islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,3509
EURO
17,6134
ALTIN
974,83
BIST
2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Az Bulutlu
24°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Az Bulutlu
25°C

Endişeye Gerek Yok

Endişeye Gerek Yok
18.04.2022
A+
A-

İnsan olarak nefes aldığımız her yerde bizi bir sıkıntının karşıladığını hissedebiliriz. Neyin peşinde isek onun varlığı da yokluğu da bir sıkıntı olmaktadır. Âdeta hayatın kendisi de varlığı da yokluğu da endişe konusu olarak hissedilebilmektedir. Nimetler, sahip olunan değerler endişe kaynağımız olarak önümüzde durmaktadır. İnsan olarak en çok özen gösterdiğimiz, bizden üreyen çocuklarımız, bizim kendilerinden neşet ettiğimiz asıllarımız bizim için endişe nedeni olabilmektedir.

Esasen endişe edecek bir durum da yoktur. Endişe, plansız ve sahipsizliğin sonucu olarak hissedilen bir durumdur. Bizim ise ne plansız bir zeminde bulunma ne de sahipsizlik gibi bir durumumuz vardır. Sahibimiz Allah’tır, bulunduğumuz yer ve hâlin planı da O’na aittir. O’nun mülkünde, O’nun kulları olarak bulunuyoruz. Bizi kendi hâlimize bırakmasının mümkün olmayacağını kitabında bize bildirmişti.

Bizi yolumuzdan alıkoymaya çalışan şeytandan, etrafımızı kuşatan bütün sıkıntılara kadar her şey Allah’ın planının sonucudur. Ne itilmiş ne de unutulmuşuz. Rızkımız gibi, gündemimiz de kaderimizin gereğidir. Bizim için yazılmışı yaşıyoruz. Kazanacaklar ve kaybedecekler listesini belirlemek için bizi bu meydanlara gönderen Rabb’imizin her yaptığı bir hikmet gereğidir. Onun takdiri en güzel, en mükemmeldir. İman edip rahat edenler ya da iman nimetinden mahrum olup kederden kedere yürüyenler olacaktır. Asıl huzur ve rahatlık, teslim olup kurtulmaktadır. Bu teslimiyet; terini silerken, koşmaktan yükselen nabızla gösterilen bir teslimiyettir.

Sahibimiz Allah iken endişeye nasıl yer açabiliriz? Rızkımızın kefili, kaderimizin yazanı olan Rabb’imize teslimiyetimiz bizim rengimizdir. Kaderimizi yastığımız bilip başımızı ona yaslayınca huzur dolmalıyız. Sahibimiz olarak da Allah’ı bilip itimadımızı O’na yaslamalıyız ki iman, bir iddia olmanın ötesine gidebilsin. Bunun adı yeri gelir sabır olur, yeri gelir gayret olur, yeri de gelir terlemek, yorulmak olur. Adı ne olursa olsun insan olmak, kulluk şuuru taşımak budur. Etrafımızı kuşatan, gündüz veya gece bizi bırakmayan sıkıntılara gömülüp gidemeyiz. Dertlere gömülmek de bir dert olur ve bizi yolumuzdan alıkoyabilir. Kalbi Allah’a yönelmiş bir mü’minin farkı, huzurun ve endişesiz yaşamanın adıdır.

Sıkıntılarımız bir gerçektir. Sıkıntılara gömülüp kahrolmamız mü’min insan olmanın gerçeği değildir. Allah’ın razı olduğu nesil olan ashabı kiram, fakirlik başta olmak üzere sıkıntı olarak insanın görebileceği pek çok şeyi gördüler. Aç kaldılar, açık kaldılar. Dost olması gerekenlerin eziyetlerini çektiler. Topraklarını terk etmeye mecbur oldular. Hastalığın çökerttikleri oldu. Aile içi hüzün nedenlerini önlerinde buldular. Bir insan ne ile karşılaşabilecekse bu hayatta onunla öyle veya böyle karşılaştılar. Bu, Allah’ın kendilerinden razı olduğu o neslin gerçeğidir. Bir başka gerçek de şudur: Karşılaştıkları her sıkıntı hatta işledikleri hatalar, onları biraz daha Rablerine yaklaştırdı. Kırdıkları çömlek bile onların cennette yükseldikleri bir derece olarak hanelerine yazıldı. Kulluk da budur.

Rabbimiz bize, güllük gülistanlık bir hayat vadetmemiştir. Cennetten çıkarılıp gönderilmenin en tabii sonucu, cennet olmayan ve olamayacak olan bir hayatta yaşamaktır. Dünya cennet olamayacak ama cenneti kazandırabilecek bir yerdir. Rabb’imizin kaderi budur. Kazananlar, dünya hayatını cennete açılan bir yol yapabilenler olacaktır.

Dertleri saymak da bir derttir. “Rabb’im Allah’tır.” diyen endişe edemez. Fakirlik onu ezemez. Hastalık onu eritemez. Fakir de olsa, hasta da olsa cennet gözünün önünde durdukça, gayesi Allah’ın rızası oldukça huzurludur o. Kitabımız Kur’an’ın önümüze koyduğu mübarek isimler olan Eyyub, Nuh, İbrahim, Lût aleyhimüsselam bunun örnekleri olarak önümüzdedirler. Allah’ın selamı onlara olsun. Hiçbiri beğenecekleri şartlarda yaşamadılar. Çileden bile zevk alacakları şartlar, onların Rablerini razı ettikleri şartlar oldu. Onlar, bizim örneklerimizdir. Şartları, renkleri, kalıpları değişmiş olsa da onların yaşadıklarını yaşayacağımız bir dünyadayız. Onların yaşadıkları dünyada onların imtihanına benzer bir imtihandayız zaten.

Endişeye gerek yok, Rabb’imiz Allah’tır. O bize yeter, ne güzel bir vekil ne güzel bir yardımcıdır O. Bir hissedebilsek bunu!

Nureddin Yıldız

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.