
İdeolojik Körlük Dijital Tufanın Altında Bu Milleti Telef Edecek
Siyasi arenada tansiyon hiç düşmüyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşmak için attıkları adımlar ve bu kapsamda dolaylı veya dolaysız olarak PKK müntesipleriyle yürütülen çabalar, bazı eski yol arkadaşlarının ve anamuhalefet partisi CHP’nin acımasız eleştirileriyle karşılaşmaktadır. Bu eleştirileri yapanlar, başta geçmişte Bahçeli ve Erdoğan ile siyaset yapmış, ancak sonradan yollarını ayırmış olan siyasiler ve CHP’lilerin tek derdi; vatandaşı, Erdoğan ve Bahçeli’nin geçmişteki söylemleri ile bugünkü vaziyetlerini kıyaslayarak düşman etmek ve kendi siyasi hanelerine oy devşirmekten ibarettir.
Ancak mesele sadece günlük siyasetin sığ sularında yüzmekten ibaret değildir.
Yetmiş yıl boyunca, devleti güdümüne almış ideolojik bir körlük, PKK sorununu çözmek yerine sürekli köpürtmekten başka bir iş yapmadı. Adeta “vahşet medeniyeti” sevicilerinin talimatıyla hareket eden bu anlayış, Türkiye’yi de Irak, Suriye, Libya, Filistin ve Sudan gibi bir kaos ve karmaşa yumağı içinde tutmayı hedefledi.
Neden mi?
Çünkü bu güçler, yapay zeka eliyle hakimiyet kuracakları “Dijital Dünya Devleti” çağına kadar, geri kalmış, teknolojik ve dijital değişime ayak uyduramamış ulus devletleri oyalayıp zayıf düşürmek istiyorlardı.
Bugün konuştuğumuz bu siyasi gerilimler, aslında çok daha büyük bir değişimin gölgesinde kalmaktadır.
Önümüzdeki beş ila on yıl içinde kurulması beklenen Dijital Dünya Düzeni, bugün bildiğimiz sınırları çizilmiş, adı konmuş ulus devletlerin varlığına son verecek. Bu sonun önünde, ne biz ne de başka bir devlet durabilecek. Hatta tüm insanlık, adeta gönüllü bir şekilde bu yeni düzene dahil olacak. Şayet planları istedikleri gibi yürürse, bu “Dünya Dijital Devleti” kurulduğunda, o düzene ayak uyduramayan ya da sisteme entegre olamayan milyonlarca insanın telefi (yok oluşu veya işlevsiz hale gelmesi) söz konusu olacaktır.
İşte tam da bu kaçınılmaz gerçeğin farkında olan lErdoğan ve Bahçeli geçmişte ki yaşanılanları bir tarafa bırakıp dünyanın gidişatına göre siyasette vaziyet almaktadırlar. Onların bugün gösterdiği bu topraklarda yaşayan insanların ikbali ve istiklali için “risk alma” çabası, PKK’nın yönetici kadrolarıyla süregelen bu kan davasını bitirip, yeni çağa hazırlık yapma telaşından başka bir şey değildir. Amaç, bu topraklarda yaşayan vatandaşlarımızın telef olmaması için iç bünyemizi tahkim etmek ve güçlü bir şekilde yeni düzene girmektir.
Hal böyleyken, siyasetteki bazı “aklı evvel” çevreler, Erdoğan ve Bahçeli’nin geçmişteki siyasi tutum ve söylemlerini bir silah gibi kullanarak seçmeni kendi partilerine oy vermeye ikna etmenin derdine düşmüş durumdadırlar. Bu siyasi çevrelerin yöneticileri de aslında dünyanın hızla girmekte olduğu yeni dünya düzeninin farkındadırlar. Ancak ne yazık ki, sırf siyasi ihtirasları ve iktidar olma hevesleri, akıllarının ve vicdanlarının üstünü örtmektedir. Onlar, birkaç yıllık iktidar hayali uğruna, geleceğin büyük resmini görmezden gelmekte, ülkenin bekasını ilgilendiren hayati bir hamleyi sırf eleştiri malzemesi yapmak için kullanmaktadırlar.
Bu durum, siyasetin ne kadar sığ ve kısa vadeli hesaplarla yürütülebildiğinin acı bir kanıtıdır. Beka derdi olan liderler, dijital çağın eşiğinde iç barışı sağlamanın ve enerjiyi dışa dönük reformlara harcamanın önemini idrak ederken; bazı muhalifler ise hala, geçmişin miadını doldurmuş kasetleriyle avunmaktadır.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, geçmişin ideolojik körlüğünden kurtulup, yaklaşan dijital tufana karşı birlik olmaktır..
FEHMİ YAĞLI
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAMK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”