Fiilen Şiddet Üreten Şiddetçiler

İslam, tüm varlıkların mutlaka uyması gereken sistemin genel ve evrensel adıdır. Yaratan, yöneten, koruyan, kollayan Allah Teâlâ’nın sistemdir. Bu ilâhî sistem dışında hiçbir kişi, hiçbir irade, hiçbir iddiasında haklı değildir, yetkili de değildir, hakkı da yoktur.

Akıl insana muvakkaten verilmiş bir emanettir. Aklın tam verimli çalışması için alt yapısında, inanç değerleri, kültürel birikim, düzeyli şahsiyet, kapsamlı anlayış ve engin mantık yeteneği olmalıdır. Bu komplike değerler bütününe sahip olmayan insanın aklını tam çalıştırması mümkün değildir. Kur’an hakikatlerini ve beyanlarını algılaması da kolay olmadığı gibi, yaklaşımının olumlu olması da bir medeniyet ve inisiyatif meselesidir. Konuyu aydınlatmak için mantık ile yola çıkalım ve konunun anlaşılması hususunda açıklama yapalım. Elbette her isteyen ya şartlı refleksleriyle davranır, bildiğini okumaya devam eder ya da aklını, bilgi birikimini ve mantığını çalıştırır, insaf sınırını zorlamadan yorum yapar.

Şimdi, bu hakikatten sonra erkeği hiçe sayıp devre dışı bırakarak yalnızca kadını savunduğunu vehmeden feminist, hakikati anlaması beklenemez. Çünkü feministlerin konuyu kapsamlı anlamaları beklenemez. Temel değerleri olmayan bir insan, düşüncesi üzerinde yoğunlaşmış kalmış kapsamlı ve aydınlatıcı bir sistemi olmadığından bir de aldatılmış ve şartlandırılmış ise hiçbir açıklamaya tahammül edemez. Böyle olduğu için mazur görülebilir. Tabii, kadın erkeksiz, erkek de kadınsız olamayacağını kestiremezse daha vahim sonuçlar beklenebilir. Bunun için inadına kadını, erkeğin himayesinden koparıp ölümüne sahipsiz bırakan zihniyet, kadına şiddet uygulatarak hem kadını ve hem de kadının yakınlarını katliama sürükleyenler bilinmelidirler. Hemen hemen genelde feminizmin bu işin aslını bilmediği bilinmektedir. Neden mi? Kısaca bunu dile getirmek faydalı olacaktır.

Kadın erkekten, erkek te kadından koparıldığı zaman birbirini bütünleyen özellikleri devre dışı kalır. İnsan olma mekanizmaları arıza yapar. Artık mekanik makinelerde olduğu gibi, anormal sesler çıkarmaya başlar. Bundan sonra ailede hoş olmayan davranışlar sıkıntıları ihdas eder. Hele aile içinde sırf çıkara dayalı yakınlık söz konusu ise aile içi anormal sesler, gelişir ve tonunu artırır ve öfkeye dönüşür. Öfke patlaması halinde aile binası erozyona maruz kalır. Burada kadını haklı, erkeği haksız görmek ve tek taraflı erkeğe yüklenmek vakıaya uygun olmadığı gibi öfkeyi tahrik eder. Gücü yettiğinde erkek kadına şiddet uygular, kadının gücü yeterse erkeği haklar. Bundan sonrada, bencillik+öfke+şiddet=cinayettir. Neticede aile faciası gerçekleşir. Bazen de bu meşum olay, kan davalarını peşinden getirir.

Bu yanlı çabaları yapanlar şiddeti körükleyen yapılanmalardır. Kadının İnsan Hakları, Yeni Çözümler Derneği kuruyorlar. Bu da yetmiyor, Feminist Bilgi Üretimi ve Paylaşımı dernekleri kuruyorlar. Merak edenler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının mevzuatını incelesinler. İnsanlık adına inceleme yapsınlar. Şiddet üretmek için, belki de dünyanın en tutarsız, en mesnetsiz kanunu ile en etkileyici şiddet üretme misyonu olan bir yapı ile karşılaşacaklar. Kim haklı, kim haksız? İlgililerin biraz sebeplere bakması gerekir. Çetleşme ile başlayan sonu karanlık maceralarla devam eden bu yapı, aileyi çökertme mevzuatıdır. Genç bayanların, “aşkım aşkım” diye diye bir bay buluyor. Güya evleniyor. Kapkaranlık bir geçmişi olan bu evlilik sürecinde çocuklar oluyor.

Macera sürsün diye bayan, tatsızlık çıkarıyor. Kocası karısına bu yaptıklarından vazgeçsin diye uğraşıyor, Bu hanımefendi! bir telefon ile kocasına, “evden uzaklaştırma” cezası verdiriyor. Altı ay koca evine gidemeyecek, beş yüz metre eve yaklaşamayacak.” İlgili bakanlık, bu cezayı hangi kanun mantığına uyduruyor. Kocaya bu zulmü nasıl reva görüyor ve bunu dünyanın hangi kanun mantığından esinlenerek alıyor? Bilinmiyor! Fakat sebebi var.

Üstelik kadın evli oluğu erkekten başkalarından edindiği çocukların DNA testlerini yaptırıyor. Çocukların hiçbiri evli olduğu kocasına ait çıkmıyor! Bu DNA testleri yüzünden dünyanın en cıvık, en güvensiz ve en pişkin toplumu haline geldik. Ne tuhaf değil mi?

Pekiyi, ya işin dedikodusunu yapanlar! İnş. Haftaya. Esselamu aleykum. 

İlhan ORAL

Not: Herkesin küresel infak niteliğinde ki kurban bayramını tebrik ediyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir