islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0775
EURO
36,0498
ALTIN
2.560,56
BIST
11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
33°C
İstanbul
33°C
Parçalı Bulutlu
Salı Açık
34°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
34°C
Perşembe Az Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
32°C

Irkçılık ve Medeniyetlere Bakışın Değişimi

Irkçılık ve Medeniyetlere Bakışın Değişimi

Koronavirüs’ün dünya çapında insanlığı tehdit etmesiyle yeni bir farklılığın ve değişimin ortaya çıkacağına dair birçok insan, görüş ve düşünceler öne sürüldü. Ama, Amerika’da George Floyd’un polis tarafından acımasızca ve kasıtlı olarak öldürülmesi, dünyada insanları çileden çıkaracak “ırkçılık” düşüncesini yeniden gündeme getirdi. Üstelik bu durum, Batı’da Avrupa ve Amerika sisteminin resmi ve değişmez politikası olarak “beyaz üstünlüğü”nün hüküm sürdüğü bir zamanda bu oldu.

“Avrupa merkezci” anlayış, Batı’da resmi ve toplumsal ideal olarak  modernist ideolojinin temel dayanağını oluşturmuş ve liberal sistemi ortaya çıkarmıştı. Diğer toplum ve kültürleri aşağılayarak, insandışı, canavar, yamyam gibi uydurma ithamlarda kendi medeniyet ve varlıklarını ön plana çıkaran bu üstün  “Liberal Yahudi-Hristiyan medeniyet”e ; ne oldu da kitleler; ırkçılığa karşı Amerika ve Avrupa’nın önemli ülkelerinde bir direniş ve “hak arayışı” na kalkıştı?

Avrupa ve Amerika, denizaşırı ülkelerdeki insanları, bir hayvan ve eşya gibi, onların rızalarını almaksızın en kötü şartlarda kendi ülkelerine getirip, en ağır işleri onlara yaptırırak, birçoğunun kötü yaşama şartları içerisinde ölümüne sebep olmuştu. Sosyolog Anthony Gidden, Afrika’dan getirilen kölelerden en az 2 milyonunun yollarda öldüğünü söylemektedir.

Irkçılık ile başlayan bu gösteriler, giderek “haksız bir düzen”in varlığına dikkat çekmeye başladı. İşin enteresan tarafı, bu gösterilere sadece siyah ve diğer ırklardan insanların değil, aynı zamanda beyaz renkli insanların da katılmasıydı. Dolayısıyla bu hareket; ırkçılığın ötesinde haksız ve ayrımcı bir düşünceye karşı odaklandığını dile getiriyordu.

Gösteriler; Avrupa ve Amerika sömürgeciliğinin temel aktörleri olan Kolomb başta olmak üzere, sömürge döneminin siyasi, iktisadi önderlerine de hesap sormaya kadar vardı. Avrupa’nın iktisadi ve siyasi gelişimine imkan sağlayan sömürge tüccarları, kitlelerin hedefi oldu. Başta Newyork merkezindeki Kristof Kolomb olmak üzere, İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika gibi ülkelerdeki Sömürgeci figürlerin heykelleri yıkılmaya ve tahrip edilmeye başlandı.

Bazı ülkelerin liderleri, ırkçılık yaptıklarını kabul ederken; bazıları ise, kendi geçmiş uluslararası politikaları ve bu politikaları sebebiyle, Amerika, Avustralya ve Afrika’daki halklardan özür dilemeye başladır. Kanada’nın Genç Başbakanı Trudeu; ırkçılığa karşı Kanada’da organize edilen gösteriye katıldı ve şu tarihi açıklamayı yaptı: “Kanada’nın birçok kurumlarında ırkçı eğilimler var!. Polis teşkilatında, ırkçı tutumları kaldırmayı hedefliyoruz.”

Amerika ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde bazı siyasetçi, iş adamı ve sivil toplum kesimlerinden önemli kişilerin, ırkçılığa karşı yapılan gösterilere katılarak, desteklerini verdiklerini basından biliyoruz.

Bütün bu olaylar, sadece Avrupa’da değil; bütün dünyada Avrupa, Amerika, Sovyetler ve Çin gibi dünyada belli bir ırkın, diğer toplumlar üzerine hakim olma yönündeki sömürgeci hareketlerin yeniden değerlendirilmesine yol açacaktır. Bu kitlesel tansiyonun sebebinin, insanlığa ve onun ahlak ve kutsal değerlerine karşı kurulan sistemlerin de, bir manada “hesaba çekme” eğilimi olduğunu da bilmemiz gerekiyor.

Başta Türkiye olmak üzere, dünyadaki birçok ülkenin;  Batı sömürgeci ve global hareketlerine temel olan düşünce ve anlayışlara yeniden bakma ve onları kendi kültür ve medeniyet anlayışı açısından değerlendirmesini gerekli kılan bir değişim olduğunu anlamaları gerekiyor.

Prof. Dr. Sami ŞENER

ETİKETLER: Koronavirüs
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.