
Ortadoğu’da tansiyon yeniden yükselirken İsrail yönetimi, ABD ile İran arasında yürütülen temaslardan somut bir sonuç çıkma ihtimalinin zayıfladığı değerlendirmesiyle güvenlik alarmını en üst seviyeye çıkardı. Cenevre’de süren diplomatik görüşmeler öncesinde yapılan güvenlik istişarelerinin ardından, ülke genelinde hava savunma sistemleri güçlendirildi, askeri birliklerin hazırlık seviyesi artırıldı.
İsrail güvenlik kaynaklarına göre Tel Aviv yönetimi, olası bir çatışmanın yalnızca İran’la sınırlı kalmayabileceği senaryosuna göre planlama yapıyor. Güneyde Yemen merkezli Husiler, kuzeyde Lübnan merkezli Hizbullah ve Gazze hattı eş zamanlı risk alanları olarak değerlendiriliyor. Özellikle Eilat çevresinde füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı eğitim ve savunma tatbikatları hız kazandı.
İsrail Hava Kuvvetleri, iç cephe komutanlığı ile koordineli şekilde hem savunma hem saldırı senaryolarını güncelledi. Güvenlik çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, İran ve müttefik unsurların binlerce füze kapasitesine sahip olduğu vurgulanıyor.
Başbakan Benyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki temasların sürdüğü belirtiliyor. İsrail basınında yer alan analizlerde, müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması halinde Washington yönetiminin İsrail’e askeri ve lojistik destek seçeneklerini değerlendirdiği aktarılıyor.
ABD güvenlik kurumlarının, hava yakıt ikmali ve olası uçuş güzergâhları konusunda teknik hazırlık yaptığı yönünde iddialar gündemde. Buna karşın bölgedeki birçok ülkenin hava sahasını askeri operasyonlar için açma konusunda çekinceli davrandığı ifade ediliyor.
Tel Aviv yönetimi, İran’ın balistik füze kapasitesini temel tehdit başlıklarından biri olarak görüyor. İsrail güvenlik çevreleri, yalnızca nükleer programın sınırlandırılmasının yeterli olmayacağını savunuyor. İran’ın elindeki füzelerin menzilinin İsrail topraklarını kapsamayacak şekilde sınırlandırılması talebi öne çıkıyor.
İsrail Askeri İstihbaratı olarak bilinen Aman, İran bağlantılı hedeflere ilişkin istihbarat kapasitesini genişletti. Yemen ve Lübnan başta olmak üzere bölgedeki vekil unsurların askeri altyapısına dair veri toplama çalışmaları yoğunlaştırıldı.
7 Ekim 2023 sonrası başlayan çatışma süreci zaten İsrail ordusunda ciddi bir yıpranmaya yol açmış durumda. Resmi verilere göre orduda on binin üzerinde personel açığı bulunuyor. Muharebe birliklerindeki eksiklikler ve yedek asker ihtiyacı, olası geniş çaplı bir savaşta önemli bir zorluk olarak değerlendiriliyor.
Devlet Denetçisi raporları ise sivil savunma altyapısında barınak ve güvenli oda eksikliğine işaret ediyor. Bu durum, yoğun füze tehdidi altında iç cephenin dayanıklılığına ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
İsrailli güvenlik uzmanları, İran’ın bölgesel nüfuzunu sadece doğrudan askeri kapasite üzerinden değerlendirmiyor. Tahran yönetiminin Lübnan, Yemen ve Irak’taki müttefik gruplar aracılığıyla çok katmanlı bir caydırıcılık stratejisi yürüttüğü belirtiliyor.
İsrail’de bazı çevreler, İran Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlardan sorumlu kolu olan Kudüs Gücü faaliyetlerinin sınırlandırılmasını olası bir anlaşmanın temel maddeleri arasında görüyor.
Cenevre’de yürütülen temaslardan sınırlı bir ilerleme çıkabileceği değerlendirilirken, taraflar arasındaki temel görüş ayrılıkları sürüyor. İran, savunma kapasitesini ulusal egemenlik başlığı altında ele alıyor. İsrail ise bu kapasitenin doğrudan güvenlik tehdidi oluşturduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel aktörler, gerilimin kontrol altında tutulması için diplomatik kanalların açık kalmasını istiyor. Buna rağmen askeri hazırlıkların hız kesmeden devam etmesi, Orta Doğu’da yeni bir geniş çaplı çatışma ihtimalini gündemde tutuyor.
Önümüzdeki günlerde Cenevre temaslarının seyri, İsrail’in askeri seçenekleri hangi ölçüde devreye alacağını belirleyecek en kritik unsur olarak görülüyor. Bölgedeki gelişmeler hem enerji piyasalarını hem de küresel güvenlik dengelerini yakından etkileme potansiyeli taşıyor.
Mirat Haber – YouTube