islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,1648
EURO
53,9432
ALTIN
6.056,88
BIST
13.976,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
33°C
İstanbul
33°C
Açık
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C

Hangi İklimin İnsanıyız?

Hangi İklimin İnsanıyız?
21/03/2026 23:50
A+
A-

Hangi İklimin İnsanıyız?

Türkiye’de kimlik  konusu ve bu alandaki gelişmeler ele alınmadan, hangi  problemlerle yüz yüze geldiğimizi anlamamız zor olacaktır. Konuyu biraz daha örneklendiririrsek, ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

 Nasıl Bir Kültür Anlayışı:

Şu anda Bayramdayız ve bayram tatili cumatesi ve pazar tatili içine sıkıştırlmış ve bayramın yaşanması ve gerçekleşmesi ile ilgili  hedef olan birlik, kaynaşma ve sevgi- saygı iklimi unutulmuş!..

Uzak beldelerdeki küçükler, büyüklere gidemeyecek; büyükler küçükleri göremeyecek.. Ne uğruna,  bayram tatili  “sıradan” bir  zaman dilimi veya festival gibi  bir anlayış halinde görüldüğünden!… Üstelik bu uygulama,  muhafazakar denilen bir iktidarda oluyor!..

Neden önemli günler, bu sosyal hedeflerin gerçekleştirilmesine uygun bir zaman dilimi içinde gerçekleşmiyor?..

Sadece bu mu?.. Müslümanların mukaddes ayında bile, mayolu   modellerin  cinsel tutumlar sergileyen otel reklamları, bütün etkinliği ile kendini gösterebiliyor. Bununla topluma, “senin ramazanın beni ilgilendirmez” der gibi.. Yani,  Müslüman toplumun değerleri, bazı ticari kesimler için bir anlam ifade etmiyor!..

Eğlence ve reklam, yarışma programları, ramazan gibi manevi ayın, ruhani ortamında aynı hız ile sürdürülmesi, insanların; kendi tutum ve davranışlarını gözden geçirip, aşırılıklarını dizginleyeceği bir ortama sanki, soğuk duş  yaparcasına hiçe sayarak, tek ihtiyacımız eğlenmek ve problemlerimizi unutmakmış gibi  garip bir mesajın verilmeye çalışılması!.. Bu bir anlayışsızlık veya karşıtlık mı?..

 Bir toplum, kendi değerler dünyasını yoğun bir şekilde yaşamaz ve birbirlerine karşı davranışlarını  gözden geçirmez ve  sosyal özelliklerini  geliştirmezse,hatalarını  nasıl giderebilir..?

 Dini, Gereğince Yaşayabilmek:

Ramazan, kendimizi olgunlaştırma ve eksikliklerimizi görmek ve kişiliğimizi güzelleştirmek için  ilahi bir fırsat iken, bu  olumlu ortama karşı  duyarsızlığın ve ilgisizliğin  giderilmesinde, kamu kurumlarının bu konuya yönelik bazı düzenlemeler yapması, çok mu zor?.. Toplumlarda bazı kesimler, kendilerini kaybedebilir, yanlış tutumlara girebilir. Ama, devlet misyonunu üstelenmiş hükümetler, yanlış ve tutarsız yönelişleri engelleyici düzenlemeler geliştiremez mi?..

Bu durum,  kendi eksikliklerinim farkına varıp, eğitim ve ibadetle meşgul olanlara karşı, onları hiçe sayıp, yanlış ve garip alışkanlıklarını sürdürenleri desteklememek gibi bir tutum olmuyor mu?!.. Eğer böyle değilse, onları, toplumun önemli bölümünün inanç ve hassasiyetlerine saygılı davranmaya mı davet edilir!.?..

Müslüman ve dindar insanların inanç ve dini görevlerini yerine getirmesine  saygı gösterilmesi, bir toplumdaki insanların beklediği en asgari şarttır.. Hatta, bu durum, en azından  “azınlık hakkı”dır!.. Acaba, Türkiye’deki Müslümanların bir azınlık kadar hakları kabul edilmiyor mu?:.  Halbuki bu ülkede çoğunluk Müslümandır ve onların bir aylık manevi hayatlarına saygı göstermek, dini benimsemeyen kişilerin bile mecburiyetidir. Kaldı ki, bu ibadet, toplumu iyiliğe ve sabır’a  yönelten bir takım faaliyetler icra edip, toplumda suçların azalmasına imkan verirken…

 

Bir akademisyen olarak İngiltere ve Amerika’da kaldığım zamanlarda, dini görevlerimiz için taleplerimize yabancı kurumlardan, olumlu karşılıklar görmüş biri olarak, ülkemizdeki bazı insanların, bu hassasiyet eksikliğini gerçekten anlayabilmek son derce zor!..

Aslında, hükümet ve kamu otoriteleri olarak dini ve ahlaki özellik ve niteliklere uygun bir uygulamayı yetkililerden isteme hakkımız var. Bilgisiz veya duyarsız kesimlerin, bilerek veya bilmeyerek Müslüman toplumun değerlerine ve adetlerine “en azından” saygı göstermeye mecbur olduklarını bilmeleri gerekiyor. Bu konuda da, bazı resmi mercilerin, Müslüman halkın huzur ve onurlarının muhafazası için, keyfi veya duyarsız kesimlere karşı bazı müeyyideler getirmesi gerekiyor.

Prof.Dr.Sami Şener

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.