islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,8221
EURO
35,1421
ALTIN
2.449,46
BIST
10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C

Dinler Tarihinde Oruç

Dinler Tarihinde Oruç

Seküler çağın insanı için orucun perhiz anlam ve değeri yüksektir; “sağlık ve zindelik” anlamlarına (midevi sıhhat, kolesterol düşürücülük, glikoz ayarlama, oftalmik kesafet, depresyon önleme, cinsel perhiz, bölgesel incelme, kilo dengesine) odaklanırken sağlık bozucu anlamlar (elektrolit ayarsızları, kardiyolojik semptomlar, yeniden beslenme sendromları vs) arasındaki sürekli gerilim vardır. Perhizcinin ayakların altında terazi, kolunda tansiyon aleti, belde holter cihazı sürekli takılıdır. Kısaca “ölüme ramak kala burnunda ömür kaygısı soluyanların orucu”. Bu anlayışın Müslüman zihnine yansıması ise en iyimser haliyle sağaltıcı Ramazan veya şifa dağıtıcı Rabbe yönelme gibi güncel erozyonlarla sağlanan “post-urbanizmin oruç algısıdır”.

Dini gelenekler içinde sağlıklı, zinde bir beden- dingin ruh dengesini çok önemseyen kadim Çin inanç sisteminde oruç, bireysel sağaltıcı işleviyle en fazla Taoizm’de ön plana çıkmaktadır. Bu kültürde oruç, sağlıklı bedeni koruma ve böylece yaşlanmayı geciktirme özelliğiyle de önemsenmektedir. Zaten kadim Çin kültüründe insanlar özellikle, Müslümanlığın aksine, özellikle büyük bayram günlerini oruçlu geçirirken kötülüklerin arttığı felaket zamanlarında özellikle metafizik şer güçlerin etkisinden emin olmak üzere zırha bürünmek maksadıyla oruç tutmaktaydılar.

Hint alt kıtasında madde-ruh dengesinin ruh lehine bozulduğu kültürel anlayışta, oruç eylemi kararmış bedenin aydın ruh ikilemini yansıtacak şekilde asimetrik bir bakışla “gün batımından güneş doğana kadar sürmektedir. Oruç formlarından biri de “uyku orucu” olup rejim şeklinde gece boyunca ancak özel yiyecek ve içecekler (patates, süt gibi) alınabilir. Hindu orucu, aynı zamanda ruhsal tezkiye ve bedensel eziyetler olarak yılın belirli aylarında ve günlerinde oruç tutulmaktadır. Bilhassa ibadet amacıyla duaların okunduğu günlerin oruçlu geçirilmesi gereklidir. Hindu orucu genellikle belirli bazı besinleri yememe (perhiz) şeklinde tutulmaktadır.

Budizm’in kurucusu Buda, ‘kurtuluşa’ yani Nirvana’ya ulaşmanın yolunun dünyanın heva- heves ve maddi arzulardan feragatten geçtiğini vurgular. Bunun pratik yolu da merkezi ibadetlerden sayılan oruç (nyungne) iki günlük periyodlarla keşişler tarafından tutulan otantik ve etkili bir uygulamadır. Dünyanın her nimetinin geçiciliğini öğreten Budistler için Güneş, Budha’nın kendisidir. Bizzat Budha’nın tuttuğu dünyanın geçiciliğini itiraf ettirici oruç, birinci gün tek bir öğünle öğlen başlayan ve tam 24 saat süren ikinci gün artık 48 saat süren disiplin verici meditasyon ve doğru beden eksersizi ile eziyet rejimidir. Birinci gün sadece soğan, sarımsak ve yumurtadan uzak durarak vejeteryan ağırlıklı bir öğünle yerken ikinci gün artık tamamen yemekten, içmekten ve konuşmaktan uzak dururlar. Bu ikili oruçlar sonunda Budistler, “bedensel”, “sözel” ve bu ikisinin hedefi olan “zihinsel” açıdan tamamen temizlenip arındıklarını ve manevi aleme perdelenmemiş bin zırhlı basiret gözü (chenrezig) ihsan edildiğini bizzat tecrübe ederler.

Yahudiliğe göre Hz. Musa, Sina Dağı’nda 40 gün 40 gece kalmış ve bu süre zarfında Rab ile baş başa kalarak dünyadan sıyrılmış bir şekilde oruç tutarak geçirmiştir (Çıkış, 34/28). Yahudilikte Yom Kippur orucunun Hz. Musa’nın Sina Dağı’na gitmesi ve akabinde Yahudilerin altın bir buzağıya tapınmalarından ötürü tutulduğuna inanılmaktadır. Oruç sonunda Tanrı Yahveh’in Yahudileri “affettiğine” inanılar. M.Ö. VI yüzyıldaki Babil Sürgünü sırasındayken köleleştirilen Yahudiler, matem ve üzüntü sembolü olarak niyaz ve yakarış için oruç tutmaya başladılar. Hatta Sürgün sonrası dönemlerde Talmud Yahudiliği, bilhassa Kudüs’ün Romalılarca ikinci kez tahrip edilmesi gibi diğer felaketler nedeniyle “yas ve matem” gayesiyle 25 günlük dar kapsamlı olan ve sadece hahamlarca kabul gören oruç ihdas etti. Hatta bazı Talmud yorumcuları, bu oruçların, başka devletlerin koruması altındaki Yahudiler tarafından tutulması gerektiğini baskı ve şiddet altındayken gerekli olmadığını belirtirler.

Yahudilikte aynı zamanda dünyanın sonunda tüm insanların Tanrı tarafından yargılanacağı günü de ifade eden Yom Kippur (kefaret günü)’de ve Nisan ayının 19’da başlayan ve Hamursuz Bayramı’ndan sonra gelen pazartesi ve perşembe günleri arasını kapsayan on günlük oruç tutulur. Her ayın sonunda da tutulan oruca küçük Yom Kippur adı verilmektedir. Günahlardan tövbe, kefaret ve pişmanlık duydukları temizlenme amacı taşıyan bu orucu tutan bir Yahudi, yemek ve su dahil her türlü içecekten, güzel bir deri ayakkabı giymekten, her türlü meşru cinsel ilişkiden, kolonya, parfüm, zeytin yağı gibi güzel koku sürmekten kaçınmak olarak anlamaktadır. Yom Kippur’da imsak, önceki akşam güneş batarken başlar o gece ve ertesi gün ilk iki yıldız görününceye kadar 25 saatlik dilimi kapsar. Yahudilerde diğer oruçlar ise genellikle sabah şafağın sökmesinden aynı günün akşamı ilk yıldızın görülmesine kadar sürmektedir.  Yahudi kültüründe çocuklar, oruca 12’nci yaşlarından bir ay alınca başlarlar.

Hıristiyanlık bilhassa Tanrı oğlu İsa Mesih’in ve peygamberlerin, havarilerin izinden giden dindar Hıristiyanlar (bilhassa Roma Katolikler) için kilise orucu (ekleziyastik), İsa Mesih’in çölde Şeytan tarafından denenmesi ve ağır perhizli riyazatını taklit etmek demektir. Yine İsa Mesih’in haçta şanlı ölümü ve sonrası dirilişine (Paskalyaya) kadar süren 40 günlük Lent dönemi denen süreçte, bedeni açıdan açlık ve çile, ruhsal açıdan tövbeler ve arınmalar olup sonunda faziletlere kavuşmak ve Tanrı ile yakın ilişki kurmak, sakramentlerin gizemine erişmek, ilahi lütuflara nail olmak gibi ulvi gayeler bulunmaktadır. Hıristiyanlara göre normal öğün yemeklerinin üçte birini yemek şeklinde perhiz orucunda et, süt, peynir ve yumurtadan el çekmek anlaşılır. Kutsal haça gerilme haftasında ise bunlara ekmek, tuz, kuru gıda, sebzeler ve alkollü içkiler de dahil edilir. Hıristiyanlara göre oruç, aslında ilk günah işleyen Adem ve Havva’ya kadar kökleri giden günahkar insanın fazilet elde edeceği bir eylemdir. Hıristiyanlar, Paskalyadan önceki Cuma (Hayırlı Cuma) gününde ve diğer her Cuma öğünlerde özel perhiz olarak et yemek yasaktır bunun yerine Grekçe “mesih” kelimesini çağrıştırdığı için sofrada ana öğün yemeği olarak “balık” yenmektedir.

Prof. Dr. Mustafa ALICI

ETİKETLER: ÜSTMANŞET
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.