
‘‘DAYATILAN YENİ DÜNYA DÜZENİ!’’
‘‘TÜNELDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ!’’
Bu gün dünya, tarihinin en cilalı fakat en vahşi dönemlerinden geçiyor…
‘‘Küresel güçlerin!’’ medeniyet, demokrasi, özgürlük… gibi parlatıp dolaşıma soktuğu kavramlar bu gün; birer algı aparatlarına, tümden bir insanlığı mankurtlaştırıp, modern kölelerden oluşan birer hegemonya makinesine dönüşmüştür…
ABD’nin güvenlik doktrinleri, Avrupa’nın medeniyet söylemleri, İsrail’in önce bölgesel sonra hegonomik dünya siyaseti; farklı isimlerle anılsa da aynı anlayışın, aynı projenin ürünü olarak insanlığa servis ediliyor…
“Yeni dünya düzeni, bizim çıkarımıza göre biçimlenecek!”
Ve tek kutuplu bu düzen; Irak’ta, Afganistan’da, Afrika’da, Suriye’de, Filistin’de ve en son Venezuela’da görüldüğü gibi, kültürleri silen, toplumları dağıtan, insanların hayatını değersizleştiren çoklu bir zulüm üretmektedir…
“Medeniyet Götürme” Söylemi: Sömürünün Modern Maskesi, Tek Kültürlü Hegonomik Dünya Projesi’’
Bugünün küresel sistemi dünyadaki çeşitliliği kendilerine tehdit olarak gören bir anlayış üzerine kuruludur.
Farklı kültürleri, farklı inançları, farklı medeniyetleri yaşatma derdi yoktur; tam tersine onları yok etme, sistemin dışına itme hedefi vardır.
Bu düzen üç eksende yürür:
Bu projenin tek ve nihai amacı, insanlığı çok kültürlülük, çok seslilikten… alıp tek kültürlü! tek sesli..! bir karanlığa sürüklemektir.
Son 30… yılda dünyaya yayılan işgal ve müdahaleler aynı kalıbın kopyasıdır:
Bütün bunlar, küresel güçlerin “medeniyet… götürüyoruz” derken aslında medeniyet devşirdiğini; kültür değil çıkar ihraç ettiğini gösteriyor.
Bu çağın en çıplak gerçeği şudur:
Modern maskenin altında kadim bir sömürü düzeni vardır!
‘‘Dijital Hegemonya: Görünmez Zincirlerin Kurduğu İmparatorluk!’’
Bu çağın köleliği dijitaldir; zinciri ise görünmez!
İnsanlar özgür olduklarını zannederken,, aslında görünmeyen bir el, küresel güçler tarafından yönetiliyor!.
‘‘ÇIKIŞ: ADALETİ ESAS ALAN İNSANİ/İSLAMİ MEDENİYET DURUŞU!’’
Tek kutuplu dünyanın karanlığına karşı gerçek çözüm, gücü kutsamayan; hakkı merkez alan bir medeniyet anlayışı, tasavvurudur!
Bu anlayışın tarihsel ve ahlaki karşılığı, İslam medeniyetinin adalet ve merhamet eksenli duruşudur!
İslam’ın temel ilkeleri—hakkaniyet, merhamet, şura, emaneti ehline vermek, zulme karşı çıkmak—kültürleri yok etmeye değil, ihya etmeye yöneliktir.
Bu nedenle İslam’ın adalet tasavvuru, küresel hegemonya düzeninin en güçlü panzehiridir.
Bu duruşun özünde şu hakikat vardır:
‘‘Güç, hakka hizmet ettiği sürece meşrudur!’’
Bugün insanlığın ihtiyacı olan tam da budur:
Gücün değil; ‘‘haklının güçlü olduğu!’’ bir dünya düzeni.
Evet, dünya ağır bir karanlığın içinden geçiyor.
Evet, küresel güçler tarihte görülmemiş bir kuşatma ağı kurdu.
Evet, toplumlar yoruldu, şehirler yıkıldı, medeniyetler örselendi.
Ama bütün bunlar son değildir.
Çünkü:
Zulmün hükmü geçici, hakikatin hükmü ebedîdir!
Bugün insanlığın önünde iki yol vardır:
Bu bir tercih değil; insanlık adına tarihi bir sorumluluk ve zorunluluktur!
Bugün yapılması gereken açıktır:
Çünkü biz biliriz ki:
Aradığımız çıkışın en sahici zemini, insanı merkeze alan İslamî adalet tasavvurunu kuşanmak; onu yaşamak, onu sadece bir fikir değil, bir duruş, bir yöneliş ve bir iddia olarak taşımaktır!
Zira unutmamak gerekir ki: ‘‘Küresel kötülüğün!’’ tümden bir insanlığı, sokmaya çalıştığı bu korku tünelinden çıkaracak olan yegane güç! silah gücü değil; hakkın sesi, adaletin nefesi ve hakikatin sarsılmaz gücü ve iradesidir
Erol KAVUNCU
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”
Erol kardeşim,
Çok önemli noktalara temas etmişsiniz.
Osmanlıya yapılanlar ve ülkemiz üzerinden çekilen operasyonlardan bahsetmemiş siniz.
Milletimiz Tayyip Bey’in liderliğinde Dünyada ve bölgemizde küresel bir oyun kurucu olmuştur, elhamdülillah!