islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1795
EURO
53,0558
ALTIN
6.673,04
BIST
14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
11°C
İstanbul
11°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
13°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C
Salı Az Bulutlu
16°C

SOSYAL İLİŞKİLERDE ÜÇ OLUMSUZ TAVIR

SOSYAL İLİŞKİLERDE ÜÇ OLUMSUZ TAVIR
27/08/2025 09:00
A+
A-

1-Gıybet etmek

Allah (cc) müslümanlara şöyle emrediyor:

“… Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurât 49/12)

Rasûlüllah (sav) gıybeti; “birinizin, (din) kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır” şeklinde açıklıyor. (Ebû Dâvûd, Edeb/40 no: 4874. Tirmizî, Birr/23 no: 1935. Müslim, Birr/70 no: 2589)

Gıybet etmek demek ki bu kadar çirkin ve zararlı. Kişi, yanında olmayanların aleyhinde, gerçeğe aykırı şekilde konuşursa, kötülerse, aşağılarsa hata etmiş olur.

Başka toplumlar şöyle bir tarafa dursun… Müslümanlar bile maalesef bu hatadan kendilerini kurtarabilmiş değil. Neredeyse gıybet etmeyen kişi, gıybet edilmeyen bir biraraya gelmeler, gıybet edilmeyen ev yok gibi. Gıybetin haram olduğu sık sık duyulmasına rağmen…

Şimdilerde gıybetin alanı sosyal medya sayesinde daha da genişledi. Üstelik kontrolü de mümkün değil, cezalandırılması da yok. Dileyen dilediği gibi atıp tutuyor, paylaşıp duruyor. Ne sınırı var, ne sorumluluk duygusu…

Ancak yaptıklarının ve sözlediklerinin yanında, yazdıklarının da günün birinde hesabını vereceğine inanan sorumluluk sahibi bir müslüman böyle yapmaz. O eline, diline, kalemine, parmaklarına sahip olur. Ne söylediğine, ne yazdığına ve paylaştığına dikkat eder.

Müslüman Allah’ı hesaba katmadan yaşayanlar gibi değildir.

2-İftira etmek

Topluma yönelik olumsuz davranışlardan biri de başkalarına iftira etmek, onların hakkında kesin delil olmadan hüküm vermektir.

Sözlükte “yalan söylemek, uydurmak, asılsız isnatta bulunmak” gibi mânalara gelen iftirâ, terim olarak “bir kimseye asılsız olarak suç, günah yahut kusur sayılan bir söz, davranış veya nitelik isnat etmek” anlamında kullanılmaktadır.

Günlük dilde iftira yaygın olmakla birlikte hukuk ve ahlâkta daha çok ‘ifk ve bühtan’ terimleri, zina iftirası için de ‘kazf’ kelimesi kullanılmaktadır. (Çağrıcı, M. TDV İslâm Ansiklodisi, 21/522)

Yukarıda geçtiği gibi Peygamber (sav) gıybeti; “birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” şeklinde açıklıyor. “Ya benim söylediğim anda varsa, (bu da mı gıybettir?)”sorusuna ise; “Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir” cevabını vermiştir. (Aynı kaynaklar)

“Kim bir hata yapar veya kasıtlı günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa büyük bir bühtan ve apaçık bir günah yüklenmiş olur” (Nisâ 4/112) âyetinde geçen ‘bühtan’ kelimesi; “din kardeşine kendisinde bulunmayan bir kusur ve kötülük isnat etmedir” diye açıklanmış.

‘Kazf’, terim anlamıyla Kur’an’da yer almamakla birlikte hadislerde hem genel olarak iftira hem de özellikle zina iftirası için kullanılmıştır.

Büyük günahların sayıldığı bir hadiste, kötülükten habersiz iffetli bir kadına zina iftirasında bulunmak bu günahlar arasında gösterilmiştir. (Buhârî, Vesâyâ/23 no: 2766, Hudûd/44 no: 6857. Müslim, İmân/145 no: 262)

Rasûlüllah (sav) bir müslümana ‘kâfir’ diyerek iftira eden kimsenin onu öldürmüş gibi günah işlemiş sayılacağını söylüyor. (Buhârî, Edeb/44 no: 6047. Tirmizî, İmân/16 no: 2636)

“Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir” (Buhârî, İmân/4, 5 no: 10, 11. Müslim, İmân/64-66 no: 161-163)

Buna benzer âyet ve hadisler genel olarak doğruluk, dürüstlük ve adaleti emrederek; yalancılık, haksızlık, sûizan gibi kötülükleri yasaklayarak insanların birbirine asılsız suç ve kusur isnat etmelerini de önlemeyi amaçlamaktadır. (Çağrıcı, M. TDV İslâm Ansiklodisi, 21/522)

İslâm’da iftira haram kılındığı gibi asılsız olması muhtemel, doğruluğu henüz kesinleşmemiş haberlere doğruymuş gibi ilgi göstermek ve bunlara araştırmadan inanmak da yasaklanmıştır. (İsrâ 17/36. Hucurât 49/6)

Böyle haberlere inanmak yanlış da; bunları araştırmadan, doğru olduğundan emin olmadan, bir şekilde başkalarıyla paylaşmak caiz (helâl) olur mu?

Bugün sosyal medyada bunun sayısız örneğini görüyoruz.

Kur’an’da, Hz. Âişe’ye yapılan iftira (ifk) karşısında o günkü müslümanların (sahabelerin) tutumu değerlendirilirken bütün mü’minlerin, böyle bir habere hemen inanmayıp iftiraya uğrayan hakkında hüsnüzanda bulunmaları gerektiği vurgulanmakta, bu tür iftiraların yayılmasından hoşlananların dünyada ve âhirette ağır bir şekilde cezayı hak ettikleri bildirilmektedir. (Nûr 24/12-19)

Hadislere göre de iftira İslâmda büyük günahlardandır ve insanın âhiret hayatını iflâsa götürecek, hüsrana uğratacak olan kul hakları arasındadır. (Bkz: Müslim, Birr/59 no: 6579. Tirmizî, Kıyâmet/2 no: 2418)

Bir kimsede olmayan kötü bir şeyi onda var diye kesin bir dille, ısrarla düşünmek, söylemek ve yazmak doğru olur mu? “O kesinlikle hırsızdır, o üç kağıtçıdır, o mel’undur, o dedi-koducudur, o haindir, o münafıktır, o zındıktır, şu’cudur-bu’cudur, o fâlancanın adamıdır” gibi…

Ya denilenler o kişide yoksa bu iftira ve vebâl olmaz mı?

Böyle yapmak kardeşler, akrabalar, toplum arasında güveni sarsmaz mı?

Şüpheleri, nefreti, mesafeleri artırıp kardeşliğe, barışa, huzura zarar vermez mi?

Ama üzülerek söyleyelim ki Kur’an’ın ve hadislerin açık hükümlerine rağmen müslümanların bir kısmı gıybetten, birbirleri haksız suçlamadan, önyargıdan, başkalarını onlarda olmayan kötü sıfatlarla anmaktan yeterince vazgeçemiyorlar.

Akla gelen her fikir, ağza gelen her kelime, rüya gibi görülen her hayâl doğru diye anlatılmaz ki… Hele konu başkasının şerefi, hakkı ve ırzı söz konusu ise.

Nihayet kişi sözünün nereye gittiğini, başkaları hakkında konuşmanın sonuçları olacağını, konuştuklarından da hesaba çekileceğini unutmamalıdır.

İftiranın en büyüğü Allah’a yapılandır. Kur’an, her ne sebeple olursa olsun, hangi şekilde olsun Allah’a karşı veya Allah adına yalan uyduranları kınıyor ve tehdit ediyor. Mesela; bir kimsenin Allah’a isnat ederek kendi kafasından hükümler, haramlar, kurallar, ölçüler koyması (Bkz: En‘âm 6/138-140),

kendine bir şey vahyedilmemişken, “bana vahyolundu” demesi (En’am 6/93),

Allah’a karşı yalan uydurması (Bkz: En’am 6/2, 63, 144, 157. A’raf 7/37. Yûnus 10/17. Kehf 18/14-15. Ankebût 29/68. v.d.) Allah’a iftiradır.

İftiranın ikinci derecede en kötüsü Peygamber’e yapılan iftiradır. Onun yapmadığını “o şöyle yaptı”, onun söylemediğini “o şöyle söyledi”  diye yapılan uydurmalar… İşte Rasûlüllah’ın tehdidi:

«Bile bile kim bana yalan isnat ederse (yalan uydurusa) Cehennemdeki yerini hazırlasın.» (Buhârî, İlim/38 no: 106-110, Edeb/109 no: 6197. Müslim, Mukaddime/1-6, Zühd/82 v.d.)

Başkası hakkında yerli yersiz söylenenler, verilecek yanlış kararlar, önyargılar, suçlamalar, aşağılamalar, incitici, yaralayıcı ifadeler, gıybet, suizan ve iftiralar  (bühtanlar) hem olgun müslümana yakışmaz, hem de toplumda herkese zarar verir.

3-Fitneye sebep olmak

Kur’an’a göre ‘fitne’ katl’den (savaşmaktan, vuruşmaktan) daha kötüdür. (Bkz: Bekara 2/191, 217)

Fitnenin bir çok anlamı vardır. Bunlardan bir tanesi ve Türkçe’de yaygın olarak bilineni; karışıklık, anlaşmazlık, kavga, düşmanlıktır. Fitneye sebep olmak büyük bir vebâldir. Bir yerde tutuşturulun fitne ateşi tez yayılır. Söndürmesi de çok zordur.

Fitneciler bazen neye sebep olduklarını bilmezler. Bunun yanında iki kişiyi, akrabaları, toplum kesimlerini, cemaatleri, grupları, tarafları, devletleri birbirine düşürmek isteyen fitneciler bunu bilerek yaparlar.

Onlar fitnenin ne kadar zararlı olduğunu bilirler.

Günümüzde fitne ateşini yakmak ve yaymak daha kolay oluyor. Laf götürüp getirmek, koğuculuk (nemime), iftira, önyargı gibi şeylere buna sebep olur.

Medya, özellikle sosyal medya bu iş için son derece uygun…

Akıllı kişi kendisi fitneye sebep olacak, müslümanların arasındaki anlaşmazlıkları, husumetleri artıracak işler yapmaz, bunlara alet olmaz.

Söylediklerinin, yazdıklarının, paylaştıklarının doğru olup olmadığına, buradan hareketle başkaları hakkında vereceği kararlara dikkat eder, fitneye sebep olmaz.

Hüseyin K. Ece

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.