islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0531
EURO
52,7782
ALTIN
6.624,78
BIST
14.369,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
18°C
Perşembe Çok Bulutlu
16°C
Cuma Yağmurlu
11°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C

İNSANIN GERÇEK DEĞERİ

İNSANIN GERÇEK DEĞERİ
23/11/2025 10:10
A+
A-

İNSANIN GERÇEK DEĞERİ                  

İnsanın gerçek değerini, insan olma vasfını kazanmış olanlar anlar.Ziya Paşa’nın “Bilmez insan kadrini, âlemde insan olmayan” dizesinde belirttiği gibi insanlıktan nasibi olmayanlar, insanın kadir kıymetini bilemezler, başka insanları önemsemez, değersizleştirir ve çok kolay harcayabilirler. Diğer bir deyişle kalbi, insafı, merhameti ve aklı olan kişiler, başkalarının da bir kalp taşıdığını, her insanın bir izzet-i nefsi olduğunu bilir ve ona göre davranışlarını ayarlarlar.

İnsan olmak, belli bir terbiye sürecinden geçtikten ve bir ahlâk varlığı olabilmeyi başarabildikten sonra gelir. Öncesinde sadece beşer sıfatı taşıyan bir canlıdır. Bu canlı, gerek ailesinden gerekse bulunduğu sosyal ortamlardan edindiği bilgi ve deneyimlerle sosyal bir kimlik kazanır, yaşadığı topluma ayak uydurmayı öğrenir. Kişinin ahlâkı, toplum içinde insanlarla ilişkisinde kendini gösterir. Başkalarına nasıl davranıyor, saygı, sevgi ve nezaket gibi insana verdiği değeri gösteren tavır ve hareketlerle mi kendini belli ediyor yoksa sadece kendi çıkar dünyasının dışında hiç kimsenin kalbi ve değeri yokmuş gibi mi davranıyor?  İnsan olmanın sorumluluğunun farkında mı yoksa sorumluluk duygusu sadece kendi egosunu şişirmeye mi yarıyor? Bu tür sorulara verilen cevaplar  insan olma yolunda  alınan mesafeyi gösterebilir.

İnsan olma sorumluluğu, kişinin hem kendini geliştirmesini hem de ait olduğu toplumun yararına çalışmasını gerekli kılar. Yeryüzünde halife olmak üzere yaratılmış insan, kendi potansiyelini keşfedip varoluş amacına uygun faaliyetlerde bulunmakla kalmaz, aynı zamanda, etkileşim alanındaki kimselere de faydası dokunacak işlerde bulunursa o zaman sorumluluk bilinciyle hareket ettiğinden söz edilebilir. Böyle bir bilincin gelişmesi ise kişinin aklını kullanarak doğru seçimler yapmasıyla, duygu, düşünce ve davranışlarının dayandığı temellerin sağlam olmasıyla ilgilidir. Güçlü bir inanç ve yüksek ideallerle hareket eden insanlar, toplumdan aldıklarını yine topluma hizmet olarak  geri verirler.

“Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz” diyor Ziya Paşa. Kişinin gerçek değerinin sözlerinden ziyade, işinde ve ortaya koyduğu eserlerinde görülebileceğini söylüyor. Aynı şekilde insanın aklının derecesini ve karakterini de eserlerinde görebiliriz. Bunu da Ziya Paşa “Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” sözleriyle ifade etmiş.

Akıl, düşünme ve analiz etme, değerlendirme ve karar verme yeteneğine işaret eder.  Ziya Paşa zekâ dememiş, çünkü zekâ kişinin öğrenme kapasitesini ve bilişsel yeteneğini gösterir.  Kişi zekî olabilir ama akıllı davranamayabilir.  Akıllı kişi, uzun vadeli düşünür hesaplar ve davranışlarını ona göre ayarlar; davranışlarında ölçü vardır. Kişinin düşünce yapısını karakterini aklı belirler, dolayısıyla   kişinin eserlerine ve işlerine yansıyan şey de akıldır.

Eserden müessire giden bir yol vardır. Aslında her ne yaparsak, yaptığımız her ne ise konuştuklarımız da dahil, bir şekilde kendimizi ele vermiş oluruz. Karakterimiz de bir nevi kendimizi seçimlerimizle inşa etmemiz demek oluyor; iyi kötü kendimiz, kendimizin eseriyiz.

“Eser” kelimesi, yaratılan, ortaya konan veya bırakılan anlamlarına gelir ve genellikle başarı, üretkenlik ve kalıcılık çağrıştırır. Bu tanıma göre eser deyince kalıcı olmak gibi bir değer taşıyan, insanın emek ve çabasının bir ürününü olan önemli işler, ilk anda akla gelir.  Mimar Sinanlar, anıt eserler, klasik romanlar…Oysa önemsiz sandığımız şeylerin de tahminimizden büyük etkileri olabilir. Kelebek etkisi diye söz edilen bir kavram vardır. Küçük bir olayın büyük ve öngörülemez sonuçlara yol açabileceğine dair  kaos teorisine dayanır.  Bu kavram Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpmasının dünyanın öbür ucunda bir kasırgayı tetikleyebileceği fikrini ileri sürer.

Kelebek etkisi, hava tahminlerinden ekonomiye varıncaya kadar gündelik hayatın  her köşesinde gözlemlenebilir. Mesela bir sosyal medya paylaşımı büyük bir skandala neden olabilir. Küçük bir iyilik, bir gülümseme, selam verme, şefkatli bir dokunuş …gibi insanî yaklaşımlar, toplumun küçük bir kesiminden büyük kitlelere yayılan huzur ve barış havası getirebilir.

Yunus’un dizeleri kelebek etkisi kavramını ne güzel açıklar:

Bir sinek bir kartalı

Salladı vurdu yere

Yalan değil gerçektir

Ben de gördüm tozunu

Tıpkı Yunus’un söylediği gibi, bir insan, bir ömür çabasıyla gayretiyle, emeğiyle bir yerlere geliyor, kartallar gibi yükseliyor, gönüllere yerleşiyor ve bir sinek, vızıltı gibi bir fısıltıyla, mesnedi olmayan iftiralarla adamı gönüllerden söküp atmaya, devirmeye çalışıyor. Olabilir mi?  Oluyor, öyle gerçek ki … Doktorlar, öğretmenler   topluma hizmet götüren türlü meslek grupları adeta hedef tahtası, çoğu kere haksız iddialarla mücadele etmek zorunda bırakılıyorlar.  Şikâyet mercilerinin bazıları ise, şikâyet edenlerin hesabına çalışıyor gibi tarafsızlık algısını zedeleyen uygulamalarda bulunabiliyorlar. Bu durum, bin bir emekle yetişen insanlarımızın şevkini kırıyor ve hizmet aşkını yok ediyor.  Maalesef  çıkar sağlamak isteyen bir zihniyet  çoğu kere  devletin kendilerine tanıdığı şikayet hakkını kötü maksatlarına alet ediyor. Bu şekilde güven toplumu oluşturma gayretleri boşa gidiyor.

Her ne şekilde olursa olsun değer üreten insanlarımıza yıldırma faaliyetleriyle engel olmaya çalışanlar, kısa bir süre amaçlarına ulaşsalar da sonunda hak yerini buluyor. İlahî adalet tecelli ediyor. Bu konuda da Ziya Paşa güzel şeyler söylemiş:

“ İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh

Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah.”

(Doğruluk insan olana yakışır, doğruluğun sonucunda (nefretle) zorluklarla  karşılaşacağını bilse  de / Yüce Allah doğruların yardımcısıdır)

Yüce Allah Mülk suresi ikinci ayetinde şöyle buyuruyor:

“ Hanginizin daha güzel amel edeceğini imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O azizdir, gafûrdur. ” Âyet-i kerimeden de anlaşılacağı üzere bu imtihan dünyası, insanlar arasında kimin daha güzel işlerle ve davranışlarla  Allah’ın huzuruna geleceklerinin bilinmesi için yaratılmıştır. Hangi güzel davranışlar bizi temsil edebilir, ahlâkımızı gösterir?  Sorularımızın cevabına göre ahlakî duruşumuzu anlayabiliriz .

Huzur ve barışa  yönelik her  türlü davranışın  karşılığı vardır;  kişi hem  kendine hem de başkalarına  iyilik etmiş olur. Küçük de olsa iyiliğin “kelebek etkisi”yle çoğalacağı düşüncesiyle önümüze çıkan iyilik yapma fırsatının  değerlendirilmesi gerektiğini  peygamberimizin hadislerinden de anlıyoruz. Peygamberimiz, gülümsemenin dahi sadaka sayılacağını bildirmiş. Güzel bir yüz ifadesiyle insanlara yaklaşmak, sevgi ve iyilik duygusu hissettirmek, demek ki sadaka hükmünde oluyor. O halde başkalarının kalbine dokunan her şey, insana değer vermek oluyor.

İnsanın değerini belirleyen şeyler, toplumda zenginlik, güç, kariyer, güzellik …gibi kişinin dışa bakan yüzünü temsil eden geçici değerlerde aranıyor. Fakat herkes biliyor ki insan kıymetini insanî davranışlarından ve kendisine aynalık eden güzel işlerinden, eserlerinden alıyor. Söz değil, ahlâk ve eser belirliyor değeri. Küçük de olsa iyilikler toplumda büyük dalgalar oluşturuyor.  Son sözlerimizi Hz. Ali ile bağlayalım:

Sen kendini küçük bir beden sanıyorsun

Oysaki koskoca bir âlem dürülmüş içinde senin

Ayşegül Ünal

YAZARIMIZ “AYŞEGÜL ÜNAL’IN” DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ” 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

 

Yorumlar
  1. Sibel Yıldırım dedi ki:

    İnsanın değeri ahlakıyla ölçülür adaletli davranışıyla üst düzeye ulaşır ahlak ve adalet insanlarda bulunan güzel kavramlardır ne mutlu uygulayan insanlara Ayşegül hanım yazınız yine çok güzel.
    Güzel değerlerimize değinmiş siniz elinize sağlık yazılarınızın devamı merakla bekliyoruz.Selamlar sevgiler

  2. Ülkü Yücel dedi ki:

    Ayşegül Hanım,
    Sizin de ,toplumu düzeltmek adına, yazdığınız bu yazı bir kelebek etkisiyle, davranışların dalga dalga düzelmesine katkı sağlayacak inanıyorum.

  3. Tuğba Çakır dedi ki:

    Ayşegül Hanım’ın yazılarını çok dikkatle ve defaatle okuyorum, emek ve zahmetle elde edilmiş makamlar altı doldurulamayan iddialarla ve zan makamından ileri gidememiş lafügüzafla kirletilmeyecek kadar dikkatle incelenmeli diye düşünüyorum şahsen.Kelebek etkisi de makalenin en dikkat çekici kısmı, kaleminize sağlık..

  4. Mehmet Ünal dedi ki:

    İnsana ne olması nasıl olması gerektiğini gösterir güzel bir eser olmuş. Okumak anlamak uygulamak lazım kalemine kuvvet sevgili hocam

  5. Mehmet Ünal dedi ki:

    Okumak anlamak uygulamak lazım kalemine kuvvet sevgili hocam

  6. Emine Banu Tenekecigil dedi ki:

    Ayşegül hocamın makalesini cümleleri başa döne döne dikkatle ve zevkle okudum. Aileme de okudum, arkadaşlarıma ilettim, inşallah istifade edenlerden olalım. Emeğinize sağlık değerli hocam 💐

  7. Nermin Yılmaz dedi ki:

    Yüreğinize kaleminize sağlık Ayşegül hanım
    Allah ilminizi daim eylesin .çok güzeldi

  8. Nigar Carullaoğlu dedi ki:

    Her birimize ait hakikatler açıqlanır makalenizde, Ayşegül hanım. Kaleminiz var olsun!