
4-Kadın Giysisinin Örtücü Olma Yanısıra Diğer Şartları/Özellikleri Nelerdir?
Kadın giysininin örtücü olma şartını açıklamışken diğer şartlarını da özetleyelim. Bu şartlar, bir diğe anlatımla özellikler, Kurân çizgisinde Peygamberimiz tarafından açıklanmıştır. Biz bunları üç başlık altında vereceğiz.
a‐ Kadın giysisi teni göstermemelidir
Kadın giysisi açıklanan şekilde örtücü olması yanısıra, teni göstermeyecek şekilde de “sık dokulu; kalın olmalıdır.”
Allah’ın Resûlü teni gösteren bir elbise ile örtünmenin sağlanamayacağını, böylesine örtülü çıplaklığın sorumluluğunu da duyuran bir hadîsleriyle şöylece açıklamaktadır:
“Ümmetimden henüz görmediğim cehennemlik olan iki sınıf vardır. Onlardan bir sınıfı beraberlerinde taşıdıkları sığır kuyruklarını andırır kamçılar‐joplarla insanları döven erkeklerdir. Diğer bir sınıfı da giyinik olan, fakat giysileri içlerini gösterdiği ve örtülmesi gereken organlarını örtmediği için çıplak durumda olan kadınlardır. (Saçlarını kabartmaları veya peruk takmaları sebebiyle) Onların başları da deve hörgüçleri gibidir. Onlar (giysileri ve saç biçimleriyle) İslamî ölçülerden sapıcı ve saptırıcıdırlar. (Tövbe etmezlerse cezalarını çekmeksizin doğrudan) Cennet’e giremezler. Üstelik kokusunu bile alamazlar. Oysa ki Cennet’in kokusu şu kadar mesafeden alınabilir.”[1]
b‐ Kadın giysisi vücût organlarının şeklini açığa vurmamalıdır
Vücût organlarının şeklini açığa vuracak bir giysi ile İslamî örtünme gerçekleştirilemez. İslamî örtünmenin bu özelliğini aşağıda sunulacak hadîs‐i şeriften öğreniyoruz.
Zeyd Oğlu Üsame (r. a) anlatıyor:
Allah’ın Resûlü Dihyetül‐Kelbî isimli sahâbînin kendisine hediye ettiği Mısır mamûlü sıkıca dokunmuş keten bir elbiseyi giymem için bana verdi. Ben de onu karıma giydirdim. Bir ara Allah’ın Resûlü bana sordu:
‐ Hayrola, sana verdiğim niçin elbiseyi hiç giymedin?
‐ Onu karıma giydirdim Ya Resûlallah!
‐ Karına, altına ince bir elbise daha giymesini emret. Zira ben o elbisenin, karının vücûdunun şeklî özelliklerini açığa vurmasından endişe ederim.[2]
c‐ Kadın giysisi süs niteliğinde olmamalıdır
Kadın, giysisinin cinsel bakışların kadın üzerinde odaklanmasına neden olacak şekilde süs niteliğinde olmaması gereğini ve bunun haramlığını da aşağıda sunacağımız hadîsten öğreniyoruz.
Hz. Âişe (r.a) anlatıyor.
“Hz. Peygamber (s.a) Mescit’de oturuyorken Müzeyne kabilesinden süslü elbiseler içinde alımlı ve çalımlı bir şekilde yürüyen bir kadın çıkageldi. Bu kadını gören Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Ey insanlar! Kadınlarınıza (bakışları celbedecek) süslü elbiseler giymeyi ve alımlı çalımlı bir eda ile mescitlere girip çıkmayı yasaklayınız…”[3]
5‐ Örtünme Emrinin Kendilerine Karşı Uygulanmayabileceği Kişiler Kimlerdir?
Kendilerine karşı vücûdun örtüleceği kişiler bütün erkekler değil, yalnızca kendileriyle evlenilebilecek olan erkeklerdir. Kadınlardan oluşan yakın çevre, yasal hizmetçi konumundaki esir kişiler, aile ile ilişkiler kurmuş cinsellikten kalmış erkekler ve kadınlara ilgi duyacak yaşa gelmemiş çocuklar ise kapsamın dışında tutulmuşlardır:
“…Zînetlerini kocalarından veya babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin veya kız kardeşlerinin oğullarından, kendi (inançlarının) kadınlarından, yönetimleri altında olan (esir…) kimselerden, kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ya da kadınların cinselliklerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar…”
6‐ Kadınlar, Zînetleri Olan Vücutlarını Kendileri İçin İstisna
Getirilenler, Örneğin Kardeşler ve Kayınpederler Yanında Açığa Vurabilirler mi?
Konumuz olan âyetin başında üreme organları ve çevresi anlamına Ferc’lerini korumaları emredildiği ve Araf sûresinin 26. âyetinde giysilerin ön ve arka organlar mânasına gelen ‘Sevât’ın örtülmesi için verildiği bildirildiğinden, İslâm bilginleri gösterilemeyecek vücut bölümünün göbekle diz kapakları arasını içine aldığında, görüş birliği içindedirler. Birbirlerine helâl kılındıkları ve birbirlerinin bütün vücûtlarına bakabilecekleri için eşler pek tabîidir ki bu kuralın dışındadır.
7‐ Kadınlar, Zînetleri Olan Vücûtlarını Açabilecekleri Kişilere
Göğüslerini, Meme Altı Karın Kısmını ve Mükabili Sırt Bölgesini Gösterebilir mi?
Kur’ân’da ve onun açıklaması olan Sünnet’te bu ve benzeri sorulara doğrudan açık cevaplar verilmemiştir. Tüm insanlığı ve bütün kültürleri kuşatacak olan bir dînin uygulamayı, ihtiyaca, zarûrete, İslâm’la çelişmeyen örfe, kültürel düzeye, ensest ilişkilere kapı açıp açmayacağı ihtimaline, toplumun genel akışına ve mü’min kadının ahlâkî tercihine bırakması gerekirdi. Gerektiği gibi de olmuştur. Ancak kadınların vücutlarını ne ölçüde açığa vurabilecekleri konusunda dikkate almaları gereken genel kurallar vardır. Bu kuralara değinmeyi gerekli buluyoruz.
1‐ Kur’ân, erkekleri, Müslüman olanlar ve olmayanlar şeklinde ayırdığı gibi, zinâ edenlerle etmeyenler, gizlice dost tutanlarla tutmayanlar şeklinde de ayırmaktadır. Ayrıca kendileriyle evlenilebilecek olanlarla evlenilemeyecek olanlar şeklinde de ayırıma tabi tutmaktadır. Müslüman kadınlar da bu ayırımları yaparak davranışlarını belirlemelidirler.[4]
2‐ Nûr sûresinin 60. âyetiyle nikâh ümidi kalmamış yaşlı kadınların, vücut organları olan zînetleriyle kadınsı tavırlar sergilememeleri koşuluyla giysilerinin bir kısmından arınabilecekleri açıklanmıştır. Bu da kadınsı duygulardan arınamamış, duygu coşkunluğundan korunamamış, ilgi duyacaklara cesaret verebilecek kadınların, zînetlerini açığa vuramayacağı gerçeğinden hareket etmelerini görevleştirmektedir.
3‐ Yasaların korumacı, görsel ve yazılı medyanın geliştirici etkisiyle ensest ilişkilere varan zinâların yaygınlaştığı ve tabîi görülmeye başlandığı dönemlerde, şerlere yöneltici vesilelere kapıları kapamak amacıyla vücût zînetini korumak gereği de kadınlara yön verici olmalıdır. Ayrıca her kadın, yakın çevresinin kendisine yönelik bakışların cinsellik içerip içermediğini kavrar, gözlerin hıyanetini sezer. Davranışların, yakınlıkların hangi amaca yönelik olduğunu hisseder. Böylesi olumsuz bakışlar ve davranışlar de kadınlarımızı yönlendirici olmalıdır.
Müslüman kadınlar, izin verilen kişiler yanında zînetleri olan vücut organlarını ne ölçüde açığa vurabileceklerini yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde belirleyeceklerdir. İslâm bilginleri bunu göbekle diz kapakları arası ayrıca karın ve sırt olarak özetlemişlerdir. Doğruları en iyi bilen Allah’tır.
8‐ Zînet Olan Vücûdu Açığa Vurma Yasağının Sebebi Nedir?
Nûr sûresinin açıklamaya çalıştığımız 31. âyetiyle zînetin açığa vurulmasının yasaklanış amacı, soyut örtünme değildir. Amaç, insanı, vurulmasının yasaklanış amacı, soyut örtünme değildir. Amaç, insanı,
Allah’ın, bedeni üzerinde de egemen olduğu bilincine erdirmektir. Bu ana sebebe bağlı olarak amaç ahlâkîdir. Ahlâkî olduğu için, ölçülere uygun giyiniş sonrasında bile davranışların ahlâkîleştirilmesi gerekir. Bu gerçeği bir örnekle açıklamak için Rabbimiz bu âyette şöyle buyurmaktadır:
“…Kadınlar, gizledikleri vücut zînetinin bilinmesi için, ayaklarını sertce basarak yürümesinler…”
Kur’ân’ın indirildiği çevrede kadınlar ayaklarına süs olarak halhal takarlardı. Örtünme emri öncesinde Hz. Aişe ve Ümm‐ü Süleym gibi önder ve örnek kadınların mahrem çevrelerince bilinir şekilde halhal takındığını biliyoruz.[5]
Bazı kadınlar gösterir şekilde halhallı ayaklarını kullanarak işveli yürüyüş yaptıkları için Rabbimiz ayakların kullanımı örneği ile yasak getirmiştir. Bu sebeple âyetin bağlamımız içindeki anlamını şöyle de açabiliriz: “…Kadınlar, erkeklerin arzulayıcı bakışlarını kendileri üzerlerinde yoğunlaştırmak için tahrik edici bir tavırla çapkınca yürümesinler…”
Âyette örtü emrine ilave olarak, örtü ile kapatılan güzelliklerin bilinmesi gibi bir amacın güdülmemesine vurgu yapılmaktadır. Kur’ân dilinde teberrüc olarak nitelenen çapkın yürüyüş şekli, bir örnek olarak verilmektedir. Konunun halhalla doğrudan bir ilgisi yoktur.
Devrimiz câhiliyetinde halhalın yerini örneğin cinsel cazibeyi artırıcı yüksek ve ince topuklu ayakkabılar almıştır. Örtü ile kapatılan güzelliklerin bilinmemesi amacıyla Kur’ân’ın ve Peygamberimizin diliyle daha bir çok yasaklar konulmuştur. Örneğin seksi kokular sürünerek erkekler arasına çıkmak, gözlerden uzak mekânlarda erkeklerle buluşmak, tokalaşma dahil cinsel haz amaçlı bedensel temasta bulunmak, işveli konuşmalar yapmak, eşlerin ve mahremlerin katılmadığı uzun yolculuklar yapmak, güzelleşme amaçlı estetik ameliyatlar yaptırmak ve cazibeli renklerle desenli giysiler giymek/baş örtüler takmak… bütün bunlar Kur’ân ve Sünnet’e dayalı haram vasıflı yasaklardır.
Takva Örtüsü de Gerekir
Burada söylenebilecek son söz, yalnızca fiziksel örtünmenin yeter olmadığıdır. Zaten örtünme emrini veren Rabbimiz, örtünmenin ancak daha verimli bir ortam oluşturabileceğini bildirmektedir. Fizik örtü, Takva örtüsü üstüne giyilebilirse amacına ulaşır. Kur’ân da A’râf 26’da böyle demiyor mu?
“Ey Ademoğulları! Size açığa vuramayacağınız sev’ât’ınız olan ön ve arka organlarınızı örtmeniz ve güzellik nesnesi edinmeniz için katımızdan nimet olarak giysi maddeleri ve onları kullanma bilgisi verdik. Ama (örtünme emrini uygulamayı da içine alan) kulluk bilinci ve yaşamı olan Takva örtüsü daha hayırlıdır. İşte bu da, insan oğlunun öğüt alabileceği âyetlerden biridir.”
9‐ Örtünme Emrine Aykırılık Nasıl Bir Günahtır?
Allah’ın ve Peygamberi Hz. Muhammed’in emirlerine uymak ibâdet olduğu gibi aykırılık da günahtır. Özellikleri açıklanan anlamda örtünme Rabbimizi emrettiği ve Peygamberimizin açıkladığı bir emir olduğu için bu emre aykırılık da günaha girmektir. Kur’ân günahları büyük, orta ve küçük olmak üzere Kebâir, Hatîat‐Seyyiat ve Lemem olmak üzere üç kısma ayırır.[6]
Peygamberimiz, büyük günahları, haksız yere insan öldürmek, zinâ yapmak, yemin ederek zimmete mal geçirmek, faiz almak, namaz kılmamak, zekât vermemek ve benzerleriyle örneklendirir. Bu
sebeple Kurân (Ahzap 59 ve Nûr 30, 31, 60) ve Sünnet’le açıklanan örtünme emrini çiğnemeyi orta derecede Seyyiat‐Hatîat türü günah olarak değerlendirebiliriz. Açıkladığımız Nûr sûresinin 31. âyetinin sonunda “Siz ey mü’minler! Hepiniz topluca tövbe edin/günahlardan dönüp Allah’a yönelin.” buyrulması da örtünme emrini yerine getirmemenin haram bir tavır olarak günah olduğunu göstermektedir.
Örtünme sürekli bir ibâdet olduğu gibi örtüsüzlük de daimî bir günahtır. Yapılan açıklama, örtünme emrine inanan fakat uygulamayanlar içindir. Âyetlerle açıkladığımız örtünme emrine inanmama ise kâfirliktir. Kâfirler ise Cehnnemliktirler.
C‐ Kadın Giyimi ve Giysisi ile İlgili Üçüncü Âyet Nûr Sûresinin 60. Âyetidir
Kadın giyiminin îman temelli ahlâkî bir konu olarak değerlendirilmesi gereğine, Ahzap 59 ve Nûr 31 yanısıra bu âyette de işaret edilerek şöyle buyrulmaktadır:
“Evlenme ümidi kalmamış yaşlı kadınların, sözleri ve davranışlarıyla kadınsı tavırlar sergilememeleri koşuluyla Siyab’larını çıkarmalarında sorumlulukları/günahları yoktur. Ama (siyablarını çıkarmayarak) iffetli davranmaları kendileri için hayırlıdır. Allah her şeyi çok iyi işiten, çok iyi bilendir.”
Âyetin açıklaması
Kur’ân’da kullanlan Siyab kelimesi, giysi anlamındaki Sevb’in çoğuludur. ”Siyabını tertemiz kıl.” anlamındaki Müddessir sûresinin 4. âyetiyle, “…Öğleyin istirahat için Siyab’larınızı çıkardığınız vakit…” anlamındaki Nûr sûresinin 58. âyetinden hareketle Siyab’ın, kişinin günlük çalışmalarında ve insanlar arası ilişkilerinde giydiği elbise anlamına geldiğini söyleyebiliriz.
Buna göre yaşlı kadınların elbiselerini çıkarmalarını iki şekilde anlayabiliriz: a‐ Erkeklerin, öğleyin istirahat halinde iken, giydikleri çalışma elbiselerini çıkardıkları gibi onlar da elbiselerini evlenebilecekleri kişiler yanında çıkarabilirler. b‐ Onlar, diğer genç kadınların evlenebilecekleri kişiler arasında giymekle yükümlü oldukları başörtüsünü de içine alacak şekildeki Cilbablarını/elbiselerini çıkarabilirler. Ancak çıkarmamaları daha ahlâkîdir…
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
DİP NOTLAR
[1] Müslim Libas 123, et‐Tac 3/179.
[2] M. Zevaid 5/136, Ebu Davud Libas 36.
[3] İ. Mace Hn. 4001
[4] Mâide 5, Bakara 221.
[5] Buharî Cihad 65