islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,9272
EURO
16,7615
ALTIN
926,84
BIST
2.394,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Perşembe Açık
21°C
Cuma Açık
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Az Bulutlu
21°C

Gökdelen Sendromu III

Gökdelen Sendromu III
07.02.2018
A+
A-

Tünel kalıp ne getirir ne götürür?

Betonarme çok katlı yapılarda, tünel-kayar kalıp sistemi dediğimiz, özel önlemlerle nerede ise bir günde bir katın kabası bitirilebilen inşaatlar, bu gökdelenimsi uygulamaların da nerede ise olmazsa olmazıdır artık.. Yani yanlış iskan politikası, sakıncaları saymakla bitmez bir sistemi bize dayatmıştır artık..

Ne sakıncası mı var? Isı ve ses izolasyon kabiliyeti nerede ise sıfır olan, komşunun banyosunda okuduğu türkünün yatak odanızdan dinlendiği beton duvarların, mantolama denilen ve çoğunlukla buhar geçirmeyen malzemelerden bir dış kılıfa ihtiyacı vardır.

Bir kılıftan ne çıkar diyeceksiniz.. Üstelik enerji tasarrufu sağlıyor!.. Hemen söyleyeyim. Kuru temizlemeye verdiğiniz ceketinizi bir naylon kılıf içinde geri alırsınız. Şimdi benim hatırım için askının çıktığı deliği, başınız geçecek kadar genişletin ve o naylonu elbise gibi üstünüze giyin. Tabii yine hatırım için yatana kadar da çıkartmayın. O günün sonunda ne hale gelirseniz, şunu bilin ki içinde oturduğunuz binanız da sizinle birlikte en az on yıl sonra o hale gelecektir…

Yüreğiniz mi daraldı?.. Keşke hepsi bu kadar olsa..

Bir katta sekiz daire, sekizi de ayrı yöne bakan uygulamalara da bayılıyorum.. Bir çok katlı sitede, kazara kuzeye bakan bir dairede oturup da kışın donduklarını söyleyen birine; “deli misiniz, taşınsanıza oradan” demiştim. Cevabı çok ilginçti “Kayınvalide güneye bakan dairede oturuyor. Isınmak için ona gidiyoruz!..” “Enerji mimarlığı” adına utanç verici bu inanılmaz yanlış planlama biraz da, girip çıkması kolay olsun diye iki ya da dört yönde tüneller oluşturma mecburiyetinde olan tünel kalıp sisteminin dayatmasıdır. Bilinmiş ola..

BİR DE RADON VAR!..

Gelelim Radon gazına.. Akciğer kanserinin önemli bir nedenine.. Amerika’da radon ölçülen arsalar iskana açılmaz bile.. Ahşap evlerin, mecburen betonarme olan bodrum katlarında 24 saat çalışan hava fanlarına “radon tahliye cihazı”denir.. Çünkü bu radyoaktif gaz, en çok betonla birlikte yapıya taşınır.. Merak edenler, çekmece Nükleer Araştırma Enstitüsünün yaptığı ölçümlere ve ahşap evle beton ev arasında yüz katına ulaşan farklı bekerel değerlerine bir göz atsın..

Ayrıca, bina içi rutubetin, radon gazı salınımını çoğalttığı bilimsel bir gerçektir.

Bu yöntem, günümüzün rutubet ölçme tekniğidir artık. Radon ölçümü anormal seviyede ise bu değer, betonarmede korozyonun da yükseldiğini ifade eder. Yani Allah korusun ilk depremde çökme riskine işaret eder..

DAHA BİTMEDİ; ŞİMDİ DE MANYETİK ALAN..

Acaba sırf bu yüzden, Avrupa’da tünel kalıpla konut yapmaktan kaçınıldığını, çünkü bu yapıların artık sağlık endişesi taşıdığının kabul edildiğini de biliyor musunuz?..

Kalıpları tıkış tıkış dolduran, Faraday Kafesi gibi demir donatının; betonun içinden geçen 220 volt elektrik yüzünden bir bobin gibi davranarak manyetik alan oluşturduğunu, ilaveten içerideki manyetik yayına da perdeleyici bir etki yarattığını işittiniz mi? Genellikle “cep telefonum bu odada çekmiyor, balkona çıkmalıyım”demenizin nedeni bu perdelemedir.

Ayrıca bu yüzden evin içindeki; buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon, bilgisayar ve cep telefonu benzeri cihazlarla demir donatının etkileşime girdiğini ve yine evin dışına sarılmış bir bobin gibi davranarak ve cihazların yarattığı karmaşık manyetik alana ilave olarak; fuko akımları yani manyetik alan yarattığını, tüm bu manyetik kirlilikler yüzünden insanların hastalandığını, kansere kadar uzanan ciddi riskler doğduğunu işittiniz mi acaba.. 2000 yılında bu konuda yazdığım iki makaleye göz atmanızı tavsiye ederim.. Dileyenlere seve seve iletirim.

Bu konularda, herkesin çok iyi tanıdığı duayen bir inşaat mühendisi kardeşimden doğrulama aldığımı da eklemeliyim.. Uzman mühendisimiz: “Evet bir günde bir katı çıkmak mümkün.. Statik bir endişe de taşımıyor ve benzer teknikle yüzlerce proje yaptık. Ama bana sorarsan manyetik alandan ötürü “sağlık endişesi taşıyor!”. Ben de istemem böyle bir yapıda ve üstelik 19. katta oturmayı..”diyerek son noktayı koyuyor.. Avrupa’da artık tercih edilmediği gibi, Amerika’da da tünel kalıpla konut yapıldığını duymadığını söylüyor..

Her halde dünyanın en akıllısı biziz ki, kimsenin aklına gelmeyen bu ticari ve sözüm ona inşai kolaylığı yapılarımızın olmazsa olmaz tekniği ilan ettik..

ENERJİ KULLANIMI

Geçtiğimiz günlerde, bu tarz yüksek binalardan tipik bir yerleşkenin 1000 konutluk bölümünün teslim töreninde tesadüfen bulundum.. Satış elemanlarına bu dairelerin ne kadar enerji tükettiğini sorduğumda yüzüme boş boş baktılar. “Ama herkese bir kombi hediye ediyoruz”dediler.. Bundan büyük kötülük yapamazlardı!. Doğal gaz bağımlılığımızı körükleyen, anlamsız bir fazla tüketim bundan daha iyi pompalanamazdı.

Sonunda, “karışanım olmasın!” deyip sözüm ona özgürlük adına, bir “kombi cehennemi” yaratılmıştı. Ülkemiz doğal gaz batağına daha çok saplanırken, bu işten yegane karlı çıkanlar da kombi satan firmalar oldu.. Her cihazın kapasitesi gerçek gereksinimin biraz daha üstünde idi ve toplu ısınmaya göre en az %30 ve üzerinde sarfiyatla ısınmayı sağlamaktaydı.. Halbuki merkezi sistemlerde pay ölçerler kullanılarak, hatta bir adım daha ileri giderek kojenerasyon tesisleri ile bu işi çözmek çok daha kolay ve doğru olacaktı.. Fakat onlar iftiharla, kombiyi hediye ettiklerini söylüyorlardı.

“Peki ne kadar olacak enerji bedeli”dediğimde ise, “bittiğinde belli olur!”diye harika bir yanıt aldım satış müdiresinden.. Bu işin bir hesap sonucu önceden belli olacağından bile haberi yoktu.. Aslında bu “şok”yanıtın nedeni çok basitti: Daha önce böyle bir soru soranla hiç ama hiç karşılaşmamıştı.. “Enerji Mimarlığı” ilkeleri ile planlama ve uygulama yapılsa idi, koskoca binanın kendi enerjisini üretebileceğini söylemek ise çok abesti.. Beni bir uzaylı sanabilirlerdi!..

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.