
İslâm’a göre ekmek, yalnızca karın doyuran bir gıda değil; şükrün, emeğin ve adaletin sembolüdür. Günümüzün ekonomik krizleri, israf alışkanlıkları ve adaletsiz paylaşımı, aslında bu kutsal nimetin değerini unuttuğumuzun bir göstergesidir.
Her sabah elimizden geçen bir dilim ekmek, aslında insanın Allah’la, toprakla ve toplumla kurduğu ilişkinin sessiz bir yansımasıdır. Kur’an’da, “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve Allah’a şükredin.” (Bakara, 172) buyrulur. Bu ayet, ekmeğin sadece bir yiyecek değil; şükrün ve helâl rızkın bir göstergesi olduğunu anlatır.
Ancak modern çağda, market raflarında ve çöplerde biriken binlerce ekmek, insanın nimet bilincini yitirdiğini gösteriyor. Kapitalist üretim düzeni, “tüketim”i bir yaşam biçimine dönüştürürken, İslâm’ın “iktisat” ve “kanaat” anlayışı unutturuluyor.
Ekmek, toprakla insan arasındaki en sade ama en kutsal bağdır. Her lokma, çiftçinin alın terini, değirmencinin gayretini, fırıncının sabah ezanıyla başlayan emeğini taşır. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Hiç kimse kendi el emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir rızık yememiştir.” buyurmuştur.
Bir dilim ekmeği çöpe atmak, aslında bu zincirin tüm halkalarına —toprağa, emeğe ve nimete— saygısızlık etmektir. Bu yüzden “nimet yere düşmez” diyen bir medeniyetin torunları olarak, sofradaki her lokmanın emanet olduğunu yeniden hatırlamalıyız.
Bir toplumun vicdanı, ekmekle ölçülür. Ekmek pahalıysa, adalet eksiktir; çünkü en temel ihtiyaç, en yoksulun elinden alınmıştır. İslâm, bu adaletsizliği önlemek için infak, zekât ve sadaka kavramlarını birer toplumsal denge unsuru olarak koyar.
“Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf, 31) ayeti, yalnızca bireysel bir uyarı değil, ekonomik ahlâkın temelidir. İsraf edilen her ekmek, aslında bir yoksulun hakkıdır.
Ekmek sadece karın doyurmaz; insanın şükür, emek ve adalet dengesini diri tutar.
Bugün sofralarımıza yeniden o bilinci taşımaya, nimetle aramızdaki o kadim bağı onarmaya muhtacız.
Çünkü ekmek, nimetin dili, adaletin aynası ve emeğin duasıdır.
***
Ekmek,
Bir dilim mutluluk,
Bir avuç alın teriyle yoğrulur.
Sofraya geldi mi
Ev aydınlanır,
Küçük eller dua eder,
Büyük eller şükreder.
Ekmek,
Sadece buğday değil,
İnsanın kendisidir aslında:
Paylaşıldıkça çoğalan bir sevgi.
Cahit Zarifoğlu
İSLAMİ HABER “MİRAT”