
Onkolog Dr. Mehmet Aslan’dan “İsra İla Kudüs” Çağrısı: İbrahimî Yürüyüşle Direniş
Onkolog Dr. Mehmet Aslan, sitemiz için kaleme aldığı “Kudüs’e Yürüyüş” başlıklı yazısında, Gazze’de yaşanan insanlık dramına, İslam dünyasının dağınıklığına ve siyonizmin küresel etkisine dikkat çekti. Aslan, söz konusu sürecin yalnızca Filistin’i değil, bütün insanlığı ilgilendirdiğini vurgularken, çözümün tevhid ve vahdet eksenli bir halk hareketinden geçtiğini savundu.
Yazısında, İsra gecesi ve Kudüs vurgusunu merkeze alan Dr. Aslan, “İsra ila Kudüs” adını verdiği yürüyüşle sembolik değil, fiili bir duruş sergilenmesi gerektiğini ifade etti.
Dr. Mehmet Aslan, yazısında siyonizmin artık yalnızca bölgesel değil, küresel bir tehdit haline geldiğini belirterek, Avrupa’dan Amerika’ya, bazı Arap ülkelerinden işbirlikçi yapılara kadar geniş bir kuşatma alanı oluşturduğunu dile getirdi. Bu yapının, Kur’an’da “arz-ı mukaddes” olarak tanımlanan Kudüs’e yönelmesini ise bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.
Aslan, Kudüs’ün yalnızca coğrafi değil, inançsal ve tarihsel bir merkez olduğunu hatırlatarak, bu kutsallığın bilinçli biçimde kirletilmek istendiğini ifade etti.

Yazısında Gazze’de yaşananların yalnızca Filistinlilerin değil, bütün insanlığın bedeli olduğunu söyleyen Aslan, özellikle Müslümanların bu süreçte ciddi bir imtihandan geçtiğini vurguladı. Ona göre bu felaketler, insanların yaptıkları ve yapmadıkları yüzünden yaşanıyor.
Kur’an okumalarıyla ve fikri mücadeleyle bu noktaya gelinmemesi gerektiğini ifade eden Aslan, artık nasihatten ziyade musibetin konuştuğunu belirtti. Gazze’de ödenen bedelin büyüklüğüne dikkat çeken Aslan, bu bedelin boşa gitmemesi için somut adımların atılması gerektiğini savundu.
Dr. Aslan, tarihsel örnekler üzerinden halk hareketlerinin önemine işaret etti. Kurtuluş Savaşı’nda Urfa, Antep ve Maraş’ın düzenli ordu ya da güçlü bir devlet yapısı olmadan halkın direnişiyle kurtarıldığını hatırlattı.
Resulullah döneminde de Mekke’ye ibadet niyetiyle yapılan yürüyüşlerin zamanla fethe dönüştüğünü belirten Aslan, Kudüs için de benzer bir sürecin mümkün olduğunu söyledi. Devletlerin harekete geçmediği noktada halkın öncü olması gerektiğini ifade etti.

Dr. Aslan, mezhepçilik e meşrepçilik üzerinden yürütülen tartışmaların bu süreci zehirlediğini savunarak, esas olanın tevhid ve vahdet olduğunu dile getirdi. Kudüs’ün Allah tarafından belirlenmiş bir merkez olduğunu, zamanın ise İsra gecesi gibi kutsal dönemlerle işaret edildiğini ifade etti.
Bu nedenle, Hz. İbrahim’in Urfa’dan Kudüs’e yaptığı yürüyüşü örnek alarak “March of Abraham – İbrahimî Yürüyüş” fikrini ortaya koyduklarını belirtti. Ona göre Kudüs’e yürümek, bugün hacdan bile öncelikli bir sorumluluk haline gelmiş durumda.

Dr. Aslan, yazısında planlanan eylemsellik sürecine dair de detaylar paylaştı. 14 Ocak’ta Ürdün’de, 15 Ocak İsra gecesinde ve 16 Ocak Cuma günü Kudüs’te açıklamalar yapılmasının hedeflendiğini ifade etti. 17 Ocak’ta ise Halilürrahman Camii’ne sahip çıkma ve Gazze istikametine yönelme planı bulunuyor.
Batı Şeria’nın da fiili bir abluka altında olduğunu hatırlatan Aslan, bu sürecin yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve fikri bir kuşatma olduğunu vurguladı. Ona göre en tehlikelisi “siyasi İsrailiyat” olarak adlandırdığı bu kuşatma biçimi.
Yazısının sonunda sert bir uyarıda bulunan Dr. Mehmet Aslan, sembolik ve vicdan rahatlatıcı eylemlerin artık yeterli olmadığını belirtti. Gerçek bir duruş için bedel ödemeyi göze almak gerektiğini söyleyen Aslan, “İbrahimî duruşu koruyacak olan şey, İbrahimî yürüyüştür” ifadelerini kullandı.
Kudüs’ün bu yürüyüşün merkezi olduğunu vurgulayan Aslan, Kudüs’ten sonra Gazze ve ardından Mısır hattının Hz. İbrahim’in izlediği güzergâh olduğunu hatırlattı.
Dr. Aslan’ın çağrısı, Kudüs meselesinin yalnızca siyasi değil, inanç, kimlik ve insanlık meselesi olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Mirat Haber – YouTube