islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7354
EURO
55,1566
ALTIN
6.759,47
BIST
13.811,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
29°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C

Futbolu Kim İcat Etti? Bir Oyunun Tarihi ve İnsanlığın Bitmeyen İlgisi

Futbolu Kim İcat Etti? Bir Oyunun Tarihi ve İnsanlığın Bitmeyen İlgisi
A+
A-

Futbolu Kim İcat Etti? Bir Oyunun Tarihi ve İnsanlığın Bitmeyen İlgisi

2026 Dünya Kupası‘nın başlamasına sayılı günler kala dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan futbol heyecanını yaşamaya hazırlanıyor. Stadyumlar dolacak, ekranlar başında milyarlarca kişi maçları takip edecek ve futbol bir kez daha dünyanın ortak gündemi haline gelecek.

Peki hiç düşündük mü?

Bu oyun nasıl ortaya çıktı? Kim tarafından kuralları belirlendi? İnsanları peşinden sürükleyen bu büyük ilginin sebebi nedir?

Ve daha önemlisi; futbol bugün olması gereken yerde mi duruyor?

Topun Peşinden Başlayan Hikâye

Tarihçiler, topa ayakla vurularak oynanan oyunların yaklaşık iki bin yıl öncesine kadar uzandığını belirtmektedir. Çin’deki “Cuju” oyunu, Antik Yunan ve Roma’daki benzer sporlar futbolun ilk örnekleri arasında gösterilmektedir.

Ancak bugün bildiğimiz modern futbol, 19. yüzyılda İngiltere’de şekillendi. 1863 yılında kurulan İngiltere Futbol Federasyonu oyunun kurallarını belirledi ve futbol dünya çapında yayılmaya başladı.

Başlangıçta amaç gençlerin fiziksel gelişimini desteklemek, disiplin kazandırmak ve takım çalışmasını öğretmekti.

Kısacası futbol, insanı geliştiren bir araç olarak düşünülmüştü.

Araç mı, Amaç mı?

İslam‘ın hayata bakışında bedenin güçlü olması teşvik edilir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav), yüzme, okçuluk ve ata binme gibi faaliyetleri tavsiye etmiş; güçlü müminin Allah katında daha sevimli olduğunu bildirmiştir.

Bu yönüyle sporun kendisi değil, insan hayatındaki yeri önemlidir.

Sorun, sporun araç olmaktan çıkıp amaç haline gelmesidir.

Bugün birçok insan günlük ibadetlerine ayırmadığı zamanı futbol karşılaşmalarına ayırabilmektedir. Bir maçın sonucunu günlerce konuşurken, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan zulümler birkaç dakika sonra unutulabilmektedir.

Oysa müminin kalbi, eğlence ile hakikat arasındaki dengeyi korumakla yükümlüdür.

Futbol Neden Bu Kadar Büyüdü?

Futbolun yayılmasının temel sebeplerinden biri basit olmasıdır. Bir top ve birkaç kişiyle her yerde oynanabilir.

Ancak zamanla futbol yalnızca spor olmaktan çıktı.

Bugün futbol; yayın kuruluşlarının, reklam şirketlerinin, sponsorluk anlaşmalarının ve küresel sermayenin merkezinde yer alan dev bir endüstriye dönüşmüş durumdadır.

Bir futbolcunun transfer bedeli milyonlarca insanın yaşadığı şehirlerin yıllık bütçelerini aşabilmektedir.

Bazı kulüplerin harcadığı para, dünyanın birçok ülkesinin sağlık veya eğitim bütçelerinden daha yüksek rakamlara ulaşmaktadır.

Bu tablo karşısında şu soruyu sormak gerekiyor:

İnsanlık gerçekten önceliklerini doğru belirleyebiliyor mu?

Eğlence ve Sorumluluk Dengesi

Kur’an-ı Kerim‘de dünya hayatının insanı hakikatten uzaklaştıracak bir oyalanmaya dönüşmemesi konusunda uyarılar bulunmaktadır:

“Biliniz ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme ve mal ile evlat çoğaltma yarışından ibarettir…” (Hadid Suresi, 20)

Elbette futbol oynamak, spor yapmak veya bir müsabakayı takip etmek başlı başına yanlış değildir.

Ancak bir insanın sevinci, öfkesi, gündemi ve hayatının merkezi bir spor karşılaşmasının sonucuna bağlı hale geliyorsa burada durup düşünmek gerekir.

Çünkü mümin için asıl hedef; Allah’ın rızasını kazanmak, adaletin yanında olmak ve yeryüzünde hayra katkı sunmaktır.

Dünya Kupası ve Vicdan Muhasebesi

Bu yaz Dünya Kupası için milyarlarca dolar harcanacak.

Aynı günlerde Gazze’de yetim kalan çocuklar olacak.

Afrika’nın bazı bölgelerinde insanlar temiz suya ulaşamayacak.

Dünyanın farklı coğrafyalarında savaşlar, açlıklar ve zulümler devam edecek.

Bu gerçekler futbolu yasaklamaz, ancak futbolun hayatımızdaki yerini yeniden düşünmeye davet eder.

Bir maç için gösterdiğimiz ilginin ne kadarını mazlumlara, yoksullara ve adalet mücadelelerine gösterebiliyoruz?

Asıl soru budur.

Sonuç

Futbol, insanları bir araya getirebilen, kardeşlik ve dostluk duygularını güçlendirebilen faydalı bir spor dalıdır.

Ancak günümüzde futbolun etrafında oluşan dev ekonomik sistem ve aşırı tutku, bu oyunu olması gereken yerden uzaklaştırabilmektedir.

Dünya Kupası günlerinde futbolu izleyelim, heyecanını yaşayalım. Fakat topun peşinden koşarken hayatın asıl gayesini de unutmayalım.

Çünkü insanı kurtuluşa götürecek olan şey, bir takımın kupayı kaldırması değil; Rabbine karşı sorumluluğunu yerine getirmiş bir hayat sürmesidir.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.