islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

HACI YAĞI

HACI YAĞI
A+
A-

Geçen hafta kız kardeşim umre ziyaretinden döndü. Ziyaretini anlatırken, dönüş yolculuğunda şahit olduğu bir olayı çok üzülerek anlattı. Olay beni de çok etkiledi, üzdü ve dualarımı değiştirdi. Önceden “Rabbim ilmimi arttır, beni insanlara faydalı kıl” diye dua ederdim, şimdi “Rabbim cahil kullarına yol gösterebilmemi nasip eyle” diye dua ediyorum. Çünkü kendini geliştirmek isteyen insan bir şekilde okur, izler, sorgular. Peki ya kendinden çok memnun olana nasıl ulaşılır?

Gelelim kardeşimin anlattıklarına: “Uçakta tam önümde oturan bir aile vardı. Sarıklı genç baba, çarşafa bürünmüş genç anne ve dünya tatlısı üç ya da dört yaşlarında bir kız çocuğu. Yolculuğun ilk iki saati küçük kızın sesi hiç çıkmadı. Son saatlerde, artık çok normal olarak çocuk biraz hareketlendi. Ama bu hareketlenme, asla çevreyi rahatsız edici bir durumda olmadı. Kız yalnızca önündeki masayı açıp kapatıyor ve koridorda biraz gezinmek istiyordu. Ama sürekli engellendi. Ayağa kalkmak istediği zaman anne eline telefon tutuşturdu. Masanın kapağını biraz sert kapadı diye babası kulağını çekti. Hatta bir kere o kadar sert çekti ki çocuk ağlamaya başladı. Anne, çevre ya da baba rahatsız olur endişesiyle olsa gerek, eliyle ağlayan çocuğun ağzını bastırarak, “Susmazsan ağzını böyle kapatırım” dedi. Son olarak baba, çocuğu öyle sert itti ki başı ön koltuğa çarptı. Kalkıp uyarmak istedim ama uçağa giriş esnasında adam, sıraya girmek yerine son anda gelip önümüze geçince, uyarmış ve çok kaba bir karşılık almıştım.

Bu kıssanın hissesi ne?

Manevi bir yolculukta, küçücük bir çocuğu anlamak ve güzellikle oyalamak yerine bu kadar sabırsızlık niye? Belki aile, yaptığının şiddet olduğunun farkında bile değil. Çocuğun dünyasında “umre” kavramını bu kötü anılarla doldurup itici hale getirebileceklerini, dinden ve dindarlardan soğutabileceklerini düşünmüyorlar. Baba saygı duymuyor. Ne çevresindeki insanlara, ne eşine, ne de kızına. Anne, belli ki bastırılmış bir halde. Çocuğun azıcık ses çıkarma ihtimaline karşı, saatlerce eline telefon veriyor. Babanın şiddetine tepki vermesi gereken durumda “Susmazsan ağzını kapatırım” diyerek tepkiyi çocuğa veriyor. Farkında değil, kızına şiddete, haksızlığa belki tacize uğrama durumunda bile “Sakın ses çıkarma” nasihatı vermiş olduğunun. Düşündüm, olayda içimi burkan yalnızca ebeveynlerin bu davranışları değil, kimlikleriydi de.

Hacı yağı kokusu

Hacı yağı, gül yağından çıkarılarak yapılan alkolsüz koku esansıdır. Koku, bildiğiniz üzere çok keskindir. Süren kişinin geçtiği, bulunduğu her ortamda uzunca bir süre kendini hissettirir. Adı, Türklerin yakıştırması mıdır bilmiyorum ama alkolsüz olması nedeniyle dindar dedelerimiz tarafından tercih edilir. Dede hacı olsun ya da olmasın, koku ona artık bu kimliği verir. Tıpkı örtülü bir kadına, sakallı bir adama dindar vasfının yüklenmesi gibi. Kişinin yüklendiği bu vasfa karşı artık sorumlulukları da vardır. Müslüman merhameti, güzel ahlakı, kul hakkını, şefkati barındırır öncelikle. O yüzden bariz bir hatayı, günahı dindar vasıflı biri sergilediği zaman kişiyi değil, taşıdığı kimliği sorgularız önce. Ben uçak gezisinde sıraya girmeyip kul hakkı yiyen, çocuğuna şefkat gösteremeyen adamın karakterine ve babalığına üzüldüğüm kadar, taşıdığı dindar kimliğe aykırılığına da üzüldüm.

Keşke, dedim bizler, güzel ahlak ve davranışlarımızla hacı yağı gibi iz bırakabilsek arkamızdan. Yaptığımız her iş sonrası bunu salih bir Müslüman yapmış dedirtebilsek.

ŞEYMA DEMİRCAN NAMAZCI 

MİRATHABER.COM  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Tülay dedi ki:

    Malesef en üzüldüğüm nokta ise ümre gibi mübarek bir ziyaretten dönerken böyle olayın olması oldu.
    Böyle bir ziyaret dönüşü bu olay okuyorsa vah ki vah o çocuğun geleceğine!
    Dinimiz gğzelliigi merhameti ibadeti emrediyor
    Aslında evladına güzel bir hitap ile yaklaşmak da ibadettir.
    Şimdi bu çocuk gelecekte bastırılmış bir kişiliği ile ateist olursa suçlusu kim olacak??
    Yada dini bütün birini örnek almak isteyen bir kişi bu durumları gördüğünde islam dinini nasıl yorumlayacaktır.
    Saygılarımla

  2. Tülay Koyuncu dedi ki:

    Malesef en üzüldüğüm nokta ise ümre gibi mübarek bir ziyaretten dönerken böyle olayın olması oldu.
    Böyle bir ziyaret dönüşü bu olay okuyorsa vah ki vah o çocuğun geleceğine!
    Dinimiz gğzelliigi merhameti ibadeti emrediyor
    Aslında evladına güzel bir hitap ile yaklaşmak da ibadettir.
    Şimdi bu çocuk gelecekte bastırılmış bir kişiliği ile ateist olursa suçlusu kim olacak??
    Yada dini bütün birini örnek almak isteyen bir kişi bu durumları gördüğünde islam dinini nasıl yorumlayacaktır.
    Saygılarımla