
Böylece beraberlik arzusunu doğuracak bir yolu tıkamıştır.
Genel olarak dokunma duygusunun insanı etkilediği bir gerçek olduğu gibi, cinsel bakımdan uyardığı da bir hakikattir. Bu sebeble cinsel ilişki çağını geçirmemiş olan erkekle kadının birbirlerine cinsel arzulu teması, örneğin bölgesel oyunlarda ve cinsel bir oyun vasfındaki dansta görülen vücût teması, kuşkusuz haramdır. Çünkü Peygamberimiz, “Eller de zinâ eder. Ellerin zinâsı şehvetle tutmaktır.” Buyurmuşlardır. Ancak aktif duyguları sönmüş yaşlıların kendi aralarında ve gençlerle, gençlerin de onlarla tokalaşmalarında bir sakınca yoktur.[1]
Burada açıklanması gereken asıl konu cinsel arzulu ve amaçlı olmayan, rutin/toplumsal alışkanlıklar gereği yapılan tokalaşmalardır.[2]
Bu konuda İslâm bilginlerinin farklı görüşleri vardır. Ancak, haramlılığın açık ve kesin bir delili olmadığı için rutin tokalaşmalar helâdir. Kaldı ki Peygamberimiz kendisinin ellerinden tutarak problemlerini arzeden kadınları, ellerini çekmeksizin dinlemiştir.[3] Üstelik Ebu Süfyan’ın eşi Hint’te örneklendirildiği gibi bizzat kendisi kadınlarla tokalaşarak sözleşme yapmıştır. Huzurunda, kendisi adına yapılan dînî‐siyasî nitelikli sözleşmelerin tokalaşılarak yapılmasını onaylamıştır. Hz. Ömer bin Hattab’ın onun adına adına yaptığı toklaşmayı içeren uygulama bilinmektedir.[4]
Ancak harama sebeb olabilecek davranışlardan kaçınılması, (sedd‐i zerâyi) Kur’ân’la öğütlenir bir kural olduğu için, cinsel amaç güdülmese de, güdülebilir olabileceğinden kadınlar ve erkeklerin birbirleriyle tokalaşmaktan kaçınmasını ve sözlü selâmlaşma ile yetinmesini öğütleriz.18
Mahrem Olmayanların Gereksiz Konuşmaları
İslâm Dîni, kadınların mahremleri olmayan erkeklerle gereksiz olarak ve özellikle de cinselliği çağrıştıracak şekilde konuşmaktan sakındırmıştır.[5] Böylece beraberlik arzusunu doğurup şiddetlendirecek ortamın oluşmasına engel olmuştur. Aynı yasak pek tabîidir ki erkekler için de geçerlidir.
Allah’ın Resûlü, Müslümanlık üzerine yaşayacaklarına bîat aldığı kadınlara şöyle buyurdu:
… Ancak ve ancak mahremleriniz olan erkeklerle konuşacaksınız.20
Öneminden ötürü genel ölçüler ve uygulamalara dayanarak açıkça belirtmek isteriz ki konuşma yasağı; öğretim‐öğrenim, alışveriş, gerekeni sorup cevaplandırma gibi, toplumsal hayatın gerektirdiği konuşmaları içine almaz.
Burada yeri gelmişken baş cinsel haramlara götürücü çıplaklık, şehvetle bakmak, kadın erkek karışımı ve beraberliği ve inceleyeceğimiz mûsikî gibi ikinci derecede haramlara hâkim olan İslâm’ın cinsel gerçekçiliğine, daha bir açıklık getirmekte yarar görüyoruz.
İslâm’ın değindiğimiz cinsel gerçekçiliğinin özü şöylece verilebilir;
Cinsel hususlarda vukûu mümkün olan muhtemeldir.
Çoğunda zarar olanın azı da sakıncalıdır.
Hükümler tek tek fertlere göre değil, bütüne göredir. Bütüne göre olan hükümler de her ferdi içine alır.
Şimdi bunları bu bölümde verdiğimiz misaller ışığında inceleyelim.
A-Bir kadının yanında kocası veya babası gibi bir mahremi olmaksızın, genel kabule göre yolculuk olarak nitenebilecek bir yolculuğa çıkması, arzettiğimiz gibi haramdır.
Kadının çıktığı yolculukta cinsî vasıflı, sözlü ve fiilî bir saldırıya uğraması veya yolculuğun gerekli kıldığı beraberliğin ileri derecelere varması mümkündür. Ancak değinilen mahzurlar vücûda gelmeyebilir de. İşte İslâm gerçekçiliği, burada mümkün olanı muhtemel gibi değerlendirip, önlemini hayatımıza mal etmekte, tedbirsizliği de yasaklamaktadır.
B-İslâm Dîni’nde birbirleriyle evlenebilecek olan erkek ve kadının her türlü bedenî teması haramdır.
Cinsel haz amacı gütmeyen rutin nitelikli kucaklaşmak, tokalaşmak şeklindeki bir temasın, bazı erkekler ve kadınlarda cinsel heyecan vücûda getirmemesi mümkündür. Ancak az, çoğu davet edeceğinden çoğu şehevî arzuları azdıracak davranış türlerinin azı da haram kılınmıştır.
Aynı mantığın alkollü içkilerde cârî olduğunu, alkollü içkilerin en az miktarının içilmesinin bile haram kılındığını hatırlatabiliriz.
Evet, çok azla, bütün cüzle oluşmaya başlar.
C-Arzettiğimiz gibi ikinci derecede cinsel haramlara hâkim olan İslâm gerçekçiliğinin bir yönü de yasaların tek tek fertlere göre değil, insanların bütününe göre konulmuş olmasıdır.
Allah bütün insanların yaratıcısıdır. İslâm Dîni’ni de sonuncusu Hz. Muhammed olan Peygamberleri aracılığıyla bütün insanlar için O göndermiştir. Bu sebeble İslâm Dîni’nin bütün kurallarının insanlığın tümünü içine alacak evrensellikte olması gerekirdi.
Bazı cinsel haramlar, meselâ bir erkeğin diğer bir erkeğin bakılması Kur’ân’la yasaklanan Ferc’ine/üreme organı ve yakın çevresine (göbekle diz kapakları arasındaki bölüme) bakması, homoseksüelliğe yol olmayabilir. Bir erkeğin bir kadınla bir arada bulunması da zinâya götürmeyebilir.
Homoseksüelliğe ve zinâya yöneltmek şöyle dursun, bu tür eylemler, bazı fertlerde en ufak bir cinsel duygu bile oluşturmayabilir. Ancak asıl olan o bazı fertler değildir. Herkes için ayrı bir hüküm konulamayacağına göre, ilâhî yasalar elbette insanlığın bütününe yönelik olacaktır. Kaldı ki, insan bazen etkilenmez de bazen etkilenebilir. Etkilenmeyeceğini zanneder de yanılabilir.
Bu sebeble bütüne yönelik olan yasalar, bütünün içine aldığı her bir ferdi yükümlü kılar…
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT”
DİP NOTLAR
[1] Ebû Davûd, Hn. 2153
[2] Tokalaşma Gerekli Bir Uygulama Değildir:
Tokalaşma zarûrî bir uygulama değildir. Nitekim değişik kültürlerde tebessüm ve yarı bele kadar eğilme gibi farklı tatbikatlar görebiliyoruz. İslâm Dîni kadın için eşi ve mahremi olmayan erkeği, erkek için de eşi ve mahremi olmayan kadını ulaşılamayacak derece yüceltmekte, bunun için de tokalaşma dahil bedenî temasları amaçlarına göre yasaklamakta veya sakıncalı bulmaktadır.
[3] Buharî, Edeb 61
[4] Müsned 5/85, 6/409; Kurtubî Mümtahine 12; İbn Kesîr Mümtahine 12; Buhârî Ahkâm 43 18 Bak. Enam 108.
Tokalaşma: Cinsel haz amacı güdülmese de asırlardır İslâm Dünyası’nda sürdürülen ve kültürümüzün ayırıcı nişanı olmuş kadın erkek tokalaşmasını dışlayan uygulama, onun haramlığının kabul edilmiş olmasından değildir. Bu konuda En’âm 108‘den alınan ilhamla harama yol açmama gereğine inanılmasındandır. Cuma Mesajları isimli kitabımızdaki
“Kadın Erkek Tokalaşması Haram mıdır?” başlıklı mesajımızın okunmasını tavsiye ederiz.
[5] Haram nitelikli kadın sesi ile ilgili olarak Ahzab 32’ye bakılabilir. 20 İ. Kesîr Mümtehine 12 (4/355)