
Dünya Okyanus Günü dolayısıyla açıklanan yeni veriler, deniz ekosisteminin geleceğine ilişkin ciddi endişeleri beraberinde getirdi. Güney Afrika Ulusal Biyoçeşitlilik Enstitüsünün (SANBI) Nisan 2026 tarihli raporuna göre, ülke sularında yaşayan 191 köpekbalığı türünün 82’si yok olma tehdidi altında bulunuyor.
Dünyada yalnızca Güney Afrika kıyılarında yaşayan 13 endemik köpekbalığı türünden 6’sının da neslinin tükenme riskiyle karşı karşıya olması, meselenin yalnızca bölgesel değil küresel bir çevre sorunu olduğunu ortaya koyuyor.
Bir zamanlar büyük beyaz köpekbalıklarıyla özdeşleşen False Bay Körfezi‘nde son yıllarda yaşanan popülasyon düşüşü ise uzmanların dikkatini çeken en önemli gelişmelerden biri olarak öne çıkıyor.
AA’ya konuşan deniz biyoloğu Damara Naidoo, köpekbalıklarının deniz ekosistemlerinde “tepe yırtıcı” ve “kilit tür” olarak görev yaptığını belirtiyor.
Köpekbalıkları sadece avlanan canlılar değildir; aynı zamanda okyanusların doğal denetim mekanizmasının bir parçasıdır. Onların azalması, av türlerinin kontrolsüz biçimde çoğalmasına, bunun sonucunda ise besin zincirinin farklı halkalarında bozulmalara yol açabiliyor.
Naidoo’nun dikkat çektiği bir diğer husus ise son yıllarda büyük beyaz köpekbalıklarının azalmasıyla birlikte fok popülasyonlarında gözlenen artış. Uzmanlara göre bu durum, denizlerdeki kaynaklar üzerinde yeni baskılar oluşturabilecek zincirleme sonuçlar doğuruyor.
Son yıllarda kamuoyunda büyük beyaz köpekbalıklarının bölgeden çekilmesinin başlıca sebebi olarak orkalar gösteriliyor.
Ancak 30 yıldır köpekbalığı gözlem turları düzenleyen Apex Shark Expeditions yöneticisi Karyn Cooper, sorunun bundan çok daha derin olduğunu düşünüyor.
Cooper’a göre orkaların etkisi kısa vadeli olabilir. Asıl tehdit ise insan faaliyetleri.
Özellikle ticari amaçlı uzun oltalı balıkçılık yöntemleri nedeniyle birçok köpekbalığı türünün ciddi zarar gördüğünü belirten Cooper, okyanuslardaki dengenin insan eliyle bozulduğuna dikkat çekiyor.
Aslında tablo tanıdık…
İnsan, çoğu zaman kendi çıkarı uğruna doğanın sınırlarını zorladığında, bedelini yalnızca bir tür değil bütün bir ekosistem ödüyor.
Bugün bilim insanlarının “ekolojik denge” diye tanımladığı hakikatin Kur’an’da asırlar önce farklı bir kavramla ifade edildiği görülüyor: Mizan.
Rahman Suresi’nde Yüce Allah şöyle buyurur:
“Allah göğü yükseltti ve dengeyi (mizanı) koydu. Sakın dengeyi bozmayın.” (Rahman, 7-8)
Köpekbalıkları üzerine yapılan bu araştırmalar, aslında denizlerdeki mizanın bozulmasının sonuçlarını gözler önüne seriyor.
İnsan çoğu zaman bir türün yok oluşunu önemsiz görebilir. Ancak yaratılıştaki sistem, birbirine bağlı halkalardan oluşan büyük bir zincirdir. Bir halkadaki kopuş, bütün yapıyı etkiler.
Kur’an’da geçen “İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıktı” (Rum, 41) ayeti, günümüz çevre krizlerini anlamada dikkat çekici bir perspektif sunmaktadır.
Bugün mesele yalnızca köpekbalıkları değildir.
Mesele; denizlerin sağlığı, biyolojik çeşitliliğin korunması ve insanın yeryüzündeki emanet sorumluluğudur.
Köpekbalıkları yok olduğunda yalnızca bir canlı türü eksilmeyecek; okyanusların doğal düzeni de ağır yara alacaktır.
Belki de Dünya Okyanus Günü’nün bize hatırlatması gereken en önemli gerçek budur:
Yeryüzü insana ait bir mülk değil, gelecek nesillere aktarılması gereken ilahi bir emanettir. Emanete sahip çıkmak ise yalnızca insanı değil, denizleri, balıkları ve hatta çoğu kişinin korkuyla baktığı köpekbalıklarını da korumaktan geçmektedir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”