kast eden şu kâfirlere silahla karşılık vermek için daha ne bekliyoruz?” diyorlardı. Oysa savaş için yeterli şartlar henüz oluşmamıştı. Bu yüzden onlara:
“Savaştan ve silahtan ellerinizi çekin. Zalimlerin baskı ve eziyetlerine şimdilik pasif direniş göstererek sabredin; onlara silahla karşılık vermeyin. Bunun yerine, güçlü ve sağlıklı bir toplum oluşturabilmek için var gücünüzle çalışın. Ruhunuzu disiplin altına alıp terbiye etmek üzere namazı güzelce kılın, toplumsal barış ve adaleti sağlamak üzere kazancınızdan bir kısmını fakir ve kimsesizlerle paylaşarak zekâtı verin.” denilmişti.
Fakat zamanı gelip de onlara Allah yolunda savaşmaları emredilince, Müslüman olduklarını iddia eden bu insanlardan bir kısmı, tıpkı Allah’tan korkarcasına, hatta daha büyük bir korkuyla insanlardan korkarak:
“Ey Rabb’imiz; bize neden zulüm ve haksızlıklara karşı savaşmayı emrettin? Bizi dünya zevkleri içinde azıcık daha yaşatarak yakın bir süreye kadar erteleseydin olmaz mıydı!” demeye başladılar.
Onlara de ki: “Bu dünyanın nimetleri hem gelip geçici, hem de âhiret nimetlerine göre değersiz ve azdır. Ebedî nimetlerle bezenmiş olan âhiret ise, günah ve kötülüklerden sakınıp korunanlar için elbette çok daha hayırlıdır. Orada hepinize hak ettiğiniz karşılık tam olarak verilecek ve hiç birinize zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.”
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-