islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C

İşkenceciler Lanetlilerdir

İşkenceciler Lanetlilerdir
22/02/2025 09:00
A+
A-

İşkenceciler Lanetlilerdir. 

İnsan Yüce Allah’ın rûhundan değerler üfleyerek en güzel şekilde yarattığı, verdiği haklar ve yüklediği görevlerle kulluk denemesine uğrattığı mükellef bir varlıktır.

Rabbinin huzurunda yargılanarak armağanlandırılacak ya da cezalandırılacak olan bu muazzez varlık yaratılış yüceliği sebebiyle bedenî ve rûhî yapısıyla saygıdeğerdir. Onun, canı malı gibi şahsiyetini oluşturan ve geliştiren diğer bütün temel hakları ve hürriyetleri de dokunulmazdır.

Yaradanı tanımama ve O’nun çok yönlü egemenliğine ortak koşma yanı- sıra yer yüzünde işlenebilecek ve ebedî hayatın felaketini örgüleyecek en büyük günahlar insanın dokunulmazlarına dokunmaktır. Bir diğer ifadeyle O’nu yüceliği ile çelişen davranışlara muhatap kılmak, bedenine acı, rûhuna ıstırap vermektir. Bu sebepledir ki İslâm, işkence dahil zulmün bütün türlerini yasaklamıştır; işkenceyle alınan ifadeleri hukûken geçersiz kılmıştır.

Maddî işkence

İnsana yapılabilecek en büyük tecavüz olan işkencenin yaptırdığı ilk çağrışım maddî işkencedir. Bilgi almak, itirafa zorlamak, istenilen eylemi yapmaya icbar etmek vs. gibi gayelerle dövmek, aç bırakmak, askıya almak, elektrik vermek, baş aşağı sallandırmak, felç etmek gibi eylemler işkencenin ilkel nitelikli maddî türünü oluşturur.

Bu nevi işkenceler, evrensel ve ulusal nitelikli hukukî yasalarla yasaklanan zahirî planda işkencecilerin bile kınama gereğini duyacağı vahşet tezahürleridir.

İslâm, maddî işkenceleri -savaş hali dahil- değil insanlara, hayvanlara uygulamayı dahi haram kılmıştır.1

Yüce Peygamberimizin, hayvanların döğüştürülmelerini, atışlarda canlı hedefler haline getirilmelerini, yüzlerinden dağlanmalarını, yavrularının analarından uzaklaştırılmalarını, aç-susuz bırakılmalarını ve güçlerini aşar şekilde çalıştırılmalarını yasakladığı bilinirse, insanlara işkencenin insanlığı karartan nasıl bir zulmet olduğu algılanabilir. Kaldı ki yarattığı insanların bedenî ve rûhî yapısıyla örtüşen emirler veren Mevlamız “Kullarıma işkence etmeyiniz”2 buyruğu ile işkencenin bütün türlerini yasaklamıştır.

“Şüphesiz Allah dünyada insanlara işkence edenlerin işkenceleri ölçüsünde azaplandıracaktır”3 buyuran Peygamberimiz de bu ilâhî yasağı pekiştirmiştir.

Manevî işkence

Hutbemizde ilginizi odaklaştırmak istediğimiz asıl işkence; insanlık şahsiyetini çiğneyen ve insanın rûhunu kanatan işkencelerdir. Bu tür işkenceler daha çok da başta din hürriyeti olmak üzere insan hakları ve hürriyetleri çiğnenerek gerçekleştirilmektedir.

Değinildiği gibi manevî işkencelerin başında din hürriyetinin ihlâli gelmektedir. İnandıkları İslâm Dinini öğrenmek, öğretmek, yaşamak, tanıtmak ve bu amaçla da örgütlenmek isteyen bilinçli Müslümanlara en acımasız kül- türel saldırılar yapılmaktadır. İnsan hakları ve özgürlükleri ve de hukukun üstünlüğü gibi insanlığın ortak değerlerinin karşıtlarıymış gibi aleyhlerine gerçek dışı dışlayıcı propagandalar yapılmaktadır. Kamusal nitelikli İslâmî kuralları arzulamaları bile suç olarak görülmektedir.

Namaz ve örtünme gibi ilâhî emirlerin uygulanması, içki ve içkili-teşhirli eğlenceler gibi haramlardan sakınılması insanların yıllarca çalıştıkları kurumlardan atılmalarına, yılların mücadelesiyle gelinilen üniversitelerden dışlanmalarına vesile kılınmaktadır.

İlim adamları ve ilâhîyatçılar bile bir tarafta Müslüman, diğer tarafta düzenbaz kimliğini kullanmak zorunda bırakılmaktadır.

Din hürriyetinin ihlâlinin sebep olduğu ızdıraplar, döktürdüğü yaşlar, neden olduğu bunalımlar ve çaresizlikler tarif edilemez büyüklükte ve korkunçluktadır.

Sanal gerekçelerle gözaltına alınmalar, bürokratik işlemlerle seyahat özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar, ideolojik nedenlerle yapılan sürgünler, görevden alınmalar ve nice benzerleri de manevî işkenceler olarak yaşana- gelmektedir.

Düşünceyi ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı yasalar sebebiyle kısırlaştırılan aydınların yaşadığı buhranlar, toplumu aydınlatma görevini yapmaya çalışanların uğradığı takîbatlar ve aldığı mahkûmiyetler maddî işkencelerden daha boyutlu ve kalıcı niteliktedir.

Yasalar ve kurumlarla işkence

Maddî ve manevî işkencelerin genelde insanların güvenliği ve huzurunu sağlamakla yükümlü yasalar, kurumlar ve kişiler aracılığıyla ve de çağdaşlık adına yapılması ile başlı başına bir işkencedir.

Böyle olmakla beraber kişiler aracılığıyla yapılan, bir diğer ifadeyle tarafımızdan yapılan manevî işkenceler de pek çoktur. Hakları yargı yoluyla aramaya ve almaya mecbur bırakmak, borçların ödenmesini bunalımlara düşürecek şekilde ertelemek, işten çıkarma ile tehdit etmek, kamuoyu önünde sövmek-aşağılamak, medyasal iftiralarla insanları dostlarının yüzüne bakamayacak şekilde moral çöküntüsüne uğratmak, baskılarla insanları eşlerinden, çocuklarından ayırmak, nikâh altında tutulan eşleri aylarca -yıllarca nafakasız ve ilgisiz bırakmak, dindar eşleri gayr-ı meşru kazançlardan yeme- ye mecbur etmek… Bütün bunlar insanlık duygularını koruyabilmiş insanlar için ne büyük işkencelerdir.

Yapmadıkları işlerin Müslüman erkekler ve kadınlara isnad ve iftira edilmesini, işkence olarak vasıflandıran Kur’ân’ımızın ve ilgili hadislerin mantığıyla bakıldığında yukarıda özetlenen işlerin işkence olarak nitelenmesinin meşruiyeti anlaşılabilir.4

İşkenceye karşı çıkmak

Kader senaryosu gereği insanın yaratılışı adâlet gibi zulüm eğilimini de taşıyacağı, Hak-Batıl mücadelesi de kıyâmet gününe kadar süreceği için manevî ve maddî türleriyle işkence varlığını sürdürecektir.5

Peygamberlerin uğratıldığı işkencelerin bizleri de kuşatabileceği bilinci ve direnciyle vazifemiz kim tarafından, kime karşı, nerede, nasıl ve hangi amaçla yapılırsa yapılsın meşru yöntemlerle işkenceye karşı çıkmaktır. Kur’ân buyruğu gereği “Düşmanlık ancak zalimlere karşı yapılabileceği için”6 işkencelere karşı her zeminde amansız bir mücadele vermek işkenceyi önlemeye çalışmaktır.

Ancak çok iyi bilmeliyiz ki işkenceyi önlemenin ana yolu Yaradan’ın huzurunda hesap verileceği gerçeğine imana dayalı eğitimdir. Bir de İslâm’ın meşrulaştırdığı yargı yoluyla uygulanacak kısas sistemidir: kişinin işlediği suçun benzeri ile cezalandırılmasıdır.

Cuma Mesajı’mızı işkencecilerin uğrayacağı azabı duyuran bir âyetle bitiriyorum:

“Müslüman erkeklere ve kadınlara işkence eden ve ardından da tevbe etmeyenlere gelince… Onlar Cehennem azabına atılacaklar yakıcı azabla cezalandırılacaklardır.”7

ALİ RIZA DEMİRCAN

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

 

DİP NOTLAR

1 Müsnet 4/172

2 Ahzab 58

3 Müsned 3/403-4, Araf 45.

4 Şems 8

5 Bakara 193

6 Bakara 178

7 Buruç 10

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.