islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
16°C
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Az Bulutlu
19°C

FAİZ DEĞİL ÜRETİM KAZANDIRIR

FAİZ DEĞİL ÜRETİM KAZANDIRIR

FAİZ DEĞİL ÜRETİM KAZANDIRIR

Yüksek faiz nedeniyle sanayici ve yatırımcı krediye ulaşmakta zorlanıyor.

Üretimi yavaşlatan, işsizliği artıran ve gelir dağılımını bozan yüksek faiz politikasının faturası; doğrudan fiyatlara yansıdığı için 86 milyon vatandaşın cebinden çıkıyor. Krediyi yüksek faizle alan sanayici, artan maliyeti ürüne zam yaparak tüketiciye yansıtıyor. Bu zincirleme etkiyle gıda başta olmak üzere bütün sanayi ürünleri pahalanırken; kira, eğitim ve genel yaşam maliyeti katlanıyor. Yüksek faiz hayat pahalılığını beslerken; ucuzluk, bol üretim, düşük maliyet ve güçlü rekabetle mümkün. Bunun tek çaresi ise faizleri düşürmek.

Üretim ve arz yönlü politikaların ön palana çıktığı bu dönemde, yüksek faizle enflasyonun daha fazla aşağıya çekilmeyeceği anlaşıldı. Daha fazla yatırım, istihdam, üretim ve ihracat yapmak isteyen sanayici, yüksek faizin yükü altında eziliyor. Pandemi döneminde olduğu gibi savaşın ortaya çıkardığı fırsatları değerlendirmek isteyen Türkiye’deki üretici, finansman maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle bankaların kapısını çalamaz oldu.

Sanayici, tüccar, ihracatçı, esnaf ve çiftçi başta olmak üzere 86 milyon vatandaş kredi maliyetlerinin ucuzlamasını beklerken, yüksek faiz politikasında ısrar edilmesi Türkiye’nin büyümesinin önündeki en büyük engel olarak duruyor. Yüksek faiz kıskaca, ekonominin çarklarını yavaşlattığı gibi, toplumsal yaralar açarak aile kurumunu da tehdit ediyor.

Üretim Yavaşlıyor

Yüksek faiz nedeniyle sanayici ve yatırımcı krediye ulaşmakta zorlanıyor. Kredi maliyeti yükseldikçe yeni yatırım yapma riski günden güne artıyor. Fabrika kurmak, üretimi artırmak veya yeni iş alanları açmak yerine, birçok yatırımcı beklemeyi tercih eder. Bu durum doğrudan üretimin azalmasına ve ekonominin yavaşlamasına yol açar. Kapasite kullanım oranının yüzde 73 ile son yılların en düşük seviyesine inmesi bu tablonun en açık göstergesi oldu. Üretim azaldıkça piyasadaki mal miktarı düşüyor.

Yüksek Faiz Enflasyonu Düşürmüyor Artık

Merkez Bankası’nın kemer sıkma politikasının sonuç vermemesi nedeniyle talep sabit kaldı. Hatta yüksek gelir gruplarında talep azalmak bir yana arttı. Parasını yüksek faizde değerlendiren rantiyeciler ise servet transferinin kazanan tarafı olarak hem parasına para katarken harcama yapmaktan da geri durmuyor. Yüksek faiz, şu anda Türkiye’de enflasyonu düşürmüyor, aksine enflasyonun aşağı çekilmesini engelleyen bir unsur haline geldi. “Faiz enflasyonu düşürür” görüşü her zaman sahada aynı sonucu vermediğini bir kez daha anladık. Üretim ekonomisinin zayıf olduğu ülkelerde, yüksek faiz enflasyonun artırır.

Yeni İstihdam Zorlaştı İşten Çıkarmalar Arttı

Yatırımların azalmasıyla birlikte yeni istihdam alanları oluşmuyor, aksine işletmeler maliyet baskısı nedeniyle küçülmeye gidiyor. Bu durum işsizliği artırmaya da başladı. Tek hanede kalmaya devam etse de Türkiye’de işsizlik azalmıyor, aksine artmaya başladı. Parası olan, faiz geliri elde edip harcamaya devam ederken; üreten ve çalışan kesim ise büyük zorluklar yaşıyor. Servet üretmeden kazanç elde eden kesim büyürken, emek veren kesim geride kalır. Gelir dağılımındaki bozulma nedeniyle toplumda adaletsizlik hissini güçleniyor.

Süre Uzadıkça Etkisi Azalır

Yüksek faiz politikaları genellikle kısa vadede; dövizi baskılamak ve enflasyonu kontrol etmek amacıyla uygulanırken, Türkiye’de süreç uzadığı için etkisi kırıldı. Üretim zayıfladı, reel sektör küçüldü ve ekonomi finans sektörüne bağımlı hale geldi. Bu da sürdürülebilir bir büyüme modelini zorlaştırdı.

Tek çare üretim ekonomisi

» Düşük faiz → Yatırım artışı

» Yatırım → Üretim artışı

» Üretim → İstihdam artışı

» İstihdam → Gelir artışı

» Gelir artışı → Refah ve ucuzluk

Bu zincir kırıldığında ekonomi zayıflar.

Bu zincir güçlendiğinde Türkiye güçlü büyür.

Devlet üretimi desteklerse;

İşsizliği azaltır,

Gelir dağılımını düzeltir,

Enflasyonu kontrol altına alır,

Dışa bağımlılığı azaltır.

İşçi çalışır,

Tedarikçi kazanır,

Devlet daha çok vergi geliri sağlar.

Devlet faizi teşvik ederse;

Parayı üretimden uzaklaştırır,

Sermayeyi bankada bekletir,

Reel sektörü zayıflatır.

Sanayici faizciye çalışır,

Fakiri daha fakir, zengini daha zengin eder.

Geçim sıkıntısı başlar.

86 milyon vatandaş, faiz yükü altında ezilir.

Kaynak: Yeni Şafak

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.