islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,6217
EURO
16,3140
ALTIN
915,18
BIST
2.390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
22°C
İstanbul
22°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
23°C
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
19°C

Hz. Osman (r.a.) İle Bir Mülakat (3)

Hz. Osman (r.a.) İle Bir Mülakat (3)
31.05.2018
A+
A-

İslâm’ın 3. Halifesi Hz. Osman ile bir söyleşi yapmaya ne dersiniz? İşte sizin için hazırladığımız mülakatın tam metni:[1]

Hz. Osman’ın Zenginliği İle İlgili Özel Sorular

Ben: Sizinle karşılaşmış olan yoksul bir kişinin size imrenerek, şöyle dediği rivayet edilir: “Ey zenginler; bütün manevî ecirleri ve hayırları siz kapıyorsunuz; sadaka veriyor, köle azat ediyorsunuz, hacca gidiyorsunuz, sadaka veriyorsunuz, Allah yolunda maddî yardımlarda bulunuyorsunuz.” Bu sözleri duyunca sizin ona ne cevap verdiniz?

Hz. Osman:Kendisine şöyle dediğimi hatırlıyorum: “Allah’a yemin ederim ki, bir fakirin kendi rızkından kesip Allah yolunda verdiği tek bir dirhemi, çok olan maldan verilen on binlerden daha kıymetlidir.”[2]

Ben: Medine’de hurma bahçelerini sulayacak çok sayıda kuyu suyu bulunmaktaydı. Ancak suyu tatlı ve içilebilecek olan kuyu azdı. Suyu tatlı olan kuyulardan biri de Rûme kuyusuydu. Müslümanlar, Medine’de içecek su bulmakta sıkıntı çekiyorlardı. Siz, bu kuyuyu bir Yahudi’den alıp bütünüyle Müslümanlara tasadduk etmiştiniz. Buna çok sevinen Peygamberimiz (sav) hakkınızda ne dedi?

Hz. Omsan: Duyduğuma kadarıyla Peygamberimiz (sav), “Osman’ın hayrı ne güzel hayırdır!” demiş. Sonra “Allah’ım! Osman’ı Cennet’e koy!”[3]diye dua etmiş.

Evinin Muhasara Altına Alındığı Döneme Ait Sorular

Ben:Siz Hicret’in 35. senesi Zilhicce ayının 18. gecesinde eşkıyalar tarafından evinizde sıkıştırılıp muhasara altına alındınız. Ne acıdır ki Medine’yi işgal eden eşkıyalar, sizi ev hapsinde tuttuğu için, namaz kıldırmak için ne mescide gidebiliyordunuz, ne de Rûme kuyusundan su içebiliyordunuz. Bu duruma siz hiç protesto etmediniz mi?

Hz. Osman: Etmem mi. Bir keresinde onlara şunları söyledim: “Resul-ü Ekrem’in Medine’deki mescidi küçük ve dardı. O zaman, her kim mescidi genişletirse ona cennete yüksek bir makam verileceği beyan buyrulmuştur. Ben derhal Peygamberimizin (sav) emrini yerine getirmiştim. Siz ise bugün bu mescitte namaz kılmaktan beni men ediyorsunuz. Müslümanlar, Medine’ye geldiklerinde Rûme kuyusundan başka suyu tatlı olan bir kuyu yoktu. Resul-ü Ekrem (sav), ‘Kim bu kuyuyu satın alır da Müslümanlara vakfederse Cenabı Hak cennette daha büyük bir ecir ihsan eder’ buyurmuştu. Allah’ın inayetiyle bu iyilik bana nasip oldu. Siz ise bugün beni o kuyunun suyundan mahrum ediyorsunuz.”[4]

Ben:Asiler, sizi zorla görevinizden almak istiyorlardı. Hilafetiniz ile ilgili olarak onlara ne dediniz:

Hz. Osman:Onlara şunları söyledim: “Allah’ın bana giydirdiği gömleği çıkartmam (Halifelikten vazgeçmem). Beni öldürmeyiniz, çünkü ben bir halifeyim. İslâm’da kardeşinizim, çalışkan bir yöneticiyim. Kan dökülmeden önce (mazlum olarak) ölmeyi, kan döküldükten sonra (zalim olarak) ölmeye yeğlerim.”

Ben:Peki, neden ev hapsine razı oldunuz ve neden bu eşkıyalara karşı silahlı direnişe geçmediniz?

Hz. Osman: Ben insanlara hep “Allah’ın, beni arabulucu olarak görmesini, arabozucu olarak görmesinden daha çok severim.” dedim. Bir de muhasara altına alındığım bir akşam “rüyamda Peygamberimizi (sav), Ebu Bekir’i ve Ömer’i gördüm. Rüyamda Efendimiz (sav) ile şöyle bir konuşmam geçti: ‘Ya Osman! Seni muhasara edip buraya mı kapattılar?’ ‘Evet, ey Allah’ın Resulü…’ ‘Seni susuz mu bıraktılar?’ ‘Evet, ya Resulullah…’ O sırada Kâinatın Efendisi bana bir kova dolusu su uzattı ve ben de ondan içtim. ‘Ey Osman!Ya dilersen gelip seni kurtarsınlar, ya da hepimiz oruçluyuz istersen yarın iftarını bizim nezdimizde yaparsın.’ Ben de hemen o anda kararımı verdim ve ‘Sizlerle beraber iftar etmek isterim ey Allah’ın Resulü.’ dedim.”[5]

Ben:Zannederim ertesi gün Cuma idi. Oruca niyet ettiniz. Bütün gününüzü ibadet ve Kuran okumakla geçirdiniz. Kapının önünde Hz. Ali’nin talimatıyla Hz. Hasanve Hz. Hüseyinbekliyordu. Görevleri, asilerin evin içine girmelerini engellemek idi. Ancak asiler, evinize hücum etti. Hz. Hasan, müdafaa esnasında yaralanmış ve nasıl oldu ise asiler duvardan atlayarak, evinizin içine girebilmişti. Birkaç asi, öldürücü darbelerle sizi Kuran okurken şehit etti. Sizden akan kanlar, okuduğunuz Kuran’ın üzerine damladı. Böylece görmüş olduğunuz sadık rüya, isteğiniz gibi gerçekleşmiş oldu. Halen bu olaya çok üzülüyoruz. Ama şehit olduğunuza inanarak, bir yönüyle de üzüntümüz hafifliyor. Fakat gayri ihtiyari olarak şu soru da aklımıza geliyor. Geçmişte olan bitenlerden sizlerin de bir sorumluluğunuz veya bir hatanız var mıydı?

Hz. Osman:“Allah’ın affına mazhar olan bir hatamı yüzüme vurarak, niçin beni utandırmaya çalışıyorsunuz, niçin beni ayıplıyorsunuz?”

Ben:Çok özür dilerim. Bu kadar çok mahcup olacağınızı düşünememişim. Hepimiz insanız ve hepimiz fitne dönemlerinde bazı hatalar yapabiliriz. Bizim sizin iyi niyetinizden hiç şüphemiz yoktur. Sizin belki de en büyük talihsizliğiniz dönemizdeki bedevî ruhlu insanların ortaya çıkıp terör estirmeleridir.

Hz. Osman:Maalesef. “Yüzüme karşı bana yağcılık yapmaya, arkamdan düşmanlık etmeye çalışan nice kişiler var(dı).” İşte “bu ümmetin belaları ve bu nimetin (refahın) nankörleri, ayıplayan ve yerenlerdir (yersiz tenkit edenlerdir). Size sevdiğinizi gösterirler, sevmediğinizi sizden saklarlar. Nerede bir yiyecek (menfaat) görseler hemen oraya koşarlar. (Deve kuşu gibi kendilerini gizlerler). Nereden bir (cazip) ses işitseler hemen oraya koşarlar. Lehinize konuşurlar, siz içinizi dökersiniz, (daha sonra) fitne çıkaracak durumda olanların peşine düşerler.” Ben, (onun için) yaşarsa, baba sözü dinlemeyen, ölürse ona dert olan yaramaz bir çocuk babası gibiy(d)im, çaresiz kalanlardan(d)ım.” “Onlarla aramda sert tartışma, aşırı gönül kırgınlığı ve keskin kılıçlarla savaş var.”

Ben:Peki bu güruh hakkındaki görüşleriniz nedir?

Hz. Osman: Zamanında onlara söylediğim şu sözler, bugün de aynen geçerlidir: “Ey ateş pervaneleri ve açgözlü sinekler! Beni halka şikâyet edip, onları bana düşman ettiniz ve beni Hz. Muhammed(sav)’in sahabileri yanında küçük düşürdünüz.” “Cahilliğiniz beni üzmektedir, çünkü siz, sapıklığınızdan bir kısmını görüyor, azgınlıktan kurtulup hidayete erdiğinizi sanıyorsunuz.” Eğer Kuran’da ayaklarımı zincire vuracak bir hüküm bulduysanız hemen uygulayınız.”

Günümüze Dair Muhtelif Sorular

Ben:Peki, bu durumda biz ahir zaman Müslümanlara ne gibi tavsiyeleriniz olacak?

Hz. Osman:“Allah’ın kulları, Allah’tan korkunuz, yöneticilerinize yardımcı olunuz, ama isyan etmeyiniz. Geçmişten ibret alınız, hayra çalışınız, gaflete düşmeyiniz, çünkü sizden gaflete düşülmez. Siz İslâm’ın temelisiniz. Bozulursanız bütün insanlar bozulur, düzelirseniz bütün insanlar düzelir. Dinin sınırlarını korumanız, sözlerinizde durmanız, bulduğunuza razı olmanız ve zorluğa (yoksulluğa/yoksunluğa) sabretmeniz gerekir. Ecel gelip çatmadan yapabileceğiniz iyiliği hemen yapınız. Kalıcı olanı, geçici olana tercih ediniz. Danışınız ve doğru görüşe ulaşmak için çalışınız. Allah’tan korkunuz, çünkü O’ndan korkmak, insanı kötülükten koruyan bir kalkandır ve ganimettir. Şüphesiz dünya size erecek ve dönüş Allah’a olacaktır.”

Ben:Sizce en iyi insan kimdir?

Hz. Osman:“En iyi insan, Allah’ın kitabına sığınan ve sarılandır. En iyi insan, kendini hesaba çeken, ölümden sonrası için çalışandır.”

Ben:Devlet adamları, vatandaşlarına yönelik olarak en başta ne yapmalıdır?

Hz. Osman:Mahruma (maddî desteğin) verilmesi, korkak bir insana güvencenin sağlanması ve sürgünde olan bir kişinin de eski vazifesine iade edilmesi gerekir.

Ben:Sizce kulluk nedir? Nasıl tanımlardınız?

Hz. Osman:“Kulluk, dinin sınırını korumak, sözde durmak, bulunana razı olmak ve yok olana sabretmektir.”

Ben: Dünya ve ahiret hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Hz. Osman: “Dünya ve ahiret, iki yerdir. İnsan için bunların dışında başka bir yer yoktur. Kendin için hangisini beğeniyorsan onu yeğle.”

Ben:İslâm âlemi, buhranlar içinde. Fikir ve vicdan özgürlükleri açısından sıkıntılı dönemlerden geçiyoruz. Bu hep böyle mi devam edecek?

Hz. Osman:“Allah (c.c.), her güçlükten sonra bir kolaylık, her fikri açık söyleyememekten sonra bir söyleyebilme imkânı sağlayacaktır.”


Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.