islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
13°C

Kâinat Genişliyor, Kur’an Haber Veriyordu

Kâinat Genişliyor, Kur’an Haber Veriyordu
A+
A-

Kâinat Genişliyor, Kur’an Haber Veriyordu

Vahiy Penceresi: Zâriyât Suresi 47. Ayetin Işığında Kâinatın Sırrı

“Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz biz onu genişletmekteyiz.” (Zâriyât, 47)

Bu hafta Vahiy Penceresi köşemizde, Kur’an-ı Kerim’in en dikkat çekici ayetlerinden birini ele alıyoruz. Zâriyât Suresi’nin 47. ayeti, hem imanî tefekkür hem de bilimsel merak açısından insanı derin düşüncelere sevk eden güçlü bir anlam taşımaktadır.

Bu ayette geçen “lemûsiûn” ifadesi, klasik Arapça’da “genişletenleriz” veya “genişletmekteyiz” anlamına gelir. Ayetin lafzı, göğün yalnızca yaratılmış bir yapı olmadığını, aynı zamanda devam eden bir genişleme sürecine işaret ettiğini düşündürmektedir.

Modern Bilimin Söylediği

  1. yüzyılın başlarında yapılan astronomik gözlemler, evrenin sabit ve durağan olmadığını, aksine sürekli genişlediğini ortaya koymuştur. Edwin Hubble’ın çalışmalarıyla temellendirilen bu teoriye göre galaksiler birbirinden uzaklaşmakta, uzay-zaman dokusu genişlemektedir. Bu bulgu, modern kozmolojinin temel taşlarından biri kabul edilir.

Bugün fizikçiler, Büyük Patlama (Big Bang) teorisi çerçevesinde evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce son derece yoğun ve sıcak bir noktadan genişlemeye başladığını kabul etmektedir. Bu genişleme hâlâ devam etmektedir.

15 Asır Öncesinden Gelen Bir İşaret

Bu noktada insan ister istemez şu soruyu sormaktadır: 7. yüzyılda yaşayan, okuma yazma bilmeyen bir insanın, modern teleskoplar, matematiksel modeller ve uzay gözlemleri olmaksızın böyle bir kozmolojik hakikati bilmesi mümkün müdür?

İslam inancına göre bu mümkün değildir. Çünkü Kur’an, beşerî bir bilgi ürünü değil, Allah’ın vahyidir. Bu nedenle Müslümanlar için bu ayet, yalnızca bilimsel bir uyum örneği değil; aynı zamanda Kur’an’ın ilahî kaynaklı olduğuna dair güçlü bir iman delilidir.

Bu tür ayetler, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberliğinin tarihsel bir olaydan ibaret olmadığını, her çağda yeniden tefekkür edilen, yeniden anlaşılan ve yeniden doğrulanan bir hakikat olduğunu göstermektedir.

Bilim Ne Söyler, Vahiy Ne Söyler?

Burada önemli bir dengeye dikkat etmek gerekir. Kur’an bir fizik kitabı değildir. Ancak varlığı, evreni ve insanı kuşatan temel hakikatleri bildirir. Bilim “nasıl” sorusuna cevap ararken, vahiy “niçin” sorusuna ışık tutar.

Zâriyât 47. ayeti de tam olarak bunu yapar: Evrenin büyüklüğünü, dinamizmini ve Allah’ın kudretinin sınırsızlığını insan idrakine sunar.

Sonuç: Genişleyen Evren, Derinleşen İman

Bugün teleskoplarla gördüğümüz şey, Kur’an’ın asırlar önce işaret ettiği bir hakikatin yeni bir ifadesidir. Mümin için bu, kuru bir bilgi değil; kalbi besleyen bir tefekkür alanıdır.

Evren genişledikçe, insanın hayreti artar. Hayret arttıkça, iman derinleşir.

Ve insan şunu fark eder: Kur’an, zamana bağlı bir kitap değil; zamanı kuşatan bir hitaptır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.