Karadeniz Güvenliği Yeniden Gündemde: Ankara’nın Moskova ve Kiev Diplomasisi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Vladimir Putin ve Volodimir Zelenskiy ile peş peşe gerçekleştirdiği görüşmeler, Karadeniz’de güvenlik dengelerini yeniden uluslararası gündemin merkezine taşıdı. 2022’den bu yana süren savaşın etkileri, özellikle deniz güvenliği ve enerji hatları üzerinden tartışılmaya devam ediyor.
Putin Görüşmesinde Gerilim Uyarısı
3 Nisan’da Putin ile telefon görüşmesi yapan Erdoğan, tüm taraflara gerilimi artıracak adımlardan kaçınma çağrısında bulundu. Karadeniz’de sivil gemilere yönelik saldırıların istikrarı tehdit ettiğini vurgulayan Erdoğan, bölgede tansiyonun düşürülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kremlin’den yapılan açıklamada ise Putin, Ukrayna’yı Rusya-Türkiye doğalgaz boru hatlarına ve ticari gemilere saldırı girişiminde bulunmakla suçladı. Moskova, Karadeniz’de kapsamlı güvenlik için koordineli önlemler alınması gerektiğini savundu.
Enerji Hatları ve Ticari Gemi Güvenliği Endişesi
Rusya’nın iddialarına göre Ukrayna, özellikle Türk Akım ve Mavi Akım gibi enerji hatlarını hedef alıyor. Ayrıca Rus petrolünü taşıyan bazı ticari gemilere yönelik saldırıların arkasında Kiev’in olduğu öne sürülüyor.
Bu tür olayların Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesine yakın alanlarda yaşanması, Ankara’nın güvenlik kaygılarını artıran önemli gelişmeler arasında yer alıyor.
Zelenskiy ile Görüşmede İş Birliği Mesajı
Erdoğan’ın İstanbul’da Zelenskiy ile yaptığı görüşmede de Karadeniz güvenliği öncelikli başlıklardan biri oldu. Türkiye’nin seyrüsefer emniyeti ve enerji arz güvenliğine verdiği önem bir kez daha vurgulandı.
Zelenskiy ise Türkiye ile güvenlik iş birliğini artırmayı hedeflediklerini açıkladı. Ukrayna’nın savunma teknolojisi ve askeri tecrübelerini paylaşmaya hazır olduğu mesajı verildi.
Deniz Unsur Komutanlığı ve Yeni Güvenlik Adımı
Türkiye’nin “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu” kapsamında İstanbul Boğazı’nda çok uluslu bir Deniz Unsur Komutanlığı kurma planı da dikkat çekti. Bu yapının, Karadeniz’de güvenliğin sağlanmasına yönelik yeni bir adım olması hedefleniyor.
Komutanlığın çok uluslu yapısı ve Avrupa merkezli koordinasyonu, uluslararası hukuk açısından bazı tartışmaları beraberinde getirdi.
Montrö Sözleşmesi Tartışmaları Yeniden Alevlendi
Gündemin önemli başlıklarından biri de Montrö Boğazlar Sözleşmesi oldu. Türkiye, savaşın başında sözleşmeden doğan yetkisini kullanarak boğazlardan savaş gemilerinin geçişini sınırlamıştı.
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Montrö’den taviz verilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Türkiye’nin Karadeniz politikasının, sözleşmenin sağladığı dengeye ve kıyıdaş ülkelerin önceliğine dayandığı ifade edildi.
Bölgesel İş Birliği ve NATO Dışı Yapı
Karadeniz güvenliği için oluşturulan yapının NATO kapsamında olmadığı, Türkiye ile birlikte Bulgaristan ve Romanya’nın katkı sağlayacağı belirtildi. Bu yaklaşım, bölgesel sahiplik ilkesine dayalı bir güvenlik modeli olarak öne çıkıyor.
Rusya ve Ukrayna’dan Montrö’ye Destek
Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği, Türkiye’nin Montrö konusundaki dengeli tutumunu takdir ettiklerini açıkladı. Ukrayna da sözleşmenin uygulanmasından memnuniyet duyduğunu daha önce dile getirmişti.
Ancak Kiev yönetimi, Rus petrolünü taşıyan ve “hayalet filo” olarak adlandırılan gemilerin boğazlardan geçişinin engellenmesini daha güçlü şekilde gündeme getirmeye devam ediyor.
Türkiye Dengeli Politikasını Sürdürüyor
Türkiye, Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına katılmazken, Karadeniz’de dengeyi koruyan bir politika izlemeye devam ediyor. Montrö Sözleşmesi’nin sağladığı yetkiler çerçevesinde hareket eden Ankara, hem Moskova hem Kiev ile diplomatik temaslarını sürdürerek bölgesel istikrarın korunmasına odaklanıyor.
HABER YORUM
Rusya, Ukrayna, Gazze, İran savaşları derken, dünya satranç tahtası haline geldi…
Herkes, karşıdakinin yapacağı hamleyi önceden düşünmek zorunda ve ona karşı hamle yapmak zorunda…
Kaldı ki, kartların yeniden karıldığı ve yeni bir dünya düzenin kurulacağı bu dönemde, yapılan hamlelerin sonucunu düşünmeden hareket etmek, kendi ülkenizin başına gelecekleri fark edememek demektir.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın hem Vladimir Putin hem de Volodimir Zelenskiy ile art arda görüşmesi, Türkiye’nin sadece arabulucu değil, aynı zamanda denge kurucu bir aktör olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Ancak ; “Türkiye gerçekten denge mi kuruyor, yoksa büyüyen bir fırtınayı geciktirmeye mi çalışıyor?” bunun iyi irdelenmesi gerekiyor…
Karadeniz’de tankerlerin saldırıya uğraması, enerji hatlarının hedef alınması, savaşın deniz yollarında da olduğunun açık bir göstergesi… Hele ki İran’ın da ABD saldırıları karşısında Hürmüz Boğazını kapatmasını da buna dahil edersek, asıl savaşın deniz yollarında ve enerji hatlarında olduğu gerçeğini ayan beyan görebiliriz.
Türkiye’nin İstanbul Boğazı’nda kurmayı planladığı çok uluslu Deniz Unsur Komutanlığı ise Stratejik bir denge unsuru olarak görülse de, bunun ileride cereyan edebilecek olumsuz yönleri de iyi düşünülmesi gerekir. Bugün “güvenlik” adı altında kurulan birçok yapı, aslında güç sahiplerinin kendi çıkarlarını tahkim ettiği araçlara dönüşmüştür. Zira, çok uluslu güçler deyince, o çok uluslu güçlerin hepsinin kapitalist bir kafayla dünyayı ne hale getirdikleri ortadadır…
Ancak şunu unutmayalım:
Denge politikası, güçlü olduğunuz sürece bizi ayakta tutar…
İSLAMİ HABER “MİRAT”
YOUTUBE