islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
17,9833
EURO
18,3833
ALTIN
1.033,10
BIST
2.795,06
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Salı Açık
30°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
29°C

Kader konusuna bütüncül bakış gerekir

Kader konusuna bütüncül bakış gerekir
02.06.2017
A+
A-

Kur’an Allah merkezli bir üsluba sahiptir ve olaylar işlenirken daha çok Allahı’nın kudretine vurgu yapılır. Çünkü Hz. Muhammed’in Mekkeli gayri Müslimlerle yaptığı mücadele Allah’ın varlığını kabul ettirme meselesi değildi. Asıl mücadele Allah’ın tüm işleri kendisinin yönettiğini ve bu yönetimde kimseyi kendisine yardımcı kabul etmediğiydi. Mekkelilerin buna iman etmesi ve Hz. Peygamberin elçiliğini kabul etmeleri isteniyordu.

Hasan Basri, Abdulmelik b. Mervan’a kader hakkında bir risale yazmıştır. Bu risaleden anladığımız kadarıyla onun zamanında cebrilikte (özgür irade yoktur her şey belirlenmiştir anlayışında) aşırılığa giden bazı kimseler yaşamaktadır. Bu cebriler, Kur’an’da geçen birçok ayeti bağlamı dışında kullanarak cebriliğe tevil etmekteydiler. İşte Hasan Basri daha çok bu gibi kimselerin cebriliğe yorumladıkları ayetleri risalesinde gündem yapar ve bunlara makul cevaplar vermeye çalışır.

Hasan Basri özellikle “Allah dilediğini hidayete dilediğini delalete sevk eder” gibi ayetlerin yanlış yorumlandığını vurgular. Ona göre Kur’an Allah kelamıdır bundan dolayı Kur’an’da çelişki bulunmamaktadır. Lakin ona göre de birbiriyle zahiren çelişiyor gibi görünen müteşabih ayetlerin varlığı da bir gerçektir. Buradaki temel tartışma anladığımız kadarıyla kader konusunda temele alınacak ayetler ile bu temele uygun olarak yorumlanacak diğer ayetlerin neler olması gerektiği meselesidir.

Hasan Basri’ye göre kader hakkındaki temel ayetler şunlardır: “Allah insi ve cinni kendisine ibadet etsinler diye yaratmıştır. Bu dünyaya insanları imtihan etmek için göndermiştir, Kitaplar ve elçiler mübeşşir ve nezir olsun diye insanlara gönderilmiştir, kişiye ancak çalıştığı vardır, Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez vb. ayetlerdir” bunlar dışındaki ayet pasajları yukarıdaki ayetlerin ışığında anlaşılmalıdır. Örneğin “Allah dilediğine hidayete dilediğini delalete sevk eder” vb. ayetler salt kendi başlarına tam anlaşılamazlar. Bu gibi ayetleri kader hakkındaki temel ayetlerle okuduğumuzda şu anlamı elde etmiş oluruz: “Allah gönderdiği vahye kulak verip iman edeni hidayete, vahyinden yüz çevireni ise delalete sevk eder.”Yoksa keyfi bir hidayete veya delalete sevk etme durumu Allah için söz konusu değildir.

Hasan Basri’ye göre Kur’an Arapça olarak inmiştir. Bundan dolayı Kur’an üslubu Arapça üslubuna uygundur. Yani Kur’an’ın ilk muhatapları Allah’ın kudretine vurgu yapan ayetlerin cebrilik içermediğini anlıyorlardı. Örneğin

“Binalar yıkılmak için yapılır, anneler çocuklarını ölmeleri için büyütür”

Diye devam eden Arap şiiri ilk bakıldığında cebri bir anlam içerse de herkes bilir ki insanlar yıkılması için bina yapmaz ve anneler, çocukları ölsün diye değil büyüyüp iyi işler yapsınlar diye onlara bakarlar. Ayrıca Hasan Basri’nin yaklaşık on sayfalık risalesinde ayet dışında bir şeyi (iki satırlık şiir hariç) delil olarak kullanmaması dikkat çekicidir.

Kur’an Allah merkezli bir üsluba sahiptir ve olaylar işlenirken daha çok Allahı’nın kudretine vurgu yapılır. Çünkü Hz. Muhammed’in Mekkeli gayri Müslimlerle yaptığı mücadele Allah’ın varlığını kabul ettirme meselesi değildi. Asıl mücadele Allah’ın tüm işleri kendisinin yönettiğini ve bu yönetimde kimseyi kendisine yardımcı kabul etmediğiydi. Mekkelilerin buna iman etmesi ve Hz. Peygamberin elçiliğini kabul etmeleri isteniyordu.

Sonuç Yerine: Hazin Bir Olay

Konuyu tarihi bir olayla bitirmek istiyorum: Kerbela faciasından sonra Ali b. Hüseyin, Yezid’in huzuruna getirilir. Yezid, ona Kerbela olayını kastederek “ne dersin bu konu hakkında” diye sual eder. Cevaben Hüseyin b. Ali, Hadid süresinin 22. ayetini okur buna cevaben de Yezid, Şura süresinin 30. ayetini okur.

Şayet bu olay doğruysa bu vakıa Kur’an’ın araçsallaştırılmasına iyi bir örnektir. Tarih kitaplarında buna benzer örnekler bulmak mümkündür. Bu olaylardan anladığımız kadarıyla ayetlerin bağlamdan kopartılarak araçsallaştırılması çok erken dönemden beri süre gelen bir adettir. Bize düşen ise bu adetten uzak durmaktır.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.