islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,0876
EURO
18,1625
ALTIN
1.016,26
BIST
3.020,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Cumartesi Açık
31°C
Pazar Açık
31°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C

KALP EĞİTİMİ (2)

KALP EĞİTİMİ (2)
05.12.2021
A+
A-

Kalp eğitiminde zikir ibadeti önceliklidir. Kalp eğitiminde yoğun hikmetler vardır. Bu hikmetler manzumesi, Kur’an atmosferinde umutlarla doludur. Her biri güven vermektedir.

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

Kalplerin her tür düşman hareketine karşı korkusuzca dimdik durabilmesi için tevhid inancı eğitimi almış olması gerekmektedir. Bu hakikati, dava Şairimiz Mehmed Âkif Ersoy iki muhteşem mısrada âbideleştirmiştir. İfadelerinde dört çarpıcı kavram ile her müminin dertlenmesi gerektiğini tablolaştırmıştır. Bu dört maddenin birincisi, müminleri Allah’ın ipinden koparan tefrikadır. Tefrika illeti, ümmeti dağıtarak çökerten hastalıktır. İkincisi düşmanın rahatça ümmet arasına sızma tehlikesidir. Üçüncüsü, ümmeti tevhidde bütünleştiren eğitilmiş kalptır. Dördüncüsü, müslümanları ümmet yapan gönül birliğidir. müslümanları ümmet yapan gönül birliği de zikir enerjisi ile gerçekleşmektedir. Zikir, kalbin fıtrat ayarıdır.

Nice adamlar vardır ki, ne ticaret, ne de alışveriş, Allah’ı zikretmekten, namazı kılmaktan ve zekât vermekten kendilerini alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetle döneceği günden korkarlar. (Nûr:24/37)  Bu ayette de görüldüğü gibi zikir ibadeti, Kur’an’ı Kerimin çeşitli yönleri ile işlediği aslî görevlerimizden biridir. Hem de her müslümanın mutlaka yapması gereken görevdir. Çünkü farz bir ibadettir. Yapmayanlar için Kur’an’da ağır ifadeler kullanılır. Fâsık, kalbi katı, gafil, şeytanın arkadaşı, şeytanın askeri, zikir körü, dinleme özürlüsü, hüsrana uğrayan vasıflarla anılırlar. Böyle bir hale düşmek bahtsızlıktır.

Bu kadar önemli ve bir o kadar da çok gerekli zikir ibadetinin keyfiyeti ve kemmiyeti ile ilgili detaya girmeden ilkeler halinde konuyu dile getirmek gerekiyor. Öncelikle zikir farz bir ibadettir ve bu ibadet beşeri yorum ve müdahalelere açık değildir. Bu ibadet ancak ve ancak Rabbimizin öğrettiği gibi yapılır. Allah katında kabul görecek zikir de O’nun öğrettiği gibi yapılandır. Tasavvuf alanında beşerî yorumlar karışan zikir, en azından şüphe içeriklidir.

Şimdi, işin özüne dönelim. Eğer vücutta kalp mükemmel bir organizatör olarak görev yapıyorsa onu ciddiye almak akıllı olmanın gereğidir. En basit ifade ile kullandığımız her hangi bir ürünün beyni arızalı ise ondan faydalanamıyoruz. Öyleyse kalp gibi komplike çalışan bir organ her alanda, her halükârda ve her zaman bakımlı olmalıdır. Bakımı yapılmadığında oksitleniyor, kireçleniyor, arızalanıyor ve işlevlerini yapamaz oluyor. Elli senelik, yüz senelik bir hayat sürecinde hiç durmadan çalışan kalp randımanlı çalışması için mutlaka bakım ister. Kalp gibi bir makinanın bakımı için de ona ait kullanma kılavuzu gerek.

Onun kullanma kılavuzunda, estağfirullah tesbîhi vardır. Devamında fıtrat gereği ve neticesi olarak; “Lâ ilâhe illellah” ayarı yapılır. Bununla beraber günlük zikir, sabah- akşam yani sabah şafak ile güneş doğumu arasında, akşam da, akşam namazı ile yatsı namazı arasında yapılır. Gerek sabah ve gerekse akşam, bakım iksiri olarak; suphanallah, suphanallah, suphanallah, elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah, Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber, tesbîh edilir. Bu zikirler ortalama çok olarak tekrarlanabilir. Devamında lafzetullah yani, Allah, Allah, Allah daha çok sayıda tesbîh edilir. Bu tesbîhler dergâhlar arasında uygulamaları farklı şekillerde seyredebilir. Ancak Rabbimizin emri çok açıktır; “Kemâ allekumullah” yani Allah’ın öğrettiği gibi zikir yapılır ve sayısı ona göre ayarlanır. “Ey müminler! Allah’ı çok çok zikredin. O’nu sabah ve akşam tesbîh edin.”

Bu ilâhî beyandaki “çok çok” ifadesinden sonra gelen “tesbîh edin” Tef’il kipinden olduğu için çokluk ve süreklilik ifade eder. Bunun için de sayıda her hangi bir limit yoktur.

Bunlardan sonra Rabbimizin; “Beni zikredin, ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin de nankörlük yaparak küfre saplanmayın. ”Emri ilâhisi ile “eşşükrü lillah” tesbihi yapılır. Devamında hemen her peygamberin ümmetine, Rabbinize istiğfar edin, sonra O’na tevbe edin emri doğrultusunda; “esteğfirullahe’l azîm ve etûbu ileyh” ile kalbi besleyen enerji verilir.

İlim ile zikir kalp eğitimi için birer iksirdir. Bu iksiri kullanmamanın ağır bedelini ödediğimizi kim reddedebilir? Ve hangi delil ile? Esselamualeykum.

İlhan ORAL 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.